Eğitimi sorgulamak

Ali Aydın
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Tüm Yazıları
31.08.2017
A+
A-

Çoğumuz peşinen eğitimin iyi olduğuna inanırız. Eğitimin gerekli olup olmadığını sorgulamak ihtiyacını hissetmeyiz. Özellikle kurumsallaşmış eğitim öğretim hizmetlerine ilişkin olarak çoğumuzun iyi niyetli olduğu bilinmektedir. Bu kurumsallaşmış yapının son basamaklarına kadar tırmanılması, insanların gözünde büyük bir öneme sahiptir. Bunun sorunsallaştırıldığına dair hiçbir işaret dolaşım sisteminde yer almamaktadır. Bunun daha nasıl cilalanacağına dair derin çalışmalar var hiç şüphesiz. Ne var ki bu cilalama çabasının bir anlamı ve önemi yok. 

Devasa bir yapıya ulaşan eğitim öğretim teşkilatının ne tür bir amaca hizmet ettiğinin belirginleşmesi gerekmektedir. Hiç şüphesiz bu devasa yapının bir amaca binaen çalışmadığını iddia etmek mümkün değildir. Yalnız bu amacın ne olduğunun deşifre edilmesi, taraflarca – eğitim öğretimi organize edenler ile bu organizasyonun nesnesi olanların- bu amaca aynı şekilde sahip olup olmadıklarını netleştirmek durumundayız.

Taraflarca üzerinde anlaşılmış bir amaç birliğinin varlığını nasıl netleştirmemiz gerekiyor? Bunun için tarafların eğitime ilişkin olarak takındıkları söylem ve tutumların peşinde iz sürmek durumundayız. Tarafların olağan davranış ve söylem kalıplarına mercek tutulursa buralarda taşınan amacın ne olduğunun anlaşılması imkânı vardır.

Hiç şüphesiz eğitim iktidar merkezlerinin potansiyel direnme odaklarını manipüle etme, uysallaştırma ya da devşirme politikasının ideolojik aygıtlarından en merkezi olanıdır. Eğitimin kendinden menkul bir değerliliği olduğu, bütün iktidar ve çıkar hesaplarından uzak saf ve temiz bir alan olduğu şeklindeki anlayışın insanların zihinlerinde nasıl yerleştiği belki de eğitimin ve eğitimcilerin tarihsel serüveninde yakalanabilir.

Neden insanlar bu alan karşısında bu kadar savunmasız kalmaktadır. Bilimin fetişleştirilmesinde yaşadığımız sıkıntı ki özellikle bu topraklarda çok daha çetin yaşanmıştır. Tabi bunun iktidar ile olan karmaşık ilişkisi de göz önünde bulundurularak tartışılmasında yarar vardır.

Hayatımızın her alanında eğitime yapılan göndermelerle karşı karşıya geliriz. Eğitim günlük hayatımızda çoğunlukla öğretime denk gelecek şekilde kullanılmakla beraber eğitim tanımına uygun kullanımlarda da görülmektedir. Futbol maçında yaşanan gerginliklerden tutun temizliğe, ülkemize gelen turistlere gösterdiğimiz tavırlara değin hayatın her alanında birilerinin birilerine sürekli çokbilmiş bir edayla bu iş böyle olmaz, eğitim şart haykırışlarını duyarız. Öte yandan sıkıntı duyduğumuz durumların oluşmasında eğitimin var olduğu, bu duruma eğitimin neden olduğunu söyleyen ise pek yok.  Tam tersine bu durumlara eğitimsizliğin neden olduğunu öne sürerler. Oysa eğitimsizlik diye bir şeyin insan yaşamında olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Her insan kümesinin olduğu yerde eğitim vardır. Bu eğitimin nasıl olduğu meselesi önemlidir. Ve bu eğitim iyidir ya da bu eğitim kötüdür önermelerini kullanmak zannedildiğinden çok daha zordur.

Sanayiye dayalı bir toplumsal yapıya geçişle birlikte varlığını sürekli olarak tahkim eden eğitim sisteminin sürekli bir arzu nesnesi olarak yüksek popülaritesini sorunsallaştırmak kendi başına oldukça güç bir iştir. Bu kadar fanatiğinin olduğu ve onlardan da önemlisi devlet iktidarına yaslanmış, oradan güç devşiren bu sistemin yandaşlık karşıtlık dikotomisinin ötesinde ele alınıp tartışılması bile başlı başına ezber bozucu bir tutumdur. Bu tutumun yapı bozumcu bir tutuma dönüşüp dönüşmemesi ise konuya ilişkin klasik değerlendirmelerin ötesindeki bakış açılarının yarattığı tartışmanın canlılığı ve derinliği ile ilintili olacaktır.  

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.