Özgür Eğitim-Sen

Çocuklar Tanımlanamayan Cisim Haline Gelmek Üzere !

27.11.2016
A+
A-
Çocuklar Tanımlanamayan Cisim Haline Gelmek Üzere !
 
 
 
10 Mayıs 1933’te Berlin başta olmak üzere Almanya’nın pek çok şehrinde, Nazi Partisi taraftarlarınca “kitap yakma” eylemleri gerçekleştirildi. 
 
Hitler “Ben Karl Marx ve Kautsky´nin yazılarını ateşe veriyorum." dedi.  Onun peşinden yüzlerce belki de binlerce kişi ‘sakıncalı’, ‘hastalıklı’, ‘yabancı’ gördükleri yazarların kitaplarını şehirlerin meydanlarında toplayıp odun yığınlarının üstünde ateşe verdiler. 
 
 
 
‘Kitap yakma’ eylemlerinin o günlerde dehşet uyandıran bir karşılığının olduğu muhakkak. Zaten Hitler ve Naziler tam da bu eylemleri ile o dehşeti yaratmaya, kendilerini o dehşetin üzerinde kurmaya taliplerdi. Sansür mekanizması ile yetinilmeyip dehşeti sembolik bir biçimde derinleştirmek ve zihinlere kazımak istedikleri için böyle bir yönteme başvurmuş olabilirler. 
 
Bir zamanlar “sakın okunmasınlar” buyruğu ile tedbire konu edilen kitap, asıl hasmını bulmak için çok beklemeyecekti. Ekran, dipsiz bir kuyu gibi içine çekecekti onu. Şimdilerde hiçbir tedbire konu olmaması bir yana “ne yapalım da okusunlar” kampanyaları eşliğinde suni teneffüs ile hayata döndürülmek isteniyor. 
 
Matbaanın icadı ile kitleselleşen okur-yazarlık bugün için ağır komada. En önemli nesnesini, kitabı yitirdi. Dijital platformlar, sanal mahaller bir yönüyle yazılı kültüre büyükçe bir mezar kazdılar. 
 
Yazılı kültür, görselliğin baştan çıkarıcılığı ile büyülenmiş insanlara ne vadedebilir? 
 
Kültürel aktarımın sürekli kısa devre yaptığı bu aralık, yazılı kültürü çaptan düşürürken sözel kültürü de ihya etmiş değil. Anlatı, şimdi bacakları olmayan bir gövdeden ibaret hâle geldi. Taşıyıcı kurumsal yapılar, krizin içinde debeleniyor. Aile ve okul ilk akla gelenler ve bu yapılar can çekişiyorlar. 
 
Araçların bolluğu insanlık durumunun hazin görüntüsüne bir son vermek için bir imkân çeşitliliği sunmadı. Taşıyıcı kolonlar yıkıldı ve enkaz altındayız. Kültürel etkinlik, “kültür” ün yerine ikame edildi. Bir etkinlikten diğerine koşuyoruz. Ama nafile! 
 
İçerik yoğunlaşmıyor, nitelik artmıyor. Nereden geldiği belli olmayan bir sise, tüm gökyüzünün teslim olması gibi zaman, kendisini kuşatan “şimdilik hâli” ile mâzîden ve âtîden kopuk asılı duruyor. 
 
 
 
Toplumlar adeta Google sonrası öğrenme zorluğu yaşıyorlar. Yarının çocukları anne babalarından bir iz taşıyıp taşımayacakları meçhul, tanımlanamayan cisimler hâline gelmek üzere. Baba klavyenin başında Facebook’da dünya kurtarırken yan odada çocuğunun kayboluşuna bir adres veremiyor. 
 
İnancına, düşüncesine, doğru bilgisine güveniyor çoğu insan. Oysaki en kıymetli şeyler dahi onları taşıyacak omuzlardan yoksunlarsa oldukları yerde yüktürler. Kıymet ancak onları kıymetli kabul edecek olanların anlayışında, bakışında, ferasetinde saklıdır. Eğer o anlayışı üretememiş o bakışı temin edememişseniz hiçbir kıymet bir adım ileriye götürülemez.
 
 
 
Dedem Korkut gelip toy toplamayacak, söz söylemeyecek. Kaldı ki modern kibrimiz diz kırmayı, bel bükmeyi salık vermez kimseye. Yazıya rağbet ve talep de ortada. Edebiyat yadigârı birkaç dizeyi mütemadiyen terennüm ederek, düğün salonu eğlencesi kıvamındaki “kültürel etkinlik” şamatalarına gark olarak, en iyi küfür edene mahallenin abisi ablası muamelesi yaparak bir şey olacağı yok! 
 
Mesele kültür mü?
 
Kısmen evet, büyük kısmı ile hayır! 
 
Meselemiz esasında kültürden çok kültürel aktarımın krizi. Bazı abilerimizin ısrarla görmek istemedikleri mesele işte bu! Onlar gençlerin bilgi eksikliğinden mustarip olduklarını düşünüyorlar. Kâtip Çelebi, Fuzuli, Gazali öğrendiklerinde, her şeyin hallolacağını varsayıyorlar. Sizce de mesele bundan fazlası değil mi?  
 
Belki de Kâtip Çelebi, Fuzuli ya da Gazali’den çok arama motorlarında her şeyin bulunamayacağını idrak etmek ile öyle bir idraki mümkün kılmanın yolunu bularak işe başlamak gerekiyor. Mevzu uzun, konu derin vesselam!
 
 
 
Ali Aydın
 
Özgür Eğitim-Sen Genel Eğitim Sekreteri

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.