Özgür Eğitim-Sen

15 Temmuzu anmak sistemi hak ve özgürlükler temelinde dönüştürmektir

13.07.2018
A+
A-
15 Temmuzu anmak sistemi hak ve özgürlükler temelinde dönüştürmektir

Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer, alçak kalkışmanın yıldönümünde Karar Gazetesi'nde (13.07.2018) yayımlanan yazısında 15 Temmuz kalkışmasına karşı milletin göstermiş olduğu direnişin destansı olduğunu ve anmalarımızın anlamlı olması için belirterek “yapısal sorunlarımızdan insan kalitemizdeki zaaflara uzanan bir özeleştiriye ve bunları giderecek düzenlemelere yol vermeliyiz” uyarısında bulundu. Genel Başkan'ın yazısının tamamı şu şekilde:

15 Temmuz 2016’da maruz kaldığımız ihanet kalkışması siyasi tarihin görebileceği en sıradışı darbe girişimiydi. Önceki darbelerden farklı olarak onyıllara yayılan hazırlık süreci, örgütlenme mantığı ve şekli, kadrolaşması, küresel ilişki ağı, söylemi vs. ile beliren soft bir ‘cemaat’ yapılanmasının basın-yayın ve hukuk ile başlayan ve güvenlik güçlerinin 15 Temmuz’da fiili kullanımıyla pik yapan kalkışması milletin destansı direnişi ile püskürtüldü. Devletin varlığını ve milletin iradesini hedef alan ihanet kalkışması ardında 248 şehit, 2 bin 196 yaralı ve sayısız mağdur bıraktığı gibi aynı zamanda yapısal sıkıntılarla malul devlet yapılanmamızı iyice içinden çıkılmaz bir hale sürükledi. Güvenlik sistemimizin asli bileşenleri emniyet ve ordu, devletin olmazsa olmazı yargı bürokrasilerinin yanı sıra tüm kurumsal varlığımız üzerinde ‘güvenilmezlik’ bulutlarının dolaştığı, devletin kalkışmayla adeta hem varlık hem de meşruiyet krizine girdiği kaotik bir sürece şahitlik ederken aynı zamanda yaşanan kalkışmayı adeta kollayan, milletin destansı direnişinden rahatsızlık duyan küresel sistemin, bu sistemin merkez ülkelerinin ilkesiz ve ahlaksız siyasetine de tanıklık ettik. Yapılan ihanet kalkışmasını kınamayı akıllarına getirmeyenler, gözaltına alınanlara iyi davranılmasını, gözaltına alınanların ‘müttefikleri’ olduğunu dile getirerek başarısız olan darbecilere kol kanat germe çabasına girmişlerdi adeta.

15 Temmuz’da milletin göstermiş olduğu şanlı direniş siyasi tarihe bir milletin var kalma destanı olarak geçti.

Milletin iradesini hedef alan kalkışmanın üzerinden iki yıl geçti. 15 Temmuz’da milletin göstermiş olduğu şanlı direniş siyasi tarihe bir milletin var kalma destanı olarak geçti. Bu şanlı destanın yıldönümünü vesilesiyle şehitlerimize rahmet diliyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyor ve gösterdiği ölçü kabul etmez azim ve kararlılıktan dolayı da milletimize tebrik ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yine bu şanlı direnişin-destanın yıldönümünün hem ahvalimize dönük bir muhasebe daveti hem de hafızamızın diriliğine dair esaslı bir iddia olduğunu belirtelim. Kollektif hafızamızda anlamı ve önemi olan bu tür hadiselerin anılmasının/hatırlanmasının sahici bir nitelik kazanması için bazı hususların altını çizmemizde fayda var. Çeşitli vesilelerle daha önce de dile getirdiğimiz üzere en kudretli devirlerinde bile ihanetlerin, karanlık hesapların, çetrefilli ilişkilerin tesis edilebildiği bir coğrafyadayız. Ulusal, bölgesel ve küresel gelişmelerin netameli bir vaziyete yol verdiği kritik süreçlerde zaten en umulmadık insan ve yapıların ne tür savrulmalar geçirdiğini acı deneyimlerle öğreniyoruz, biliyoruz. Lakin öğrenmenin, bilmenin sınırı yok. Şayet öğrenmemize ve bilmemize eşlik eden bir amelimiz yoksa zaten öğrenme(miz)/bilme(miz) anlamsız; varlığı da tartışmalıdır. Çünkü bilme/öğrenme; zihinsel bir kazanımı değil, geçerliliği-güvenilirliği tavır, tutum ve davranışlarımızla sınanan performatif bir vaziyeti gerektiriyor. O yüzden tecrübeli olmak sizin veya başkasının yaşadıklarından alınması gereken dersi almak ve istikameti bu dersler üzere tayin etmektir. Yoksa yaşadığımız şeylerin çokluğu, başımıza gelen bela ve musibetlerin fazlalığı engin deneyimimize değil tersine akılsızlığımıza, tedbirsizliğimize, yetersizliğimize ve yüzeyselliğimize işaret eder.

EN GÜZEL VEFA YARINI İHYA

Altını çizmemiz gereken bir husus da hafıza sahibi olmaktır. Yaşadıklarımızı unutmamak, başımıza gelenlerden gereken dersleri çıkarmaktır. Yaşatılanları, yaşatanları bilmek, farkında olmaktır. Bugünlerde yıldönümünü andığımız Srebrenitsa katliamını da içerecek şekilde Bosna Savaşı’nda maruz kaldıkları soykırım üzerinden Aliya İzzetbegoviç’in şu tarihi saptamasında dile getirdiği gibi: “Soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.” Lakin mesele burada bitmiyor. Unutmamanın veya hatırlamanın keyfiyeti de hayati önemde. Unutmamamız veya hatırlamamız yetmiyor ayrıca bunu nasıl yaptığımız önemli. Değil mi daha 70-80 yıl önce toplama kamplarında insanlık tarihinin büyük trajedilerinden güç bela canını kurtaranlar; bugün aynı trajediyi Filistinlilere yaşatmakta hiç de zorlanmıyolar. Zorlanmıyorlar, çünkü çoğu zaman unutmamak veya hatırlamak yaşadıklarına esir düşmektir. Hafızanın, deneyimin esaretine girmektir. Geçmişin bugüne uzanması, bugünü ifsad etmesidir. O yüzden sadece bizde değil denilebilir ki dünyanın pek çok yerinde atlatılan her büyük hadise, başa gelen her acı olay layıkıyla kavranmamış ve dört başı mamur ele alınmamışsa anma ve hatırlama girişimlerinde karşımıza çıkan abartılı sembolizm maalesef söz konusu eksikliği perdeleme performansı oluyor. Baudrillard’ın yerinde ifadesiyle meselenin pornografikleşmesi, içerik yitimine maruz bırakılmasıdır. Belirli bir periyotlarla cari sistemi vesayet kodlarına döndüren darbe geleneğimizin nev-i şahsına münhasır kalkışması olan 15 Temmuz darbe girişimini ve FETÖ’yü unutmama/hatırlama çabamızı, örgütün ve kalkışmanın sıradışılığı üzerinden değil bireysel ve kurumsal işleyişimizdeki eksiklikler, yanlışlıklar üzerinden vermeliyiz. Yapısal sorunlarımızdan insan kalitemizdeki eksikliklere ve zaaflara uzanan bir özeleştiriye ve bunları giderecek düzenlemelere yol vermeliyiz.

15 Temmuz ve FETÖ, bu ihanet şebekesi için mümbit bir zeminin, ilişki ağının ve iklimin varlığının da işareti.

Aksi takdirde yukarıda da dile getirildiği gibi anma girişimleri yapılması gerekenlere karartma uygulayan tuzaklara dönüşebilir. O yüzden Türkiye açısından kritik bir sistem değişikliğinin de gerçekleştiği şu tarihsel eşikle çakışan 15 Temmuz’un yıldönümünde hak ve özgürlükler temelinde yürütülecek bir yapılanmanın gerçek anlamda bir hatırlama/unutmama olduğunu bilmek durumundayız. Hatırlama/anma tarihe/hayata karşı bir meydan okumadır. Isırılan yerden bir daha ısırılmama, eksiklerden, zaaflardan gerekli dersleri almadır.

 

İddianın, meydan okumanın sınanacağı yerin pratiğimiz olduğu açık. Bu hadiseyi ve aktörlerini küçük görmek anlamına gelmez. Benzer hadiselere, aktörlere karşı yapıyı, zemini güçlendirmektir. Devleti kapanın elinde kaldığı, karanlık mahfillerin içinde yuvalandığı, yakınlık-yandaşlık üzerinden birtakım yapıların örgütlendiği derme-çatma bir yapı olmaktan çıkarmaktır. Sistemin kurumsal işleyişini, denge-denetleme mekanizmalarını, personel rejimini temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra günümüzün yönetim anlayışına uygun şekilde yapılandırmaktır. 15 Temmuz ihanet kalkışmasının bizi sürüklediği güvenlik krizinden, asayişçi iklimden sıyrılarak özgürlük-güvenlik hassas dengesinin yeniden tesis edildiği ve sivil siyaset alanın çeşitliliğe ve çoğulculuğa imkan tanıyan bir iklime tekrar kavuşmasını besleyecek adımları atmaya özen göstermektir. Unutmayalım 15 Temmuz ihanetinin failleri-müsebbipleri tarih, toplum ve adalet önünde zaten mahkûm ve gayrımeşru durumdadırlar. Anma/hatırlama çabamızın özü itibariyle bize ve bugünümüze/yarınımıza dönük bir duyarlılık olduğu ve dolayısıyla mükellef olduğumuz hak ve adalet mücadelesini yükseltmek ile ilintili olduğu açıktır. Evet, 15 Temmuz FETÖ’nün milleti hedef alan hain saldırısıdır. Ancak aynı zamanda 15 Temmuz ve FETÖ, bu ihanet ve şer şebekesi için mümbit bir zeminin, yapının, ilişki ağının ve iklimin varlığının da işaretidir. Bizim anma ve hatırlamamızda önemli olan 15 Temmuz şanlı direnişi ve hain FETÖ kadar bu zeminin, yapının, ilişki ağının ve iklimin sorun edilmesidir. Aynı zamanda FETÖ ile mücadelenin esas önemli ayağının zemini, yapıyı, ilişki ağını, zihniyeti, felsefeyi, sorun çözme tarzını ve iklimi dönüştürme mücadelesi olduğunu bilmek ve ona göre davranmaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.