15 Temmuz

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
22.12.2017
A+
A-

Yaşanan hadiselerin büyüklüğü, dile dökülmek için kullanılacak kelimeleri kifayetsiz bırakır bazen. Hangi kelimeyi, hangi kavramı kullanırsanız kullanın anlatılmak istenilen şeyin içinizde kaldığını hissedersiniz. 15 Temmuz gecesi hem zihinsel hem de duygusal açıdan sarsıcı bir deneyim,  dönüştürücü bir tecrübedir. Ne olduğunu, nelerin yaşandığını, kimin hangi kahramanlıkları yaptığını da anlatmayı çok gerekli görmüyorum. Ancak bu sarsıcı deneyimi, bu dönüştürücü tecrübeyi görmezden gelen, ilmel yakin, aynel yakin ve hakkel yakin bilineni çarpıtmaya çalışan teşebbüsler var ki 15 Temmuz gecesini şanlı bir destanın zamanı olarak kodlayan akla, duyguya, inanca ve bunlar üzerinden harmanlanmış kutlu eyleme hakaret ediyor.

Sahici bir iletişimin, diyalog ve söylemin gerçekliğe değmeyen kelimelerden müteşekkil olduğu varsayımıyla yaşanan hadiseyi değerlendirenler, söylemin asıl dinamiğini dile gelmeyenin, dipte kalanın, satır aralarında gizlenenin oluşturduğunu ya fark etmiyorlar veya fark etmek istemiyorlar. Teferruatlı iktibaslarla yazıyı boğmak istemiyorum. ABD’den AB’ye, NATO’dan uluslararası medyaya küresel statükonun tüm bileşenleri meseleyi ele alış, yorumlayış ve yansıtış biçimleriyle sözüm ona pozisyonlarını müdafaa ediyorlar. Gerçekleşmesini umdukları ahlaksız beklentilerini ve kamufle ettikleri ilkesiz çıkarlarını gerçekleştirmeyi bekliyorlar. Evi basılan, hanesine tecavüz edilen, canı, malı, ırzı tehdit edilen mağdurlar karşısında mütecaviz ahlaksızların hırpalanmaması için sefer oluyorlar, sağduyu ve sükûnet görünümü altında tehditlerde bulunuyorlar. Nefsi müdafaada bulunanların karşısına geçip canına kasteden, hanesine tecavüz eden ihanet ve şer şebekelerine karşı kalkan olmayı seçiyorlar.

Şüphesiz iyi ediyorlar. Bundan çokta şikâyetçi olduğum yok esasında. Tersine aynel, ilmel ve hakkel yakin olduğum bu bilginin tekraren teyit edilmesinden ziyadesiyle memnunum. Kendi pozisyonunu, niyetini ve bağlantılarını lisanı hal ile hatta yetmeyip basit bir söylem analizi ile açığa çıkartılabilen dil ile de ikrar edenler ne tür bir cibilliyetsizlikle malul olduklarını açık ettikleri gibi zihinlerimize sinsi bir ağ gibi örttükleri hegamon söylemleriyle de ne tür bir inanç ve ilke katledicileri olduklarını haykırıyorlar.

Tüm bu bileşenler ve bunların hatırı sayılır sayıdaki içerdeki uzantıları meseleyi sıradanlaştırmak, itibarsızlaştırmak ve buharlaştırmak için olmadık dalavereler çeviriyorlar. Millete, milletin mevcudiyetine ve istikbaline dönük gerçekleştirilen hunhar saldırıyı, ölçü ve kıyas kabul etmez teşebbüsü vakayı adliyeye dönüştürmeye çabalıyorlar. Dünyanın her yerinde her gün gerçekleşen, gerçekleşebilen bir hadise gibi ele alıp mevcut dengenin muhafazasını, istikbalde yeniden harekete geçirilecek bu pek kullanışlı statükonun devamını talep ediyorlar. İçerden ve dışardan yükseltilmeye çalışılan bu söylem 15 Temmuz gecesi milleti hedef alan operasyonun şeksiz-şüphesiz devamı niteliğindedir. Mankurtalaşarak kendisine yabancılaşan ve tüm imkân ve olanaklarıyla müktesebatına savaş açanlar dışında bu operasyonel söyleme alan açanlar tarih ve milletin maşeri vicdanı önünde hesap vermekten kurtulamazlar. 

Niyet, beklenti ve teşebbüsleriyle millete yeni vesayet arayışlarında olan tüm küresel odaklara, yapılara karşı 15 Temmuz’da açığa çıkan aziz duruşu, duyarlılığı ve eylemliliği korumak, kollamak ve geleceğe taşımak milletin sinesinde yeniden varlık ve güç bulan siyasilere düşmekle birlikte her halükarda milletin kendisine düşmektedir. Bu duruş, duyarlılık ve eylemlilikte parıldayan ve bugünümüze, yarınımıza dair ümidimizi perçinleyen aklın ve ruhun gereklerini karşılamak varoluşsal bir görev olarak önümüzde durmaktadır. 15 Temmuzu bu millete yaşatan yapısal nedenler başta olmak üzere tüm şahsi ve örgütsel zaaflar, ilke ve değer taşımayan sözüm ona taktik ve stratejik değerlendirmeler kritik edilmeyi beklemektedir. 

Son birkaç yılda cereyan eden 17-25 Aralık, 7 Haziran, 15 Temmuz gibi tüm kritik hadiseler milletin basiretli-ferasetli dokunuşları ile aşılmıştır. Bu açıdan yönlendirmeler, iç ve dış karartmalar ve söylemler karşısında mevcut gerçekliği gözeten ve yeri geldiğinde maliyeti yüksek bedeller pahasına görev üstlenen bu milletin hissiyatına, hassasiyetine ve yönelimine uygun usul ve erkânın tesisi ve gözetilmesi önümüzdeki sürecin aciliyetidir. Bu hissiyat, hassasiyet ve yönelim karşılandıkça güvenliğimiz artacak, buna uygun bir mücadele verildikçe büyüyecek ve bunu gözten dil sahiplenildikçe sorunlarımız aşılacaktır. Aksi takdirde iki yılda bir tökezleyen sistemi çalıştırmak için milletin görev üstlenmesi kaçınılmaz olmaktadır ki bu durum zaten ortada işleyen bir sistemin olmayışını ve dolayısıyla problemler yumağı içerisinde debelendiğimizi kanıtlamaktadır. Bu açıdan milletin 17 Temmuz’daki omuz verişini kalıcı bir çözüm aparatına çevirmek için alan açılmış, saha temizlenmiş, atılacak adımlar için meşruiyet oluşmuştur. Hissiyat, hassasiyet ve yönelime uygun, barış ve kardeşlik, adalet ve özgürlük temelinde özgüvenle yol almak vaktidir. Sefer için şartlar uygun, ahval müsait….

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.