Askeri Okullar problemi KHK’nın boyunu aşıyor!

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
29.12.2017
A+
A-

15 Temmuz kalkışmasından sonra KHK ile alınan tedbirlerden birisi de askeri okulların kapatılması oldu. Bu okulların sistem içindeki konumu ve öğrenci alım prosedürleri FETÖ tarafından dikkatle ele alınımş, bütün köşe başları tutularak sistem müstakbel iktidar için FETÖ‘ye yontulmuştur. Bu açıdan askeri okulların ele alınması önemlidir. Ancak 15 Temmuz kalkışmasının analizi ve çözüm arayışı FETÖüzerinden tüketilemez, tüketilmemelidir. Tüketilirse milletin destansı direnişi gölgelenecek, büyük bir fırsat heba edilecek. Okulların kapatılması dikkat edilirse güvenlik tehdidi üzerinden ele alınıyor. Oysa verilen eğitimin kalitesi ve niteliği, bu okulların sistemik yapılanması üzerinden yürütülecek tartışmanın çok daha geniş ve derin olması zarureti var.

Diğer taraftan bu okullar için alınan karara karşı çıkanların da kuru bir sınıfsal reaksiyon dışında dişe dokunur birşey söyledikleri yok. Yıllarca Türkiye‘deki müesses nizamın imtiyazlı bir bileşeni olarak varlığı tesis edilmiş ve özenle korunmuş bu yapının, ki ele geçirilmek istenmesinin motivasyonu da budur, ideolojik-poltik karakteri dışında ele gelir bir tarafının olmadığı da 15 Temmuz ile açığa çıkmış oldu. Eğitimin kalitesinden tutun denetim mekanizmasına değin anlaşılıyor ki göstermelik prosedürlerin altında paralel evrenler inşa edilmiş ve buralarda karanlık odaklar ihtiraslarına uygun iktidar ağları örmüşler.

Bu okullara ilişkin alınan karara karşı çıkanlara şunu söylemek lazım: birincisiTürkiye‘deki pek çok kurum gibi buralarda şekilsel bir mevcudiyetin dışında bir şey yok. İkincisi çok güçlü bir şekilde verildiği zannedilen eğitimin de öyle kayda değer bir tarafı yok.  Üçüncüsü devlet, millet, vatan aşkı, toplumla duygu ve ruh bütünlüğünü taşımaktan  ziyade kendi sınıfsal çıkarlarını korumayı gözeten, kendi için bir yapılanma teşekkül etmiş. Zaten milletten özenle korunmuş, kaçırılmış hatta pek çok uygulamasıyla millete karşı konumlanmış bu yapının milletle duygudaşlık temelinde bir ilişki tesis etmesinin imkansızlığı aşikar. Nitekim bugün millet hala ters bir şeyler duysa kamyonuyla, traktörüyle, kazma ve küreğiyle kuşatma altına almak için askeri kışlaları düşünmesi ve oraya koşması bile bu durumun hazin ve ibretlik göstergesidir.

Diğer taraftan bugün KHK ile yapılan düzenleme, başta belirttiğim gibi güvenlik endişesi ve tedbiri üzerinden yapılandırılmış. Tüm lise, meslek liseleri ve dengi okullardan öğrencilerin alınacak olması önemlidir. Zira millete ait bir ordunun milletin geniş kesimlerine kapatılması başlı başlı başına problem teşkil ediyor. Ancak dikkat edilirse bu düzenleme alana erişim ile ilgili bir haksızlığı gideriyor. Bunun yanında verilecek eğitimin neliği, niteliği, kalitesi ile ilgili düzenlemelerin mutlak suretle yapılmasında zaruret var. Tıpkı genel eğitim sistemimizdeki karamsar tablo burada da kendini gösteriyor.

Bugün kamuoyu önünde görüş ve analizleriyle duran pek çok kurmayın durumu malesef sivil hayatın hayli gerisindedir. Nitekim kurmay statüsündeki pek çok kişinin FETÖ‘ye kör bağlılığı, milleti makinalı tüfekle, tankla, F-16 ile taraması buna delalettir. Diğerlerinin de katı bir kemalist-ulusalcı damar dışında tebarüz eden bir yaklaşımına şahitlik edemedik bugüne kadar. Daha düne kadar en basitinden annesi başörtülü diye nizamiyeye alınmama, askeri okullara girememe ve laiklik sopası ile millete vesayet biçme uygulamalarına bu kurmaylardan bir tanesi çıkıp ne yapıyoruz Allah aşkına! demedi. Bugün hala diyen yok esasında. Kerhen göz yumulan, katlanılan bir taviz şeklinde ele alınıyor durum. Sivil siyasetin kararlılığı ve baskılaması üzerinden seyreden mevcut siyasal konjonktür ile ilgili durum. Hak ve hukuk gözetilerek yapısal düzenlemelerin yapıldığı ve kabul edildiği bir düzenden bahsedemiyoruz hala.

O yüzden askeri okulların durumu salt güvenlik tehdidi, endişesi üzerinden değil verilecek eğitimin de mutlak surette elden geçirilmesi zarureti ile beraber ele alınmalıdır. Temel paradigmanın dönüştürülmesi, millet ile milletin değerleri ile uyumlu, tarihi ve kültürüyle barışık, inanç evrenine saygılı bir hüviyette yeniden yapılanması beklenen ve arzulanandır. O yüzden 15 Temmuz ile birlikte ele geçen tarihi fırsatı ve imkanı palyatif tedbirlerle geçiştirmemek, darbe aldığımız eli görmekle birlikte darbeye zemin hazırlayan koşulları da görebilecek bir siyasete ihtiyacımız var. Zira kim yaptı? kadar önemli olan, neden yaptı?nasıl yaptı?niçin ve nasıl yapabildi? gibi zor sorular var. Herbiri önemli bu soruların ancak biri diğerlerini baskılarsa meselemiz zor ve çetin olacak demektir. Bugünde öyle görünüyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.