Özgür Eğitim-Sen

Genel Başkanımız Temsilciliklerimizi Ziyaret Etti

26.11.2016
A+
A-
Genel Başkanımız Temsilciliklerimizi Ziyaret Etti
 
 
 
Özgür Eğitim-Sen Genel Merkez Yöneticileri Genel Başkanımız Yusuf TANRIVERDİ başkanlığında Genel Sekreterimiz Abdulbaki DEGER ve Genel Örgütlenme Sekreterimiz Ali AYDIN ile birlikte 4-5 Ekim tarihlerinde Şanlıurfa, Adıyaman ve Siverek Temsilciliklerimizi ziyaret ederek Temsilciliklerimizce düzenlenen etkinliklere katıldılar. Genel Başkanımız Yusuf Tanrıverdi ve Genel Merkez Yöneticilerimiz hem katılmış oldukları etkinliklerde hem de basın mensupları ile yapılan söyleşilerde önemli mesajlar verdiler.
 
“DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ”
 
Bu çerçevede Şanlıurfa'da Sendika il binasında üyelerimiz ile değerlendirme toplantısı yapıldı. Son süreçte Sendikamızın yürüttüğü çalışmalar ve Şanlıurfa yerelinde yaşanan sorunlar ele alındı. Genel Başkanımız Yusuf TANRIVERDİ İl Temsilciliğimizde yerel yazılı ve görsel medya mensuplarına son açıklanan "Demokratikleşme Paketi" ve Milli Eğitim Sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demokratikleşme Paketinin Türkiye'nin tarihsel olarak kangrenleştirdiği sorun alanlarının çözümüne ilişkin bir başlangıç hüviyetinde olduğunu dile getiren Genel Başkanımız, temel hak ve hürriyetler alanına ilişkin iyileştirme çabalarının derinleştirilerek devam ettirilmesi gerektiğini belirtti. Devletin toplum ile olan ilişkisinin yeniden çizilmeye çalışıldığı bu dönemde toplumun hiçbir kesiminin dışlanmadan talep ve beklentilerinin dikkate alındığı bir yapılanmanın kaçınılmaz olduğunu belirterek "Biz Türkiye’nin 15 yıl öncesine giderek bu demokratikleşme paketine baktığımızda olumlu buluyoruz. İleri adımlar var. Çünkü bu gün kabul edilen meseleleri 15 yıl önce bu ülkede dile getirdiğinizde bu Ergenekonvari yapılar, Türk İntikam Tugayları sizi alıp, kafanıza sıkar, sizi faili meçhule götürürdü. Ama o meseleler bugün çok farklı bir düzleme taşındı. Örneğin anadilde eğitimin, özel okullarda da olsa öğretilebilecek olması, bu hakkın devlet tarafından tanınmış olması ileri bir adımdır. Ama sorunun çözümü ve Kürt halkının beklentileri yönünden yeterli midir? Elbette ki, yeterli değildir” diye konuştu. anadilde eğitim ile ilgili olarak "Daha önce biliyorsunuz okullarda seçmeli ders halinde okutulacak deniliyordu. Bu bir kamuoyu hazırlamaydı. Şimdi özel okullarda anadil eğitimi verilmesi kabul edildi. Beklentimiz bunun giderayak devlet okulunda da tanınması. Çünkü devlet okulunda tanınmasının önemi şurada: Anadilde eğitim, hak bir idari düzenlemenin ötesinde bir şey. O, bir ülkede yıllardır yok sayılan bir halkın, artık devlet tarafından kabul edilmesi, benimsenmesi ve o hakkın teslimi anlamını ifade eder. Yani Kürt halkının devlet tarafından ve onun devletten alması gereken muhataplığı alması anlamına gelir. Mademki bu toplum, çok kültürlü bir toplum olacaksa zaten çok kültürlü bir toplumda tek dil eğitimi ve anlayışı sürdürülebilir bir durum değil. Onun için biz anadildeki bu değişimi olumlu buluyoruz; ama yeterli bulmuyoruz. İkinci sürece kesinlikle geçilmesi lazım… Başbakan da bunun bir kapı aralama olduğunu söylüyor, bizim de değerlendirmemiz öyleydi. Mesela eksikliklerden bir tanesi Alevilere yönelik bir cevabın verilmemiş olması. O konuda eleştiriler yapıldı. Alevilere yönelik düzenlemelerin başka bir pakette yer alacağı ifade edildi. Başörtüsü düzenlemesini olumlu buluyoruz. Çünkü bu yıllardan beri bu ülkede kanayan bir yara. Cumhuriyetin kuruluşundan beri, daha doğrusu cumhuriyeti birileri kurdu, birileri diğerlerinin hepsini ötekileştirdi. Kürtleri, Alevileri, İslamcıları herkesi ötekileştirdi ve bu devlet bizimdir dedi. Bu süreçte bu ülke yeniden kuruluyor. Devlet yeniden kuruluyor ve bunu birlikte kuruyoruz. Bu devlet hepimizin devleti olacak. Ama şu anda hepimizin devleti değil, bir kısmının devletiydi. Çünkü bir sürü öteki vardı. Bu ötekileştirmeyi bitirmek lazım. Başörtüsüne getirilen düzenleme inanç özgürlüğü temelinde yapılmışsa emniyet mensupları, TSK mensupları ve yargı çalışanlarına bu hakkın tanınmamış olması bu üç kuruma inanç özgürlüğünü tanımıyoruz anlamına gelir. İnanç özgürlüğünün her kesime karşı kayıtsız, şartsız tanınması lazım. İkinci bir eksiklik de okullarda öğrencilere yönelik. 15-16 yaşına gelmiş kızlar, bu bizim inancımızdır, biz başımızı örtmek istiyoruz dediğinde buna kimsenin itiraz etmemesi lazım. Yine pakette alan ibadet özgürlüğünün kurumlarda olması lazım. Kurumlarda namaz kılacak yerler yok. Türkiye’de öteden beri sekülerleşme ve laikleşmeden beri çok ciddi cinayetler yaşanıyor. Bunun çözülmesi gerekiyor. Bunun çözülmediğini görüyoruz. Bunlar iktidar partisinin bize bahsettiği şeyler değil. Toplum yıllardan beridir bunun mücadelesini veriyor. Can verdiler, işkence gördüler. Çok sıkıntılar yaşadılar. Bu toplumun kazandığı haklardır. Bu ülkede daha fazla açılım için mücadele vermemiz gerekiyor” dedi.
 
“ÖZGÜR EĞİTİM-SEN OLARAK FELSEFEMİZ”
 
Türkiye’de asıl bölünmenin tek tipçi algı ve anlayıştan kaynaklandığını dile getiren Genel Başkanımız, Kürt kimliğinin dışarıda bırakılmasının ve inkâr etmenin, Kürtlere gidin bölünün demektir. Sürekli güvenli konseptli bir ülke. Onun için asker, siyasi yapıya müdahale ediyordu. Onun için 10 yılda bir darbeler yapılıyordu. Onun için 17 bin faili meçhul cinayetler ortaya çıktı. Ama bu ülkenin normalleşmesi lazım. Bu ülkenin geleceği bu ülkeyi kurup da kendi tapulu malı gibi görenlerin elinden alıp da herkesin sahip olduğu ve herkesin benimsediği bir ülke olmasına bağlıdır. Yasaklarla bu ülkeyi ayakta tutamayız artık. Özgürlükler, serbestlikler bizi birbirimize yakınlaştırır. Herkes özgürleşecek ve hukuk asla ayrımcılık yapmayacak. Bizim Özgür Eğitim-Sen olarak felsefemiz şudur: Bizim bu ülkede sıfır düşmanımız var. Bu ülkenin nüfus cüzdanını taşıyan her insan için sahip olduğu dil kimliği, din kimliği asla kendisine dezavantaj olarak dönmeyecek. Döndürmeyecek bir ülke için mücadelemizi veriyoruz. Bizim istediğimiz ülkenin, siyasi, toplum, ekonomi hayatı, farklılıkların eşit ve özgür bir şekilde yer alabildiği, kendini ifade edebildiği bir devlet birey ilişkisiyle ancak sağlanabileceğini savunuyoruz” diye konuştu. 
 
“HER YER ANKARA DEĞİL!”
Atanamayan Öğretmenler ve eğitimdeki mevcut durumu da değerlendiren Genel Başkanımız “Her bakan kendi döneminde bir şeyler yapıyor. Bu artık gelenek oldu. Bunlar ne kadar eğitimin sorunlarını çözüyor, ne kadar eğitimin kalitesini artıyor, tüm bunlar tartışılır. SBS’yi 36’ya çıkardılar. 120 bin civarında öğretmen açığından bahsediyorlar. Bu kadar açık demek, 120 bini ortalama 30 öğrenciyle çarpın. Binlerce öğrencinizi öğretmensiz bırakmak demek. Bu çocuklar arasında da bir yarışma koyup eşitlikten bahsediyorsunuz. Bu açıdan milli eğitimin iyi yönetilmediği kanaatindeyim. Ayrılan bütçe de, ayrılan imkânlar da doğru dürüst yönetilemiyor. Öğretmen açığının giderek kapatılması lazımken hala birçok okulda farklı branştaki öğretmenler, farklı branşlara girmek zorundalar. Ücretli öğretmenler kullanılıyor. Dersler boş geçiyor. Bütün bunlar gözetilmeden eğitimde şöyle yaptık, böyle yaptık, böyle uçurduk gibi sözler politikadan öteye gitmiyor. 36 sınav koydular ya, bir de diyorlar ki memleketin her yerinde aynı gün ve aynı saatte yapılacak. Senin ülkenin birçok çocuğu şu anda Giresun’da fındık topluyor. Pamuk tarlasında hala pamuk topluyor. Okula gitmiyor, okullar açılmadı oralarda. Bu çocuklar bir ay sonra gelecekler okullara. Sen bu çocukları sınava alacaksın, yarıştıracaksın, bir de eşitlikten bahsedeceksin. Mesele bu merkeziyetçi yapıdan kaynaklanıyor. Mesela bu pakette yerel yönetimlere vurgu yapılmadı. Onlarla ilgili bir açılım yapılmadı. Merkeziyetçi yapı hala devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nda da böyle. Mille Eğitim Bakanı Ankara’da oturuyor, her yer Ankara. Kardeşim her yer Ankara değil. Bu ülkenin öyle coğrafi farklılıkları var ki, eğitimi direk etkiliyor. Bunları görmeden nasıl bir program yaparsınız? Bu bakan maalesef Türkiye’nin her tarafını Ankara zannediyor.”
 
Adıyaman Temsilciliğimizin düzenlemiş olduğu Panel'de "Türkiye'de Kamu Sendikacılığı ve Özgür Eğitim-Sen" konusu ele alındı. Adıyaman İl Başkanımız Ali Kemal KAYA'nın Özgür Eğiti-Sen'in kamu sendikacılığında bir zihniyet dönüşümü gerçekleştirdiğini belirttiği konuşmasının ardından Genel Başkanımız Yusuf TANRIVERDİ dünyada sendikacılığın gelişimi ve bunun Türkiye'ye yansımasını ele aldığı konuşmasında; Türkiye'de devlet-toplum ilişkisindeki çarpıklığın kamu sendikacılığına sirayet ettiğini dile getirdi. arka bahçe sendikacılığının sürekli olarak sendikal yapıları belirli güç merkezlerinin uzantılarına dönüştürdüğünü dile getiren Genel Başkanımız bunun da sendikal mücadelenin tarihinde bir ihanet durumunu ortaya çıkarttığını belirtti. Türkiye'nin adil ve özgür bir yapıya bürünmesi noktasında sendikal mücadelenin çok önemli olduğunu ve bu mücadelenin de toplumun tüm kesimlerini, onların hak ve hürriyetlerini önceleyen bir yaklaşımla ele alınmasını gerektirdiğini dile getiren Genel Başkanımız Yusuf Tanrıverdi Özgür Eğitim-Sen'in tam bu noktada önemli bir misyonla yol aldığını belirtti. 
 
Panel bölümünde Eğitim Sistemimiz, Kamu Sendikacılığı ve Özgür Eğitim-Sen "Türkiye'de Kamu Sendikacılığı ve Özgür Eğitim-Sen" başlığı altında Genel Sekreterimiz Abdulbaki DEGER ve Genel Örgütlenme Sekreterimiz Ali AYDIN değerlendirmelerde bulundu.
 
“TÜRKİYE ÖZGÜRLEŞTİKÇE NORMALLEŞECEK”
 
Genel Sekreterimiz Abdulbaki DEGER "Eğitim sistemini tartışmanın özü itibariyle Türkiye'nin sosyal-politik tüm sorunlarını konuşmak anlamına gelir. Eğitim tüm bu sorun alanlarının doğrudan yansıdığı bir yapı hüviyetinde olup, Türkiye'nin normalleşmesi, hak ve özgürlük alanlarının genişlemesi ile eğitim sisteminin özgürleşmesi arasında doğrusal bir ilişki vardır. bu açıdan kılık kıyafet sorunu, anadilde eğitim sorunu, zorunlu din dersi uygulaması gibi konuların bunun göstergesidir" şeklinde değerlendirmelerde bulundu.
 
“MODERN EĞİTİM SORGULANABİLMİŞ DEĞİL”
 
Genel Örgütlenme Sekreterimiz Ali AYDIN modern eğitimin tarihsel arkaplanına ilişkin yaptığı çözümlemede "Türkiye'de zorunlu eğitim uygulamasının modern paradigmanın etkisi altında şekillenmiştir. Makbul vatandaşın ve gerekli işgücünün yetiştirilmesi motivasyonu ile hareket eden sistemin, insanların tarihsel-kültürel aidiyetlerini göz ardı ederek onları nesne konumuna indirgemektedir. Eğitimin hiçbir sürecinde verili durumuyla makbul karşılanmayan toplum, sistem üzerinden bir kapatılma durumu ile karşı karşıya kalmaktadır. Özgür Eğitim-Sen varlığı ile bu yapının tartışılmasına, aşılmasına dönük büyük bir işlev görmektedir.” dedi. Genel Örgütlenme Sekreterimiz modern eğitimin bir modern devlet efsanesi olduğunu dile getirerek,sorunların esaslı sorgulamalarla üstesinden gelinebileceğini belirtti. 
 
Program soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
 
Adıyaman’dan sonra Siverek’e geçen Genel Merkez Yöneticilerimiz Siverek Temsilciliğimizce düzenlenen programa katıldılar.
 
 
 
 
 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.