Özgür Eğitim-Sen

ADEVİYE MEYDANININ ÖZGÜRLÜK ATEŞİ İNSANLIĞI AYDINLATIYOR

26.11.2016
A+
A-
ADEVİYE MEYDANININ ÖZGÜRLÜK ATEŞİ İNSANLIĞI AYDINLATIYOR
 
 
 Kuzey Afrika’da başlayan dönüşüm dalgasının en heyecan verici halkası olan Mısır’da, ulusal ve uluslar arası manipülasyonlarla gerçekleştirilen askeri darbe ve sonrasında yaşananlar kaygı verici niteliktedir. Yaşanan askeri darbe karşısında yalnızlığa terk edilen mısır halkının büyük bir olgunlukla başlatmış olduğu şiddetten uzak sivil direnişi önlemek, itibarsızlaştırmak, görmezden gelmek, meşruluğuna tartışmalı hale getirmek için büyük gayret gösteren askeri cunta, darbenin sevimsiz yüzünü gördükçe ya da kendisine gösterildikçe kendi dışındakilere dönük şiddet girişimlerini arttırmaktadır. Nitekim büyük bir direniş merkezi olarak tarihe geçmeyi hak etmiş olan Adeviye meydanında yüzlerce insanı öldüren ve binlercesini yaralayan bir vahşetin dengesini yitirmiş, gözü dönmüş bir mantığın-psikolojinin sonucu olduğu ortadadır.
            
           Dünyanın gelmiş olduğu bu aşamada egemen sistemin gizli ya da açık onaylamalarına yaslansa bile meşru olamayacağını fark edemeyen askeri cunta büyük bir şaşkınlık ve tedirginlik içerisinde toplumun kendi içerisindeki bölünme ve gerilimden korunaklı bir iktidar devşirmenin hesaplarına girişmektedir. Darbecilerin toplumun belirli kesimlerini diğer kesimleri aleyhine kışkırtma, sokağa çıkartma ve bu gerilim üzerinden hem meşruiyet kotarma hem de toplumsal bir zemin inşa etme girişimleri beyhude çabalardır. Toplumun belirli bir kesimini yedeğine alarak diğer kesimleri baskılayan, yok sayan bir siyaset etmenin sürdürülemez oluşunun en büyük göstergesi Mısır’ın birkaç yıllık tarihsel tecrübesidir. Aklı tutulan, basireti bağlanan ve hırsları, içine girdikleri karanlık ilişkilerin yönlendirmelerinin fark etmeleri gereken en önemli nokta eskinin, eski alışkanlıkların, düzenlerin, hesapların sürdürülemez oluşudur. Toplumun geniş kesimlerinin kuşatıldığı, kapatıldığı, talep ve beklentilerinin görmezden gelindiği bir yapılanmanın iç-dış gizli-açık güç şebekelerinin etkin destekleri, planlamaları, yönlendirmeleri ve verdikleri milyarlarca dolar yardımlara rağmen kalıcı olamayacağı bilinmelidir. Bireysel hak ve özgürlük taleplerinin özgüvenle dile getirildiği bir tarihsel eşikte, var olmak için büyük badireler atlatmış geniş toplumsal kesimlerin askeri cuntanın göstereceği politik yere rıza göstereceğini ummak saf bir beklenti olduğu gibi darbe heveslilerinin de sosyal psikolojiden, sosyolojiden ve siyasetten bihaber olduklarının göstergesidir. 
 
           Hiçbir darbe iç siyaset dengeleriyle açıklanamaz. İç siyasi dengeler ancak darbelerin arkasındaki asıl aktör ve nedenleri ve çıkarlarının üzerini örtme argümanı olarak kullanılır. Mısır’da yaşanan darbenin arkasında ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve bölgenin diğer diktatöryal rejimlerinin olması bu darbeyi, amaçları ve istediği sonuçları açısından daha derin okumayı gerektirir. Darbecilerin apar topar Gazze kuyularını kapatması, Suud rejiminin ve körfez ülkelerin milyar dolarlarca para göndermesi, ABD’     nin darbe dememesi ve AB’nin katliam karşısında sessiz kalması, Mısır darbecilerinin kimlere selam durduğunun ve kimlerin talimatı ve göz yummasıyla cinayetler işlediğinin açık göstergeleridir. Müslüman coğrafyası yüz yıldır uluslar arası şebekelerin siyasi oyun alanı ve ekonomik sömürü pazarları oldu. Ancak Müslüman dünya bu oyunlara karşı direnebilecek siyasi ve sosyal olgunluğa erişti.
 
           Ok yaydan çıkmıştır. İslam dünyasının tümünü kaplayan değişim dalgası darbeci, otoriter yönetimlerin ve işbirlikçilerinin keyfi tasarruflarına bağlanacak, uyum gösterecek bir yapıda olmaktan çıkmıştır. Bu açıdan ulusal ve uluslar arası güç dengeleri içerisinde darbe düzeninin arzu edilir olmasının bir anlamı yoktur. Yeni dönem toplumun tümünün taleplerini ve beklentilerini göz ardı edecek her türlü formülasyonu atıl kalmaya mahkûm etmektedir. On yıllardır kapatıldıkları baskı-zulüm çemberini parçalayan toplumu eski düzenin yaşam koşullarına çağırmak işlevsiz bir girişimdir. Meşru talepleri, yaşama müdahil olma ve değerleri ile var olma imkânları sürekli kısıtlayan, insanları ağır olağanüstü şartlar altında ikinci sınıf bir yaşamı yaşamaya zorlayan darbecilerin emelleri kursaklarında kalacaktır. Hangi güç odağına yaslanırlarsa yaslansınlar akıttıklar kanlar içerisinde boğulmaya mahkûmdurlar. İnsanların meşru, haklı hak ve özgürlük talepleri karşısında kaba güç düzenekleri ile var olmanın imkanı yoktur. Meşruiyet kaygıları arttıkça topluma dönük yönelttikleri şiddet dalgası toplumun geniş kesiminin sindirilmesine yaramayacaktır. Adeviye meydanında toplanan halka ölüm yağdırarak sindirmeye çalışan darbeciler esasında kendilerini saran korku çemberini yırtmaya çalışmaktadırlar. Baskı, zulüm ve kaba güç ile içine düşmüş oldukları aşağılık durumdan çıkamayacakları gibi başta kendi toplumlarının olmak üzere insanlığın maşer-i vicdanında mahkum edilmekten kurtulamayacaklardır. 
 
Özgür Eğitim-Sen olarak bu katliamı yapan Darbecileri ve tüm işbirliklerini şiddetle kınıyoruz. Başta Adeviye meydanında şanlı bir direnişte şehit edilen yüzlerce insan olmak üzere Mısır halkının adil ve özgür geleceği için canlarını veren tüm şehitlerini rahmetle anıyoruz. Yaralanan binlerce insana acil şifalar diliyoruz. Kararlılıkla darbecilere karşı şanlı bir direniş sergileyen Mısır halkını selamlıyor ve kendilerinin destekçileri olduğumuzu bildiriyoruz.   
                                            
                                   ÖZGÜR EĞİTİM-SEN YÖNETİM KURULU

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.