Elbette bu bir Pirüs zaferidir!

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
21.04.2021
A+
A-

Anlamlı bir irade olarak belirme iddiası taşıyan her aktörün ağzından çıkan lafın kendi eliyle kendisine yedirildiği zor bir ülke Türkiye. “Allah insanı iddiasından vurur” demişti şair. İddiasından vurulanlardan geçilmiyor. Herkesin kendince gerekçesi var. Nahoş durumlarına ilişkin bir şeyler söyleniyor. Mesele zaten ötekini ikna etme, onun rızasını alma olmaktan çıktı. İnsanlar kendini ikna etmeye çalışıyor. Bir şey söyleyip bu söyledikleri şeyin gerçek olduğuna inanmak istiyor. Üstelik bu söyledikleri şeyin gerçek olmadığını bildikleri  halde.

Şimdi burada ne yapacağız, nasıl yapacağız? Son derece bilinçli bu kandırmacadan çıkmanın bir yolu var mı? Afrika atasözü ne güzel demişti: Uyuyanı uyandırabilirsiniz ancak uyuma numarası yapanı uyandırmanın imkanı yok. Bizim vaziyet de buna benziyor. Doğru olmadığını bildiğimiz şeylerin doğru olduğunu savunarak, yapılan yanlışları çeşitli gerekçeler üzerinden haklılaştırarak bir tür gerçeğe şantaj halinde daha doğrusu kendimize kastederek yol almaya çalışıyor. Bu yol almanın geleceğe açılan ve geleceğin kaderini belirleyen bir yol olduğu yanılsamasına kendimizi kaptırarak bir de. Açık konuşmak gerekirse kendi varlığına kasteden, iddalarından vurulan ve bırakın geleceğin kaderini belirlemeyi gelecekte varolma imkanı, koşulları kendi eliyle tahrip edilen garip bir pratikle karşı karşıyayız. Pek çok iş ve işlem sıralayarak bunu detaylandırmaya, örneklendirmeye girmeyi anlamsız, gereksiz ve tam da oynanan gerçeği ört bas etme oyununa girme olarak görüyorum. O yüzden aynel yakîn, ilmel yakîn bildiğimiz bu hususları içeriksizleştirecek bir tartışma parkurunun rasyonalitesinde tüketmek, yandaşlık karşıtlık dikotomisinin yüksek ateşinde anlamsızlaştırmak yerine bir tür tarihe not düşme anlamında dikkat çekmek istiyorum. Bu minvalde sadece şu son bir kaç gün içinde yaşadığımız bir iki hususa değinmek istiyorum.

Değinmek istiyorum çünkü uygulama, kendi başına halelendiği cilalı söylemin ötesinde son derece basit bir şekilde konuşur. Tevile, tefsire, yoruma gerek bırakmayacak şekil de hem de. Son derece basit, son derece açık konuşur. Ehliyet liyakat anlamında yaşadığımız keyfe kederliğin, özensizliğin, yaptım olduların küçük ve orta ölçekli kısımlarında hoyratlığa hiç girmiyorum. Şu son döneminde yapılan ve kısmen kamuoyunda tartışılan yüksek bürokratik atamalardaki ölçü hayret vericidir ve tam da yerleşik nizamın daha doğrusu alışkanlığın bir irade olma iddiasını taşıyan kesimlerin varlığını nasıl hedef aldığının müşahhas göstergesidir. Banka üst yönetimine yapılan atama örneğin. Yine Şehir Üniversitesi dolayımında yaşadıklarımız Türkiye’de temel meselenin alternatif söylem ve iddalarının makuliyetinden ziyade usul ve erkana gösterdiğimiz hassasiyetin en büyük problem alanı olduğunu teyit etmiştir. Dolayısıyla sistemin değişmediği, alışkanlığın, ilişki biçiminin muhkem halde tutulduğu ve sadece bir takım aktörlerin konum değiştirdiği bu düzenek iddialarından vurulmuşlardan oluşan bir enkaz cehennemi yaratabilir ancak. Seni yarına taşıyacak, bu ülkenin seviyesine katkı yapabilecek kurumları, üstelik en nihayetinde senden sayılan kurumları, senin elinle kapatan ve kapatılmayı da bir tür yüksek mücadele söylemine büründürerek. Elbette bu bir Pirüs zaferidir ve bu zafer (!) her tür hastalıklı haliyle Türkiye’nin yerleşik düzeninin ve ilişki ağının varlığına kan pompalanmasıdır. Evet kan pompalanmıştır ve hayat verilen bu düzen ve yerleşik ilişki ağı vücutlarından kan emdiği aktörleri, yapıları itibarsız bir yığına dönüştürmekte pek mahirdir ve bugün de onların rızasını alarak bu maharetini sergilemektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.