Özgür Eğitim-Sen

BİR VODVİL OLARAK TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

26.11.2016
A+
A-
BİR VODVİL OLARAK TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ
 
 
  *Özgür Eğitim-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Ali AYDIN 2013 Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerini, Radikal Gazetesinde 22.08.2013 tarihinde yayımlanan yazısı ile değerlendirdi. 
 
"Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri, yetkili konfederasyonun alelacele attığı imza ile neredeyse başlamadan sona erdi. Görüşmelerde masada olan diğer iki konfederasyon Kamu-Sen ve Kesk, yetkili konfederasyon Memur-Sen ve hükümet işbirliği ile saf dışı bırakıldı. Görüşmenin olmadığı bir sözleşme süreci konu ile hiç ilgili olmayanlar için bile ironik bir durum ortaya çıkardı. Görüşmelerin, görüşmeler için ön görülen sürenin 20 gün öncesinde alelacele bitirilmesi, Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun hükümetin teklifini kabul edilemez olarak niteledikten tam 24 saat sonra teklife kameralar karşısında imza atması; hiç şüphesiz Toplu İş Sözleşmesinin ciddiyetinden de çok şey alıp götürdü. Ortaya seyirlik bir vodvil çıktı. Bu durum artık neye imza atıldığından, kazanım ve kayıpların neler olduğundan çok daha elzem olan başka tartışmaları tetikleyici mahiyettedir. 
 
Sendikaların doğuşunda alın teri ve kan var. İnsanlık dışı çalışma koşullarına karşı, işçilerin örgütlenerek kurdukları ve yaşatmak için canlarını ortaya koydukları sendikaların, emek ve mücadeleyle dolu bir tarihi var.  2013 Toplu İş Sözleşmesi ile sendikanın kelime anlamı buharlaşmış, sendikal mücadeleyi hükümsüz kılacak bir süreç işletilmiş ve sendikaların tarihinde yer alan emek mücadelesinin hatırasına kast edilmiştir. Sendikaların çalışanlar nezdindeki itibarları ve çalışanların sendikalara olan güvenleri ağır biçimde tahrip edilmiştir. 2013 Toplu İş Sözleşmesi bu açıdan değerlendirildiğinde sığ bir  %’lik maaş zammının ötesinde, etik değerler ve sendikal mücadelenin tarihi açısından kara bir lekedir. Arife günü imzalanması sebebiyle tüm kamu çalışanlarının bayram gününü karartmıştır. Yetkili konfederasyon Memur-Sen adeta kendisini iktidar, diğer sendikaları muhalefet olarak gören yaklaşımını sürdürmüştür. 2013 Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde yetkili konfederasyonun, işverenle aynı hizadaki sandalyeye oturmaktan dolayı aldığı keyif; pazarlığı sürdürme, gerekirse hakem heyetine taşıma, bu süre zarfında çalışanların taleplerini ve yaşadıkları mağduriyetleri kamuoyu ile paylaşma gibi seçeneklerin önüne geçmiştir.  Oysaki sözleşme masası sendikal rekabet yeri değildir. Bilakis sözleşme masası; sendikaların, taleplerini birlik ve bütünlük içerisinde işveren tarafına iletecekleri ve tek vücut olarak güçlü bir biçimde çalışanların hakkını ve hukukunu müdafaa edecekleri bir yerdir. Lakin maalesef süreç böyle işlememiş ve nihayetinde kaybeden çalışanlar olmuştur.
 
İCAZETLİ SENDİKALAR
 
Batı’da sendikalar güçlü toplumsal hareketlere dönüşebilmiş hatta kendi siyasi partilerini de kurabilmişlerdir. Örneğin İngiltere’de zaman zaman iktidara da gelebilmiş olan İşçi Partisi, işçi sendikası tarafından kurulmuştur. Bizde ise manzara, siyasi partilerin sendika kurması, eğer söz konusu siyasi parti iktidar ise haksız rekabet yaratacak bir biçimde bir sendikanın diğerlerine karşı kayrılması şeklinde, absürt denilebilecek bir hâldedir. Bu ise grev hakkının olmadığı bir yerde sendikaların zaten zayıf olan pazarlık güçlerini sıfırlamakta, sendikaların iktidara/işverene karşı kendi asli işleri olan çalışanın hakkını sonuna kadar müdafaa etme kararlılığını sekteye uğratmakta ve adeta birer siyasi parti bürosu gibi çalışan tabela sendikalarını palazlandırmaktadır. Bir sendika kendisini bir siyasi çizgiye yakın görebilir, hatta bir siyasi partiye desteğini de sunabilir; ancak bu onun asli işini savsaklamasına neden oluyorsa; kimse kusura bakmasın ama bunun adı, siyasi yakınlık pahasına çalışan kesimin manipülasyonudur.
 
HİÇ DEĞİLSE MİLLETVEKİLLERİNİ ÖRNEK ALIN
 
Siyasi partilere mensup milletvekilleri kendi maaşları ve özlük hakları söz konusu olduğunda aralarındaki tüm uzlaşmazlıkları ve birbirleriyle girdikleri siyasi rekabeti bir kenara bırakarak tam bir uyum içerisinde hareket ederek mecliste istedikleri düzenlemeleri yapabilmektedirler. En azından çalışanlar ve onların temsilcisi sıfatıyla masaya oturan koca koca konfederasyonlar milletvekillerini kendilerine örnek almalıdırlar. Çalışanın maaş talebi ve özlük haklarının iyileştirilmesinin sendikalar arasında ihtilaf oluşturacak bir tarafı yoktur. Bu hususta mücadele edilecek işverendir. Şaşkın boksör rakibine değil hakeme yumruk sallarmış. Maalesef sayısal çokluklarıyla övünen konfederasyonlar Toplu İş Sözleşmesinde ringe kiminle çıktıklarının farkında olmadan birbirlerine yumruk sallamaktadırlar. Bu durum, milyonlarca insanın yaşamını etkileyecek olan Toplu İş Sözleşmesi görüşmesini tam anlamıyla bir vodvile dönüştürmüştür."
 
Radikal/22.08.2013
 
 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.