Özgür Eğitim-Sen

GENEL BAŞKANDAN DEĞERLENDİRME

27.11.2016
A+
A-
GENEL BAŞKANDAN DEĞERLENDİRME
 
 
 Eğitim sisteminin mevcut ahvaline dair memnuniyetsizliği Erdoğan'ın öncülük edeceği ve toplumun tüm kesimlerinin temsil edileceği bir ‘kutlu' seferberlik ile hal yoluna koyulacağını uman Ahmet Taşgetiren'in çağrısı tartışmayı hak etmektedir. Hatta denilebilir ki ucu eğitime dokunan her söz bahane edilerek eğitime ilişkin bir tartışma yürütülürse yeridir. Zira eğitime ilişkin fetişleştirme ve kuru bir retorik dışında ele gelir bir gündemden, bir arayıştan ve bir tartışmadan yoksunuz. Bu açıdan Taşgetiren'in iyimser çağrısından hareketle tartışmayı büyütmekte, derinleştirmekte fayda var.
 
Malum olduğu üzere negatifliği ve pozitifliği içeren hareket kabiliyeti ile insan diyalektik bir alan inşa etmekte, bir tarafta evetler peşinde yol alırken diğer taraftan hayırlara karşı teyakkuz ve tepki geliştirerek varoluşsal bir eylemlilik oluşturmaktadır. Eğitim alanında negatiflik çoktan kapatılmış, hayır diyebilme yetisi dumura uğratılmış, ayan beyan iktidar temelli bir yapılanma olan modern zorunlu eğitime dair dayatılmış mutlak bir evet'e mahkûm edilmiş vaziyetteyiz. Bu eveti sorgulanmaz bir ‘doğa kanunu' şeklinde içselleştiren, onun dışında bir olumsallığı tahayyül edemeyen dolayısıyla yitirdiğini, arzu ve tahayyül ettiğini bu düzenekten üreteceğini uman çocuksu bir inatçılığı, ısrarcılığı sofistike bir strateji zanneden garabetle karşı karşıyayız. Sıralanan bir takım yuvarlak tekerlemeler, kitlenin duygu dünyasını ajite etmeye dönük içeriksiz bir retorik dışında eğitim müktesebatından bihaber günümüz toplumu, bırakın eğitimi hal yoluna koymayı eğitimin neliğinden, mevcut tarihsel-toplumsal dönem ve siyasal yapılanmalar içerisindeki kaderine dair zerre miktar tefekkürü olmayan dolayısıyla eldeki veri ve tecrübeden yoksun bir vaziyette yol almakta.
 
Tüm çözüm arayışları mevcudun muhasebesini yapmak durumundadır. Mevcudun açmazlarını, imkânlarını, olası alternatiflerini hesaba katan bir muhasebe. Palyatif tedbirlerle, klişe çözümlerle, duygusal reaksiyonlar ve ideolojik ayartmaların yönlendirmesinde ‘köşeyi dönme' mantığıyla bezenmiş çözüm arayışları, sorunların kronikleşmesine neden olabilir ancak. Nitekim modern zorunlu eğitimin tarihsel serencamı karşılıksız kalmış bir mücadeleden başka bir şey değildir. Azıcık bir tat için bir sürü keçiboynuzunu çiğnemeyi andıran bu ameliye devasa yapılanmasıyla, haddi hesabı olmayan mali kaynağıyla ve on milyonlarla ifade edilen beşeri sermayesiyle ruhunu yitirmiş ancak bedeniyle toplum nezdinde var olduğu vehmini uyandıran bir yanılsamadan, oyalanmadan ibarettir.
 
Üretme, inşa ve ihya etme dinamiği olmayan ancak tortulaşan niteliğiyle ifsat etme, bozma ve ket vurma şeklinde yaşam sürdüren bu yapıyı, tarihsel arkaplanı, siyasal-ideolojik-ekonomik dayanakları göz ardı ederek bir ‘tabiat kanunu' formatıyla sahiplenmek, kendisine gösterilecek ilgi ve ihtimamla mucizeler yaratacağını varsaymak en başta yaşadıklarından ders çıkartmayan, ısırıldığı yerden sayısız kere ısırılan dolayısıyla tarihi ve hafızası olması hasebiyle diğer türlerden farklılaşarak insan olma vasfını kazanan türe hakarettir. Kör ve kötürüm geleneğin pençesinde kıvranmaya canı gönülden rıza gösterip ödettiği bedelleri görmezden gelmek, gönüllü bir aldanmayla zamanı geçirmek türün en ayırt edici vasfı olan aklını kullanabilmeyi alenen ve taammüden inkârdır.
 
Bulunduğumuz koşullarda eğitime ilişkin hassasiyetimizin, yakınmamızın olması elbette önemlidir, önemsenmelidir. Ancak eleştiriden, sorgulamadan, muhasebeden yoksun bir samimiyet ve yakınmanın da kimseye faydası yoktur. Bildiği klişeleri, ezberleri, tarihsel tecrübe üzerinden yüzlerce kez yanlışlanmış bir takım çözümlemeleri alana ilişkin olmuş, olacak ve olabilecek yegâne fikirler şeklinde algılayan bu konformist tutum, pek tabii çözüm arayışlarını alana gösterilecek ilgi ve ihtimam, yapılacak derslik, teknik müdahalelerle düzenlenecek müfredat, iyi-kötü ataması yapılacak öğretmenler, sürekli eğitimin nasıl önemli olduğuna dair enforme edilecek velilere kaydıracak. Sistemi, sistemin yasal dayanaklarını, toplumu, toplumun tarihsel-kültürel genetiğini, çoğulcu karakterini, günümüzün ahval ve şeraitini, sosyolojik yönelimi, zamanın ruhunu, yeni iletişim teknolojilerini ve bunların alt-üst ettiği ilişki biçimini görmezden gelerek Bauman'ın ifadesiyle katı modernlik koşullarında üretilmiş ve siyasal-ekonomik-kültürel varoluş koşulları belli olan tarihsel bir aparatı tarih ve toplum üstü bir maymuncuğa indirgeyen yüzeysellik, anakronik niteliğiyle bizi sorun üretme mekaniğine can suyu taşımaya çağırmaktadır. İnsan olmanın ayrıcalıklı vasfını harekete geçirmeyen sadece samimiyeti ile tebarüz eden bu çağrılar memleketin ilim ve kültür dünyasına yayılan ateşe odun taşımamızı talep etmekteler. Evet, bu girişimlerin, çağrıların iyi niyetinden, samimiyetinden şüphe etmiyorum ve fakat unutmayalım ki cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.         
 
Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.