Özgür Eğitim-Sen

İğdiş Edilen Adalet ve Zalimler İçin Yaşasın Cehennem

27.11.2016
A+
A-
İğdiş Edilen Adalet ve Zalimler İçin Yaşasın Cehennem
 
 
 
Batı dışında yaşanan hep bir “deja vu” hali. Hak, adalet, özgürlük ve insanca yaşam adına ayağa kalkan toplumlar her halükarda çıkarları önceleyen insanlıkdışı bir düzenin ağlarında can çekişmeye zorlanmaktalar. Globalleşmiş bir dünyanın en mahrem noktasında açığa çıkan zulüm ve istibdat, küresel düzenin onamasından geçmeden hayat bulamaz. Küresel düzenin rızasına yaslanmadan varlığını devam ettiremez. Dünyayı bir ihanet şebekesine çeviren, aşağılık çıkarların hükümferma olduğu kaba bir tahakküm arenasına indirgeyen uygulamalar bizleri derin yarılma ve yabancılaşmayla karşı karşıya bırakmaktadır. Mısır’da Sisi darbesiyle başlayan küresel operasyon, insandışılaşmada sınır tanımayan bir pratikle karşımızda arz-ı endam etmektedir. Bulunduğu aşağılık pozisyonu derinleştirmekte ölçü tanımayan bu süreç, küresel bir yozlaşmayı, çürümeyi, ikiyüzlülüğü beslemektedir. 
 
En yüce insani değerlerden olan “adalet”, darbecilerin güdümündeki yargı bürokrasisinin elinde iğdiş edilerek paçavraya çevrildi, çevrilmektedir. Kamuflaj, gizleme, baskı, sindirme ve yıldırmayı “adalet” kisvesine büründürerek hayata geçirme oyununun deşifre edildiği bu tarihsel eşikte, temel insani değerlere kast eden her girişim ne kadar sofistike olursa olsun insanlığın maşeri vicdanında mahkum edilmekten kurtulamayacaktır. Ancak insanlığın yaşam belirtisinin sadece maşeri-i vicdan üzerinden dile geliyor olması da durumun vehametinin, ağırlığının en bariz göstergesidir. 
 
Haklı olanların sindirilmekte, kuşatılmaktadır. Dünyanın derinden derine kaynayan ucsuz bucaksız coğrafyaları dünyayı esir alan yağmacı bir düzenek üzerinden ablukaya alınmaktadır. Ne olursa olsun, günümüz koşullarında toplumun kendisini hesaba katmayan bir denklem hangi güç merkezine dayanırsa dayansın mukadder olanı geciktirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Dalga dalga gelen tarihsel-toplumsal dinamiği görmek istemeyenler, yüzlerini başka tarafa çevirmek isteyenler paşa gönüllerini pışpışlaya dursunlar. İnsani değerlerin havariliğine soyunanlar insanlığın kıyımına çanak tutsunlar. Yaşanan zorbalıkları kahredici sessizlikleri ile onasınlar. Ne Adeviye’de can verenler, ne idama mahkûm edilenler ne de bundan sonra zindanlarda ya da meydanlarda ya da kuytu bir köşede can vereceklerin büyüttükleri bu yürüyüşün inkıtaa uğraması mümkün değildir. Diktatörlerin ve yağmacı düzenin paranteze aldığı düzeneğin zemini hızla aşınmaktadır. Zemin aşınırken üstteki düzeneğin kalacağını ummak hoş bir hayal gelebilir bazılarına. Ancak düzeneğin sürdürülmesine dönük ısrarda açığa çıkan şiddet, vahşet ve insandışılık gidici olanın niçin gitmesi gerektiğinin gerekçelerini netleştirmektedir.
 
Yüzeydeki köpüğe bakıp dipteki akıntıyı gözden kaçıranlar için hayat daha nice sürprizler getirecektir. Canlar pahasına yollar açılmakta, yollarımız aydınlatılmaktadır. Hak ve özgürlükler için canlar pahasına yollara işaretler konulmaktadır. Darbecilerin infaz ve idam kararları ana akıntıyı nasıl durdurabilir? Daha önceki infazlar, idamlar, zindanlar, işkenceler değil miydi yolu genişleten? Tüm o yaşanmışlıklar değil miydi yürüyüşü sağlamlaştıran? Çekilen cefalar, çileler, ezalar değil miydi iktidarın kapısını aralayan? O ödenen bedeller değil miydi tanklara, tüfeklere meydan okumayı mümkün kılan? Yetim bırakılan çocukların, onurları çiğnenen kadınların ve erkeklerin yeri göğü kaplayan acıları ile kavileşmiş iradeleri prangayı kabul edebilir mi? Yüzyıllık canlı bir birikimin aziz hatırasına darbecilerin şantajları, tehditleri ile sırt çevrilebilinir mi?  Bunca tecrübeyi görmezden gelerek Mısır halkı reddi miras yapabilir mi?   
Tarihe karşı durulamaz, topluma karşı direnilemez. Beyhude bir çabadır bu. Karşılıksız kalmaya mahkûmdur.Bugün başkalarının fantezileri için ikinci sınıf bir hayatı yaşamaya toplumun marjininde yaşayanlar rıza göstermez iken Mısır halkının büyük çoğunluğunun kaba güç politikaları ile rıza göstereceğini ummak ne büyük bir saflıktır. İnsanların kapatılarak, idam edilerek, zindanlarda işkenceye alınarak kontrol altına alınacağını varsaymak ne büyük zavallılıktır. 
 
Egemen dünya sisteminin parlak söylemi bu çetin mücadelede çıkar ve beklentilerin kirli ağıda can çekişmektedir. Garipler, yetimler, kimsesizler, mazlumlar tarihin ve insanlığın yöneliminin ana ekseninde yer almanın verdiği güçle direnmeye devam etmektedirler. Bu direniş sessizliğe, karartmalara, kapatılmalara, baskılara, şantajlara, ayak oyunlarına kurban edilmek istenmekte ancak zorbaların yüzlerine projeksiyonları tutarak yol almaya devam etmektedir. Tarihin karanlık sayfalarına adı kazınan Mübarek artıkları, Suudiler, işbirlikçi Arap ülkeleri ile AB ve ABD gibi küresel güçler yuvarlandıkları ilkesizlik batağında her gün biraz daha batmaktadırlar.
 
Binlerce şehidin mücadelesi ile bugünlere gelen Mısırdaki destansı mücadele dalgasını ne Mübarek artıklarının yıkılması mukadder darbeleri ne de insani değerler ile kamufle edilmiş köhnemiş uluslararası düzenin çarkları kırabilecektir.
 
Güç ve çıkar şebekelerinin değil toplumun kendisine, değerlerine, talep ve beklentilerine yaslanan bir hareketin onurlu direnişi, kendi mazlum mensuplarının insaniliğini derinleştirirken karşıtlarının da insandışılıklarını biraz daha görünür kılmaktadır. Mübarek artıklarının ne tür bir bataklıkta debelendiklerini, ne tür aşağılık eylemlerin girdabında boy gösterdiklerini onurlu duruşu ile belgeleyen Mısır halkı, kendisine yönelik yok etme, insandışılaştırma, terörize etme siyasetini boşa çıkartmakta, darbecilerin ve yandaşlarının gayrı meşru pozisyonunu belgelemektedir.
 
Mısır’ın zindanlarına kapatılan, korsan mahkemelerinde kalemleri kırılan, Adeviye başta olmak üzere pek çok meydanında insanlığın izzetini ve şerefini bayraklaştırırken üzerlerine ölüm yağdırılan insanların sessiz yürüyüşleri devam edecektir. İstikballerini,  tarihi ve toplumu paranteze alarak kurmayı düşünen zavallılar son idam kararları, hazin bitişin ileri bir aşaması olabilir ancak. Topluma, toplumun tarihine, değerlerine, insanların çarpıtılması mümkün olmayan vicdanlarına dayanan bir hareket baskı, şiddet, korku çemberinde nasıl eritilebilir? Tehdit, şantaj, yıldırma politikaları ile nasıl esarete rıza gösterir bir hale sokulabilir? Bu dünya, fantezilerini yüksek bedellerle karşılamaya çalışan eli kanlı diktatörleri çok gördü. Onuru ve şerefi ile var olmayı, adalet ve özgürlük cephesinde bulunmayı her şeyden aziz bilen insanların Mübarek artıklarının ve süfli işbirlikçilerinin tehditlerine pabuç bırakması elbette mümkün değildir. Kendi diktatörlerine, egemen kokuşmuş düzene papuç bırakmadıkları gibi eş zamanlı olarak verdikleri mücadele ile milyonlarca insanı adaletin, ahlakın, vicdanın cephesinde buluşmak için bir sınava tabi tutmaktadırlar. Çünkü olaylar karşısında geliştirilecek tavır kaba bir yandaşlık karşıtlık ile değil doğrudan doğruya insan olma sorumluluğunun taşınıp taşınamayacağı ile ilgilidir. dolayısıyla idama mahkum edilen, zindanlara atılan, baskılanan, dışlanan ve yok edilmek istenenlere gösterdiğimiz ilgi ancak bu aşağılık koşıllarda insan olmaya devam ettiğimizin en ucuz ve basit göstergesinden başka bir şey değildir.  
 
Bu koşullar altında ÖZGÜR EĞİTİM-SEN olarak, dünyanın gözleri önünde alınan ve egemen düzence onamaya alınan idam kararlarına karşı Sisi’ye, darbecilere, aşağılık işbirlikçilerine, kokuşmuş egemen düzene, Suudilere, İşbirlikçi arap ülkelerine, İsrail’e, AB’ye, ABD’ye, bu insanlıkdışı, adalet ve ahlak yoksunu ilişki ağına hayat veren herkese lanet olsun diyoruz. 
                                                           Abdulbaki DEGER
                                                         Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.