Özgür Eğitim-Sen

Cumhurbaşkanı eğitimcilere aslında ne dedi?

23.05.2019
A+
A-
Cumhurbaşkanı eğitimcilere aslında ne dedi?

“Bundan sonra da çalışma şartlarından özlük haklarınıza kadar sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Ekonomimiz büyüdükçe ülkemizin imkânları genişledikçe oluşan katma değerden sizler de hak ettiğiniz payı alacaksınız.”

Bu sözler iftar programında eğitimcilerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait. Aynı konuşmada Cumhurbaşkanı eğitimdeki göstergelerin, öğretmenlerin mali ve özlük hakları dâhil, 2002 koşullarıyla kıyas kabul etmez nitelikte olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı bu konuşmasında örtük olarak eğitimcilere kısaca mevcut duruma razı gelmelerini ifade etmektedir. Birincisi, mevcut durum 2002 ile kıyas kabul etmez şekilde daha iyi olduğu için bugüne razı gelmeliyiz.  İkincisi de ülkemizin imkânları genişledikçe, ekonomimiz büyüdükçe oluşan katma değerden bize de payımız zaten verileceği için bugüne razı gelmeliyiz.

Cumhurbaşkanı geçenlerde TÜSİAD eski başkanına dönük bir eleştiride “Sen o gün ekonomik olarak neredeydin, bugün neredesin? O günden bugüne firman ne kadar büyüdü? Arkadaşların ne kadar güçlendi? Onu hiç masaya yatırmıyorsun. Ben sizin 12 yıl önce durumunuzu, bugünkü durumunuzu da biliyorum” diyerek bir anlamda büyük sermayenin iktidarları döneminde nasıl büyüdüğünün altını çiziyordu. Eğitim çalışanları ise döviz kurlarındaki yükselme ve enflasyon rakamlarındaki yükseliş nedeniyle ekonomik olarak ciddi hak kayıplarıyla boğuşmaktadırlar. Bu şartlar altında oluşan kayıpların telafisinin nasıl olacağını somut olarak belirtmesi gerekirken Cumhurbaşkanı’nın karanlık geçmiş ile belirsiz geleceği gösterip bizi nahoş şimdiye mahkûm etmesi üzüntü vericidir. Eğitim çalışanlarının ekonomik durumu OECD ortalamasının belirgin şekilde zaten altındaydı. Yaşamakta olduğumuz ekonomik daralma söz konusu farkı daha da açmakta. Nitekim daha önce yayınlanan OECD raporu Türkiye’de öğretmenlerin çok çalışıp az kazandığını da kayıt altına almıştı. Hal bu iken sürekli kayıpları telafi edilen kötü durumdaki bir çalışan grubu olmaktan çıkarıp eğitimcileri belirgin şekilde büyüyen büyük sermaye çevreleri ile orantılı bir ekonomik destekle desteklemek Türkiye için bir hayat memat meselesi olduğu gibi aynı zamanda siyaset için de bir tercih, bir konum, konumlanma meselesi olduğu açıktır.

Ekonomiyi nasıl yürüttüğümüz, ikincil bölüşüm ve paylaşımı nasıl gerçekleştirdiğimizin bir tercih meselesi olduğunu tekrar belirtelim. Büyük sermayenin sürekli büyümesi nasıl kendi becerisi değilse ekonomik durumu sürekli kötüleşen eğitimcilerin durumu da kör talihlerinden kaynaklanmıyor. Ekonomi-politiğin bu hakça olmayan paylaşımı eğitimcinin zaten defolu olan itibarını aşındırmakla kalmıyor niteliğini arttırmak için emek sarf ettiğimiz eğitim sistemimizin niteliğini veya niteliksizliğini de doğrudan etkiliyor.

Dolayısıyla kötü bir geçmiş ve ucu bucağı belirsiz bir gelecek gösterilerek eğitimcilerin hak ve taleplerine sırt çevirmek yerine başta Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm yetkililerin eğitimcilerin bugününe odaklanan, bugünkü sorunlarına el atan, bugünkü gereksinimlerini karşılayan daha adil daha paylaşımcı politikaları hayata geçirme görevleri vardır. Eğitimciler de kuru retoriklerle aşağılanmak yerine mali ve özlük haklarının iyileşmesi için bu görevlerin hayata geçmesini bekliyorlar.

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.