Eleştirmezsek, Konuşmazsak 22,5’e Mahkumuz!

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
04.08.2017
A+
A-

Sıcak bir politik atmosferde eğitim konusu ilgi çeker mi bilemiyorum. Ancak geçenlerde açıklanan YGS sonuçları üzerinden kadim gündemimiz eğitim üzerinde durmakta zaruret var. Çünkü eğitim hepimizi doğrudan ilgilendirmekte, etkilemekte. Hepimiz eğitim etrafında şekillenen bir sosyolojik yapılanmaya maruz kalıyoruz ve eğitime ilişkin fetişleştirilmiş yoğun ve popüler bir algının baskısı altındayız. Zorunlu eğitime tabi tutuluyoruz, müdahil olamadığımız bir içeriğe maruz kalıyoruz, itiraz edemediğimiz bir ilişkin içine yerleştiriliyoruz.  Derinlikli bir teorik analize yaslanmasa bile eğitim sisteminin performansını gözler önüne seren, durumun yakıcılığına ışık tutan temel gösterge merkezi sınav verileridir.
Hiç şüphesiz şunun farkında olarak konuşmak durumundayız: Eğitim sistemimiz planlaması, organizasyonu, amaçları ve yasal dayanakları ile sadece akademik başarıya odaklı bir yapı değil. Akademik başarının yanı sıra ideolojik endoktrinasyon, nüfus kontrolü, ekonomiye kalifiye eleman, devletin istatistiki verilerini yükseltme, sosyalleştirme, kültürel simge sistemini pekiştirme veya etkisizleştirme, inanç ve anlayış empoze etme, cinsiyet rollerini benimsetme ve oturma düzeni, zaman planlaması, sıra düzeni, tören ve ritüelleri ile itaat, dakiklik, düzene entegrasyon gibi pek çok işlevi eşzamanlı olarak hedeflemektedir.
Bu alanlardaki başarısı hiç şüphesiz kemal-i ciddiyetle ele alınmalıdır. Ancak şu kadarını söylemekte yarar var; yaşadığımız sorun alanları, tartışma başlıkları, tartışma biçimi ve düzeyi, sosyolojik kamplaşma ve siyasal kutuplaşma gösteriyor ki eğitim sisteminin etki derecesi çok sınırlı. Sistem tüm yapılanması ve yürütülmesi ile adeta yapmaktan ziyade yıkmaya ayarlı bir hüviyette. Türkiye pratiği bu açıdan son derece arızalı bir pratiğe ve sağlıksız bir hafızaya tekabül etmektedir. Çünkü eğitim, kültür ile devlet, toplumun realitesi ile devletin resmi söyleminin çarpıştığı arenaya işaret etmektedir. Bu kısım uzun uzun ele alınmayı bekliyor. Şimdilik sadece akademik performansına bakalım.
ÖSYM’nin açıkladığı YGS net ortalamalarını verelim önce: Türkçe 15.8, Sosyal Bilimler 10.7, Temel Matematik 5.2, Fen Bilimleri 3,9. Bu dört alanda 40’ar soru soruldu ve tablo bu. Yani 160 soru soruldu ve Türkiye başarısı 160 soruda 35.6. Daha açık şöyle söyleyelim: Türkiye daha doğru bir ifadeyle MEB, 100 üzerinden değerlendirecek olursak 22.5 almıştır. 
Şimdi, “vah vah”, “tüh tüh”, “yazıklar olsun” yakınmaları ile sistemin ne kadar başarısız olduğundan dem vurmak istemiyorum. İlgili ilgisiz herkes sloganlar eşliğinde bu yakıcı sorunumuzu vaveyla kopartıp gündemin dışına atmaya pek teşne zaten. Kimse yakıcı gerçekle temas kurmak, yüzleşmek ve dahi aşmak için bir sorgulama, tartışma ihtiyacı hissetmiyor.
Kimsenin ciddi bir eğitim gündemi yok. Kimsenin hazırlığı yok, arayışı yok. Eğitim denince herkesin fikri var maşallah. Herkesin kendince dört başı mamur bir ilacı var, reçetesi var.  Sağcıya sorsan milliyet, tarih, din, iman. İslamcıya sorsan ayet, hadis, imam-hatip, Hz. Peygamber. Solcuya sorsan bilimsel eğitim, parasız eğitim, laiklik vs. Kemalist’e sorsan aydınlanmacı, bilimsel, bilmem ne. Hep klişe, hep slogan. Ezberletilmiş, içeriği hakkında kimsenin düşünmediği, kafa yormadığı, yorma ihtiyacı hissetmediği atalardan yadigâr önkabuller.
Oysa yaşanan şey yaşanılacak olanın habercisidir. Yaşanmış olan yaşanacak olanın muhtemel boyutlarını belirtir. Kafa yorulmamış, düşünülmemiş, tartışılmamış, alternatif arayışların peşinden koşulmamış bir etkinlikten, bir yapılanmadan herkes mucize bekliyor. “4+4+4” mucize yaratacak. “Fatih Projesi” mucize yaratacak. Daha önce 8 yıllık kesintisiz eğitim mucize yaratacaktı. Şimdi Osmanlıca üzerinden, imam-hatipler üzerinden mucize bekleniyor. Sivil toplumumuzun büyük bir kısmı da sürece son derece angaje, pek heveskar, pek iştahlı. Emek ve çaba sarf etmek hak getire, gayret göstermek hak getire. Oysa alan iğne ile kuyu kazmayı, kılı kırk yarmayı, kafa patlatmayı talep ediyor. 
Niye mi? Bakınız lütfen! Osmanlı yıkılmak istemiyordu. Çare olarak kıtlıklar, yokluklar içinde Memalik-i Osmaniye’nin pek çok yerine mektepler açtı, derde deva olmadı. Cumhuriyet kuruldu bin bir hayalle. İnsanlar seferber edildi, canla başla çalışıldı. Uzmanlar getirildi dışardan. Kanunlar çıkarıldı, inkılâplar yapıldı. Derslik yok denildi, yapıldı. Öğretmenin eğitimi düşük denildi, hepsi üniversite mezunu yapıldı. Yüksek lisansı, doktorası olanlar var. Üniversiteler açıldı, sayısını bilemediğimiz kadar “Eğitim Fakültesi” var. Talim Terbiye Kurulumuz, uzmanlarımız var. Öğretmen başına düşen öğrenci sayılarını azalttık. Birleştirilmiş sınıflarımız neredeyse yok. Bilişim alt yapılarını oluşturduk. Akıllı tahtalar, tabletler, internet erişimleri, hepsi tamam. Memleketin dört bir tarafı teşkilat ağıyla sarıldı. Proje üstüne proje üretiyoruz. Hizmetiçi eğitimlerimizin sayısını bilen yok. Kitapları bedava dağıtıyoruz. Büyük bir boyuta ulaşan dershane sistemimiz var. Etüd merkezlerimiz var. Bakanlığın kendi kursları var. Özel dersler aldırılıyor, bireysel takviyeler yapılıyor. Büyük büyük laflar eden özel okullarımız var. Hepsinde Türkiye birincileri olan özel okullarımız!
Güzel, hepsi güzel! Maşallah, Allah nazarlardan saklasın. Karne peki? Sonuç? Manzara-i umumiye yani? Evet canııım! Türkiye ortalaması diyorum. Kaçtı? Efendim 100 üzerinden 22.5. Maşallah, maşallah. Geçen yıl nasıldı? Efendim aşağı yukarı aynısıydı. Güzel. Ondan önceki yıl? Efendim aşağı yukarı… Önümüzdeki yılın beklentisi? Efendim aşağı yukarı… 
Ahval ve şerait bu minval üzere. Bakalım ne zaman uyanacağız. Bakalım ne zaman konuşacağız. Bakalım yakıcı gerçeği, şu gençleri, toplumu ve yarını saran yangını nasıl fark edeceğiz. Bakın, bir tane eli yüzü düzgün eğitim dergisi yok memleketin. Eğitim fakültelerinin derde deva bir tane projesi, çalışması yok. Sivil toplumun hakeza.
Ağzını açsan, mevcudu eleştirmeye kalksan boğazına yapışıyor herkes: Var mı alternatifin, var mı çözümün? Kardeşim konuşmazsan, tartışmazsan, yüzleşmezsen, dert edinmezsen, nereden çıkacak alternatif? Ayrıca her eleştiri muhtemel bir alternatifin yollarını döşemekte değil midir? Siz soruyu besleyin, siz eleştirilere yol verin. Siz meseleyi dert edinmeye bakın. Alternatifler gelecektir evelalllah. Ayrıca bir şey çıkmasa bile korkmayın. Hiç tasalanmayın. Eldeki yani şu mevcut olan yanıp bitip kül olsa, hiç canınızı sıkmayın. Çünkü hiçbir şey kaybetmiş olmayız emin olun. Bundan daha kötü olması mümkün değil. Ortalama bir zekâyı hedef alacaksın, öğretmenin olacak, programın olacak, mekânın olacak, yardımcı materyalin olacak ve 22.5 alacaksın. Sormazsak, eleştirmezsek, sorgulamazsak 22.5’e mahkumuz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.