Ey İnsanlık! Yolda İşaretler Var

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
26.02.2017
A+
A-

Aralarında Özgür Eğitim-Sen, Mazlum-Der, İHH gibi yirmi bir sivil toplum örgütünün yer aldığı “İnsanlık İçin Sessiz Kalma Platformu”, Mısır’da darbeci yönetim tarafından idama mahkûm edilen 529 için Ankara’da Abdi İpekçi Parkı’nda yaklaşık on gün süren bir eylemlilik gerçekleştirdi. Eylemlilik bünyesinde, değişik mekânlarda imza kampanyaları yürütüldü. Mısır, ABD Büyükelçilikleri ve BM Temsilciliği önünde basın açıklamaları yapıldı. Kurulan çadır yirmi dört saat açık tutularak imza kampanyası, kermes, bilgilendirme çalışmaları ile kamuoyu bilgilendirildi. Ayrıca eylemlilik süresince her gün on sekiz yirmi bir saatleri arasında kurulan platformda sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, gazeteciler, yazarlar paylaşımlarda bulunarak idam kararlarının geri çekilmesi için gündem oluşturulmaya çalışıldı.

Söz konusu hukuksuz karara karşı Ankara’nın yanı sıra dünyanın pek çok yerinde dile gelen tepkiler tazeliğini korurken Mısır’dan infaz ve yeni idam kararlarının haberi geldi. Önceki idam kararlarının büyük kısmı müebbet hapse çevrilirken otuz yedi kadarının infazına karar verildi. Yanı sıra altı yüz seksen üç insan hakkında da yeni idam kararı verildi. En yüce insani değerlerden olan “adalet”in darbecilerin güdümündeki yargı bürokrasisinin elinde iğdiş edilerek paçavraya çevrilmesi anlamına gelen bu durum hiç şüphesiz düşündürücüdür. Ancak düşündürücü olan hadisenin yeni olan bir tarafı kalmamıştır. Kamuflaj, gizleme, baskı, sindirme ve yıldırmayı adalet kisvesine büründürerek hayata geçirme oyununun deşifre edildiği bu tarihsel eşikte, temel insani değerlere kast eden her girişim ne kadar sofistike olursa olsun insanlığın maşeri vicdanında mahkum edilmekten kurtulamıyor.

Haklı olanların sindirilmeleri, kuşatılmaları mümkün değildir. Macun tüpten çıkmıştır. Tüpün içine geri sokulmasının imkân ve ihtimali kalmamıştır. Dünyanın uçsuz bucaksız coğrafyaları derinden derine kaynamaktadır. Karşı konulması mümkün olmayan bu dalga karşısında uyduruk dalgakıran olma heveskârlarının hevesleri kursaklarında kalacaktır. Bu tespit gönüller hoş olsun diye dile getirdiğimiz saf bir temenni değildir. Elbette dünyanın mevcut işleyen sisteminin güç kombinasyonlarının hepsinin büyük önemi vardır. Ancak günümüz koşullarında toplumun kendisini hesaba katmayan bir denklem hangi güç merkezine dayanırsa dayansın mukadder olanı geciktirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Dalga dalga gelen tarihsel-toplumsal dinamiği görmek istemeyenler, yüzlerini başka tarafa çevirmek isteyenler paşa gönüllerini pışpışlaya dursunlar. İnsani değerlerin havariliğine soyunanlar insanlığın kıyımına çanak tutsunlar. Yaşanan zorbalıkları kahredici sessizlikleri ile onasınlar. Ne Adeviye’de can verenler, ne idama mahkûm edilenler ne de bundan sonra zindanlarda ya da meydanlarda ya da kuytu bir köşede can vereceklerin büyüttükleri bu yürüyüşün inkıtaa uğraması mümkün değildir. Ortadoğunun daha doğru bir ifade ile batı dışının tarihsel olarak paranteze alındığı düzeneğin zemini hızla aşınmaktadır. Zemin aşınırken üstteki düzeneğin kalacağını ummak hoş bir hayal gelebilir bazılarına. Ancak düzeneğin sürdürülmesine dönük ısrarda açığa çıkan, şiddet, vahşet, ve insandışılık gidici olanın niçin gitmesi gerektiğinin gerekçelerini netleştirmektedir.

Yüzeydeki köpüğe bakıp dipteki akıntıyı gözden kaçıranlar için hayat daha nice sürprizler getirecektir. Canlar pahasına yollar açılmakta, yollarımız aydınlatılmaktadır. Hak ve özgürlükler için canlar pahasına yollara işaretler konulmaktadır. Darbecilerin infaz ve idam kararları ana akıntıyı nasıl durdurabilir? Daha önceki infazlar, idamlar, zindanlar, işkenceler değil miydi yolu genişleten? Tüm o yaşanmışlıklar değil miydi yürüyüşü sağlamlaştıran? Çekilen cefalar, çileler, ezalar değil miydi iktidarın kapısını aralayan? O ödenen bedeller değil miydi tanklara, tüfeklere meydan okumayı mümkün kılan? Yetim bırakılan çocukların, onurları çiğnenen kadınların ve erkeklerin yeri göğü bunaltan acıları ile kavileşmiş iradeleri prangayı kabul edebilir mi? Yüzyıllık canlı bir birikimin aziz hatırasına darbecilerin şantajları, tehditleri ile sırt çevrilebilinir mi?  Bunca tecrübeyi görmezden gelerek Mısır halkı reddi miras yapabilir mi?   

Tarihe karşı durulamaz, topluma karşı direnilemez. Beyhude bir çabadır bu. Karşılıksız kalmaya mahkûmdur.Bugün başkalarının fantezileri için ikinci sınıf bir hayatı yaşamaya toplumun marjininde yaşayanlar rıza göstermez iken Mısır halkının büyük çoğunluğunun kaba güç politikaları ile rıza göstereceğini ummak ne büyük bir saflıktır. İnsanların kapatılarak, idam edilerek, zindanlarda işkenceye alınarak kontrol altına alınacağını varsaymak ne büyük zavallılıktır. İdam edildikçe çoğalan, öldürüldükçe çoğalan, zindanlara kapatıldıkça çoğalan, işkencelere alındıkça çoğalan, bastırıldıkça daha gür yeşeren baldırı çıplaklar Spartaküs’ün Roma’yı titretmesi gibi Mısırdaki düzeni titretiyorlar.Cebel-i TârıkBoğazını geçince gemileri yakan Tarık Bin Ziyad gibi geri dönüş ihtimali olmayan bir seferde Mısır halkı. Nasıl püskürtülecek bu halk Ey Sisi, dönüşü olmayan haklı bir yürüyüşü kaç milyar dolar durdurabilir Ey Faysal, bu zorbalık daha görmezden geline bilinir mi ey ABD, ey AB ey Rusya ve ey İnsanlık!

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.