15 Temmuz bir milattır!

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
21.04.2021
A+
A-

15 Temmuz gecesi bu millet destansı bir direniş sergiledi. Direnişin ölçü tanımayan niteliği bugüne kadar pek çok kez anlatıldı, bundan sonra da anlatılacak. Ayrıca ne kadar anlatılsa yeridir. Ancak mevzuyu ciddi konuşma ve bu konuşmaya eşlik eden ciddi bir pratik şartıyla. Maalesef toplum olarak kritik anlarda gösterdiğimiz cevvalliği geniş zamanlardaki lakayt performansla anlamsızlaştırmakta çok mahiriz. İddialı ve itham edici şeyler söylediğimin farkındayım. Ancak bu ülkenin bugününden ve yarınından kendisini sorumlu hisseden birisi olarak 15 Temmuz’a ilişkin değişik vesilelerle değindiğimiz hususların altını çizmekte fayda görüyorum.

15 Temmuz ihanet kalkışmasının aktörü FETÖ olup millet nezdinde de, hukuk nezdinde de tarih nezdinde de gayrı meşrudur, lanetlidir. Bu örgütün ne olduğu, ezoterik inancı, örgütlenme şekli, ilişki ağı vs. ile konuşuluyor, tartışılıyor. Bu yönüyle örgütün layıkıyla ortaya çıkması önemlidir. Ancak FETÖ ile mücadele bununla sınırlı değil. Bir örgüt olarak FETÖ’yü tasfiye, ancak bu örgütün zihniyetini hedef alan daha geniş ölçekli bir mücadeleyle mümkün. Bu konuda açık konuşmak gerekirse ne bir konuşmamız, ne bir tartışmamız ne de bir yol haritamız var. Böyle bir mücadelenin verilebilmesi için FETÖ’nün varlık bulduğu ve alabildiğine büyüdüğü zeminin eleştirel bir gözle değerlendirilmesiyle mümkündü. Oysa biz işi FETÖ’ün karanlık ilişki ağında, örgüt liderinin paranoyak kişiliğinde, batıni öğretisinde vs. tutmayı, buraları karanlık ve inanılmaz kılarak yaptığımız işin ne kadar büyük olduğuna kendimizi iknaya giriştik. Elbette yaptığımız iş çok büyüktü. Ancak 15 Temmuz bir finalin adı değil, taze bir başlangıcın tarihiydi. 15 Temmuz yürünülüp biten bir yolun değil, kapısı açılan ancak ilk adımların atılmayı beklediği uzun ve yorucu bir yolun başlama startıydı.

FETÖ’nün varlığına, gelişimine ve meşruluğuna imkan tanıyan koşulların ortadan kaldırılması, devlet-toplum ilişkisinin Türkiye’nin hiçbir ferdini kula kul etmeyen, namerde muhtaç etmeyen bir şekilde adalet, özgürlük, ahlak temelinde yeniden formüle edilmesi gibi yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gereken hadiselerdi. Bu ufuk aynı zamanda kalkışmanın parçası olan darbecilerden hakka ve hukuka riayet eder şekilde hesap sorulmasını gerektiriyordu. Gel gör ki bu iki hususta da yapıp ettiklerimizin 15 Temmuz gecesi verilen mücadelenin şanına yaraşır olmadığı açıktır. Ne darbeci hainlerden layıkıyla hesap sorabildiğimizi söyleyebiliriz ne de sistemi yapısal bir dönüşüme uğratabildiğimizi ileri sürebiliriz. Verili sistemin bir tür çözüldüğü ve milletin müdahalesiyle 15 Temmuz’da yeniden hayata döndürülmesi FETÖ’cü  hainlerin tasfiyesini beraberinde getirmiş ancak mücadelenin buraya hasredilmesi destansı direnişin alan açtığı ve meşruiyetini sağladığı pek çok iş ve işlemi gündemden çıkarmıştır. Aktörün tasfiye edilmesi başka bir şey, sistemin Türkiye’nin geçmiş hastalıkları ve gelecek vizyonu dikkate alınarak yapısal bir değişime uğratılması bambaşka bir şeydir. FETÖ üzerinden aktörün tasfiyesine odaklı bakış hem sorunu alabildiğine sınırlamış hem de yer yer sapla samanın birbirine karıştığı çok da etkin olmayan bir hukuki sürece sıkıştırmıştır.

FETÖ, varlığını ve kalkışmasını ne sadece kendi başarısına ne de ilişkilerinin güçlü olmasına borçlu. FETÖ bunların yanında asıl gücünü tarihsel-toplumsal ve siyasal derinliği olan yerleşik düzenden ve ilişki ağından almıştır. Bu yapı değişmediği sürece tehlike geçmiş sayılmaz, FETÖ ile mücadele hakkıyla verildi denilemez.

15 Temmuz Türkiye siyasi tarihi açısından “kral çıplak!” denilen istisnai bir andı. Sistemin nasıl olduğu, içinde ne tür karanlık yapıların ve ilişkilerin döndüğü, nasıl ilke ve kural tanımayı gerektirmeyen iş ve işlemlere yol verdiğini gördük. Tekrar etme pahasına yine altını çizelim. Burada mesele; bu haldeki sistemin içine sızan, onu kendi meşru olmayan emelleri için kullanan hainlerle sınırlı tutulamaz. Bu hainlerin yanı sıra bu haldeki bir sistem, bu haldeki bir varlık kabul edilemez. 15 Temmuz’da mutlak surette hatırda tutulması gereken asıl önemli mesele budur ve toplumun tüm kesimlerinden ilgi görmeyi, el atılmayı bekliyor. 15 Temmuz bir milattır, evet. Ama 15 Temmuz neyin miladıdır ve bu milat oluşun gerektirdikleri nelerdir sorusu da layıkıyla cevaplanmayı bekliyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.