Özgür Eğitim-Sen

Çarpıtılmış Rakamlarla Asgari Ücreti Belirlemek Emekçiden Çalmaktır

14.12.2020
A+
A-
Çarpıtılmış Rakamlarla Asgari Ücreti Belirlemek Emekçiden Çalmaktır

Memur maaşlarının yüzde 3+3 oranında artacağı 2021 yılında asgari ücretin ne kadar olacağını belirlemek üzere ilgili komisyonun çalışmaları sürüyor. Her ne kadar asgari ücretin “geçim ücreti” olmadığı söyleniyor olsa da Türkiye’de çalışan nüfusun yüzde 50’ye yakını geçimini asgari ücret ile sağlıyor. Avrupa’da bu oranları yüzde 19 ile Slovenya ve yüzde 16 ile Portekiz’in takip ettiğini düşündüğümüzde durumun vahameti ortaya çıkacaktır. İnsanca yaşayabilmenin en alt limiti olan asgari ücret Türkiye’de ortalama ücret haline gelmiş bulunuyor. Avrupa’da asgari ücreti 213 Euro ile en düşük olan Arnavutluk’un ardından 245 Euro ile ikinci sıradayız.

Asgari ücret artışı ya bir önceki yılın enflasyon rakamlarına bakılarak ya da Orta Vadeli Program’da bir sonraki yıla dair enflasyon tahminine göre yapılıyor. Bu durumda 2020 yılının enflasyon ortalaması baz alınacak olursa asgari ücrete yüzde 12.1, Orta Vadeli Program’daki 2021 yılı enflasyon tahmini baz alınırsa da yüzde 8 artış yapılacak. Yani çalışanların yarısını ilgilendiren asgari ücret artışı her hâlükârda maksimum 2500 ila 2600 gibi miktara ulaşabilecek ki bu da açlık sınırının altında bir yaşam mücadelesinin devamı anlamına geliyor.

Kamu çalışanlarının ücret görüşmelerinde de asgari ücret belirlenmesinde de etkili faktör olan enflasyon oranları büyük bir aldatmacaya dönüşmüş durumda. Enflasyon düşük gösterilerek hem maaş artışları hem de enflasyon farkı ödemeleri düşük tutulabiliyor. Zaten enflasyon oranında yapılan artışın zam anlamına gelmediğini de ayrıca belirtmekte fayda var.

Temel tüketim maddeleri pandemi süreciyle birlikte inanılması güç oranlarda zamlandı ve mutfak enflasyonu yüzde 40’ları geçti. Türk lirası dolar karşısında biteviye değer kaybederken memur maaşları eridi, alım gücü düştü. Sadece yumurta, peynir, ayçiçek yağı, şeker ve çay gibi ürünlerin fiyat artışına bakıldığında çalışanın kesesine yansıyan reel enflasyon açıkça görülecektir. Ancak TÜİK hala enflasyonu yüzde 12-13 aralığında göstermekte ısrar ediyor. Açıklanan bu rakamların ne kadar güvenilmez olduğunu bir önceki TÜİK başkanı da “Verilere benim de güvenim yok. Bizde büyüme de istihdam verisi de enflasyon da şüphelidir.” sözleriyle teyit etmişti. Verilere doğrudan müdahale olmasa da 2018 Eylül ayı enflasyon rakamını gerçeğe yakın açıklayan TÜİK Başkan Yardımcısının ertesi gün görevden alınması dolaylı müdahalenin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Ancak gelin görün ki enflasyonun yüzde 11.75 gösterildiği vasatta devlet 2020 yılında vergilere yüzde 21.4 artış yapmış. Yani enflasyon oranının iki kat üzerinde vergi toplamış. Hükümetin kendisi için ayrı vatandaş için ayrı enflasyon oranları belirlemesini kabul edilemez buluyoruz. Vergi meselesinde şunu da belirtmekte fayda var: Pandemi sürecinde tüm dünyada devletler vergileri düşürüp para dağıtırken bizde tersi şekilde vergiler artırıldı. 2019’un ilk 10 ayında 539,9 milyar lira vergi toplanırken 2020’nin ilk 10 ayında 655,4 milyar lira vergi toplandı. Orta sınıfın ortadan kalktığı bir süreçte geçim sıkıntısı vatandaşı isyan ettirecek noktaya gelmiş, salgın nedeniyle ekmek tekneleri kapanan esnaf borçları nedeniyle intihar etmeye başlamışken “Sıkıntı yaşayan bazı ülkelere bütçe desteği vermeye çalışıyoruz.” denilerek Tunus vb ülkelere milyon dolarların hibe edilmesi “Paramız varsa neden kendi muhtaç durumdaki vatandaşımıza yardım etmiyoruz?” sorusunu sorduruyor.

Özgür Eğitim-Sen olarak; Enflasyon rakamlarındaki kandırmacanın son bulmasını ve kamu çalışanları ile emeklilerin maaş artışları ve asgari ücretin belirlenmesinde gerçek enflasyonun baz alınmasını talep ediyoruz. Gerçekleri yansıtmayan, piyasayla alakası olmayan rakamlar üzerinden veya gelecek yılın olabildiğince düşük tutulan enflasyon tahminleri üzerinden yapılacak artış emekçinin kesesinden yapılan hırsızlık olacaktır. Yapılan israfları “İtibardan tasarruf olmaz” söylemiyle meşrulaştıranları çocuklarının, eşinin taleplerinin karşılayamayan, evine ekmek götüremeyen bir babanın çocukları ve eşi nezdindeki itibarını düşünmeye davet ediyoruz.

Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.