Çıldırının Anaforundayız, Oy Hewar!

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
22.09.2017
A+
A-

7 Haziran öncesi ve sonrasında Erdoğan karşıtlığı üzerinden uzun bir “Barış” tiradına muhatap olduk. Bu uzun “Barış” tiradının yeniden başlayacak bir savaşın hazırlığı olduğunu, aslı ve esası savaş olan bir kitaba önsöz yapıldığını nereden bilecektik? 

Yaşanan gelişmeleri geçiştiren, kısır hesaplar üzerinden meşrulaştıran, ülkenin ve toplumun kaderine, huzur ve refahına kasteden hadiseleri müstakbel iktidarları için görmezden gelen hatta örtük bir sevinçle alkışlayan yabancılaşmayla boğuşuyoruz.

Hiç bir mazeret, acıyı-ölümü çoğaltan ve bunlardan güç bekleyen düzeneği aklayamaz. Akıl tutulması yaşayan, taşıdığı kin ve nefretle hayata kasteden, ideolojik-politik iddiasını “ya benimsin ya kara toprağın” modunda açığa çıkaran gözü dönmüşlüğü korumaya alan, sırtını sıvazlayan, açık edilmemiş hesapları için ahlaksızca motive eden, birilerine karşı besledikleri nefret yüzünden adaletten sapan, er meydanında bükemediği beli hain pusularda indirmeye kalkan, memlekete sıçrayan ateşe ellerindeki benzin bidonlarıyla koşan kundakçılara ne söylenir, nasıl söylenir?

Mahallede kavga eden çocuklar gibi, yaptığı yanlışlar gösterildiğinde “ama masayı devirdiler”, “ama …” bilmem ne teraneleriyle konuşma yüzsüzlüğünde ısrar edenleri Allah’a ve milletin maşeri vicdanına havale ediyorum. Göz göre göre, sistematik bir şekilde kin ve nefrete bulananlar, akıl ve iz’anını ıskartaya çıkartanlar ülkenin tarihine, toplumuna ve geleceğine elbirliğiyle kastediyorlar. Bu ülkenin yarınlarını üç kuruşluk menfaatleri, heva ve hevesleri uğruna yağmalıyorlar. İçeriğinden bihaber oldukları ilke ve değerlere, kelime ve kavramları payanda yaparak üstelik. Bu kavramların içeriğini akletmesi için kırk fırın ekmek yemesi gerekenler kelimelerin, kavramların, ilke ve değerlerin ırzına geçiyorlar. Aşağılık hesapları ve karanlık ilişki ağları içerisinde hepsinin canına ok tıkadılar, iğdiş edip paçavraya çevirdiler. Sürdürülen ahlaksız savaşın üzerine tüm bu ilke ve değerleri, kelime ve kavramları ince bir tül gibi örtüyorlar.

Kırk türlü hesabın iç içe geçtiği bu kirli ve karanlık savaşın Erdoğan ve Ak Parti’yi hedef yapmasının hiç bir anlamı ve gerekçesi olamaz. Bu kirli ve karanlık ittifak, bu aşağılık savaş doğrudan milleti, milletin yarınlarını hedef almaktadır. Çıkarları, heva ve hevesleri için ülkenin evlatlarını toprağa düşüren, ocaklarını yangın yerine çeviren, feryat figanın arş-ı alaya yükseldiği, ağıtların yürek dağladığı bu caniliği mazur gösterecek, meşru gösterecek ne var Allah aşkına?

Kardeşim, biz buraya “asr-ı saadet”ten gelmedik. Tek parti dönemlerinden, tehcirlerden, yok saymalardan, asimilasyonlardan, Diyarbakır cezaevlerinden, on yıllar süren kavgadan, ölümlerden geldik. Biz vesayetin yok sayıcı mekaniğine çomak sokan, onu gerileten, ülkenin ‘doğu’su ve ‘batı’sı, ‘Türk’ü ve “Kürt’ü, ‘Alevi’si ve ‘Sünni’si ile birlikte felaha erişeceğimiz mutlu ve mesut yarınları için kavga ede ede, tırnaklarımızla kazıya kazıya geldik. Birlikte, bir arada insanca konuşabileceğimiz, tartışabileceğimiz, çözüm arayacağımız bir vasatı inşa etmeye çabaladık. Bu mücadelenin tarafları belli değil mi? Bu mücadelenin karşıtları belli değil mi? Bu ülkenin sosyolojik-kültürel genetiği, siyasal-ideolojik damarlarının nerede durduğu, neler yaptığı belli değil mi? Sizi kırk kere çarpası tarih bunun şahidi değil mi? Sizi mahkûm edesi hafıza bunun tanığı değil mi?

Bugün ak ve karanın, haklı ile haksızın, doğru ile yanlışın, makul ve meşru olan ile gayrı meşru ve makul olmayanın sınırları bellidir. Bunca acıdan, bunca bedelden, bunca tecrübeden sonra, gerisin geriye dönerek kör bir şiddette, kin ve nefret bataklığında demirleyerek çözüm aranmaz. Sorunların üstesinden gelinmez. Herkesin konuşabileceği, tartışabileceği, temsil edilebileceği bir düzlem var iken “ben silahla konuşurum arkadaş!” diyen çapulsuzlara yol verecek her türlü okumaya, yakalandığı nefret yüzünden aklı ve vicdanı kararıp Erdoğan nefretinde temize çıkmaya çalışanlara, her türlü günahı Erdoğan’ın Başkanlık hırsına yükleyip başka bir şey görmeyenlere yeter diyorum. Aklımızla alay etmeyin. İlkesizliğinizi müdafaa adına biraz daha alçalmayın.

“Sana yar etmem” psikopatlığı yüzünden ülkenin altı üstüne geldi. Çatışma ve gerilim diyorsunuz, gerim gerim gerilmiş haldesiniz. Barış, barış, barış diyorsunuz, alçakça bir savaş sürdürüyorsunuz. Halkların kardeşliği diyorsunuz, halkın sınır hatlarını kundaklamaktan takatsiz düştünüz. Çözüm diyorsunuz, karanlık mahfillerin gönlünü hoş etmekten kendinizi kaybettiniz, yaslandığınız topluma cephe aldınız. Demokrasi diyorsunuz, aşağılık bir dayatmada boy attığınızın farkında değil misiniz? Demokrasi tüm talep ve beklentilerimin karşılanması olabilir mi? Hani çoğulculuk, hani tartışma, hani müzakere, hani birlikte inşa etme? Kendini dayatma, üstelik şiddeti arkasına alarak? Üstelik silah kullanarak. Tehdit ve şantajlarla? Bu oyunu reddediyorum. Bu ilkesiz pratiği, “Erdoğan’ı eleştireceğim”, “Ak Parti’nin politikalarını beğenmiyorum” ayağına görmezden gelemem. Ne yaptığınızı, hangi ilkesiz pratiğe ön açtığınızı, dilinizdeki janjanlı sözcüklerin albenisine kapılmadan savaş, ölüm ve kıyıcılıkta kol gezdiğinizi nasıl göz ardı edeyim?

Suçluya suçlu demeyelim, yanlış yapana yanlış yapıyorsun demeyelim. İncitmeyelim, hassas bünyesine, dokunaklı ahvaline laf etmeyelim, eleştirmeyelim. Bak, dolar fırlayacak, maazallah iç çatışma çıkacak. Aman bir şey demeyelim, suya sabuna dokunmayalım, ortalığa yavaşça konuşalım. Niçin? Aman, arıza çıkmasın! Kardeşim, memleket yanıyor, memleket kundaklanıyor, herkesi sorumluluk üstlenmeye, herkesi ciddiyete çağırmayacaksan, yanlış yapana yanlış, eksik yapana eksik yapıyorsun demeyeceksen başka ne yapacaksın? Korkularla mevcuda göz yumarak mı? Hassasiyet göstereceksen, sorumluluk üstleneceksen sorunun çözümüne müdahil olacaksın. Öyle “ne şiş yansın ne kebap” ikircikliğinde geçiştirmekle olmaz. Nekfofiliye hayır. Silaha hayır. Ölüme, çatışmaya hayır. Başka da bir şey dediğimiz yok zaten.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.