Özgür Eğitim-Sen

Biraz da ciddiyeti mi denesek!

05.05.2023
A+
A-
Biraz da ciddiyeti mi denesek!
Paylaşın

1925 yılında Sakallı Celal, Ankara Sultanisinde müdür olarak görev yapmaktadır. Sakallı Celal eğitimin niteliğini artırmak için çabalamakta iken MEB şöyle bir yazı gönderir okullara: “Yükseköğretim kurumlarının ihtiyacından dolayı bu yılki son sınıfların mezuniyetinde fazla müşkülpesent davranılmaması ayrıca sondan bir önceki sınıfların da göstermelik bir sınavla mezun edilmesi…” Böyle bir yazı Sakallı Celal gibi bir adama gemileri yaktırmak için yeterlidir. “Ankara Sultanisi boyacı küpü olmadığı cihetle bakanlığın talebi uygun görülmemiştir.” diye bir cevap döşenir ve basar istifayı. Kendisini kararından caydırmak isteyen bakan arkadaşına da “Bak Hamdullah Suphi” der, “Meşrutiyet ilan ettik olmadı. Cumhuriyet’i getirdik gene olmadı. Bir de ciddiyeti denemeye ne dersin?”

Bu haklı tepkinin üzerinden yaklaşık bir asır geçti ve görüyoruz ki sistemde hiçbir değişiklik olmadığı gibi ciddiyeti tümüyle kaybettik. O günden bugüne ciddiyetten uzak biçimde yapılan, günü kurtarmaya yönelik düzenlemeler eğitimin kalitesini düşürüp istikrarlı bir başarısızlığı ve memnuniyetsizliği kader haline getirdiği gibi eğitim sistemini derin bir krizin içine sürükledi. Hiçbir zaman sistemin işleyişi ve işlevselliği esaslı bir sorgulamaya tabi tutulmadığı için eğitim sistemi Türkiye’nin gücü olmaktan çok Türkiye’yi güçsüz bırakan, Türkiye’nin gücünü emen büyük bir sorun alanına dönüştü.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in 12. Sınıfların üniversite sınavına daha rahat hazırlanabilmeleri için devam zorunluluğunu kaldırma kararı da bütüncül ve yapısal kavrayıştan uzak günübirlik alınan keyfe keder uygulamalara bir örnektir. 2012 yılında 4+4+4 sistemine geçilerek daha önce üç yıl olan lise eğitiminin 4 yıla çıkarılmasından bu yana bakanların dönem sonuna doğru 12. Sınıflara devamsızlık affı getirmesi bir geleneğe dönüştü. Bunu yapmak zorunda kalıyorlar çünkü sınava hazırlanmak isteyen 12. Sınıf öğrencisi devamsızlık sorununu aşmak için ya doktor kapılarını aşındırarak raporlar alıyor ya da özel kursa gitmek için okulundan ayrılarak açık liseye kayıt yaptırıyor. Dolayısıyla bakanlığın her yıl yaptığı bu devamsızlık affı liselerin işlevsizleştiğinin, okullarda verilen akademik eğitimin yetersizliğinin ve 12.sınıfın anlamsızlığının itirafı manasına geliyor. MEB, YKS hedefi olan öğrenciye şunu demiş oluyor: “Okulda vakit kaybetme, git başının çaresine bak!”

Peki, o zaman zorunlu eğitimi neden 12 yıla çıkardınız? 11 yılda hangi bilgiyi öğretemediniz de bir yıl daha ekleme ihtiyacı duydunuz? Eğer liseler öğrenciyi YKS’ye hazırlamada yetersizse ve öğrencinin okulda zaman kaybettiğini düşünüyorsanız ne diye haftalık ders saatini 30’dan 40’lara 45’lere çıkardınız?

Gerçi TEOG sistemini değiştirirken Anadolu liselerini nitelikli-niteliksiz şeklinde ayrıma tabi tutan bir bakanlık için çok zor sorular sorduğumuzun farkındayız. İlkokul ve ortaokulda sınıfta kalmanın olmadığı, disiplin yönetmeliğinin uygulanmadığı, zorunlu lise eğitiminin iyice anlamsızlaştığı bir vasatta MEB’in eğitim politikaları makuliyetten ve meşruiyetten kopmuş durumda. YÖK’ün, üniversiteye girişte TYT ve AYT baraj puanı uygulamasını kaldırmasıyla, ilkokula adımını atanın elini kolunu sallayarak üniversiteden mezun olabileceği bir otoban hüviyetine dönüşen eğitim sistemimiz problemin kendisi haline getirildi. Özünde akılcı bir yapı olarak kurgulanan sistem, sebep-sonuç ilişkisinden bağımsız ciddiyetten uzak sorun-çözüm eşleştirmelerine maruz bırakılarak içi boşaltıldı, anlamsızlaştırıldı, toplumsal bir enkaza dönüştürüldü. Oysa eğitim ziyadesiyle ciddi bir işti.

Bekir Birbiçer

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Whatsapp Destek
1
Whatsapp Destek Hattı
Üyelik işlemleri için Whatsapp iletişim hattımız