Kaç Dalgası Varsa Gelsin!

Ali Aydın
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Tüm Yazıları
24.05.2017
A+
A-

15 Temmuz gecesi büyük bir felaketi milletçe defettik. Yüzlerce insan şehit oldu, binlerce yaralı var. O günden bu yana millet teyakkuz halinde. Devletin kendine gelmesini, en mahrem birimlerine kadar nüfuz etmiş habis urdan kendisini temizlemesini bekliyor. Diğer taraftan atlatılan büyük badirenin ardından sağduyuyla yaralarını sarmaya, memleketin bugünü ve yarınına dair güven duygusunu tazelemeye çalışıyor.

Kalkışma gecesinden bu yana gerek FETÖ gerekse de küresel ağababaları ısrarlı bir biçimde kamuoyuna dönük psikolojik bir harekât yürütmeyi sürdürüyorlar. ABD‘denAB‘ye, NATO‘dan uluslararası medyaya kadar sistematik bir şekilde kalkışma gözden uzak tutulmaya çalışılmakta, kalkışmanın aktörlerine dair örtülü kollamalar yapılmakta veErdoğan üzerinden sivil siyaset hedef gösterilmekte. Diğer yandan giriştiği kalkışma da millet direnişine toslayan FETÖ elebaşı başta olmak üzere diğer şarlatanlar sahiplerinin kucağına oturarak tehditler savurmaya, milleti huzursuz edip tedirginlik içinde tutmaya çabalıyorlar. Paralel bir gerçeklik inşa eden bu yapı, kurduğu sembolik-büyülü dünyadan ucuz ezoterik masallar yazarak hala nasıl canlı ve diri olduğunu haykırıyor. İlk gün darbeyle ilgisi olmadığını söyleyen FETÖ elebaşı ertesi gün itiraf edercesine, “Varsın bir sürü ahmak bir başarı elde etmiş gibi güledursun. Düğünler, dernekler kursun o komik durumlarını bayram ilan etsinler. Fakat dünya bu meseleyi alaya alıyor… Eğer bunlar hayatta kalırlarsa keşke diyecekler ama diyemeyecekler.” şeklinde tehditler savuruyor. Başka bir açıklamasında  Ne kadar ağır gelirsen gelsin dişini sık ve sabret. Beklentilerin karşısında kuluçkada yumurtaların 20 gün çevrildiği gibi sabret” diye yandaşlarına mesaj veriyor. FETÖ‘ye bilgi sızdırdığı gerekçesiyle gözaltına alınan Başbakanlık Uzmanı Akif Mustafa Koçyiğit adına açılan bir twitter hesabı üzerinden “14 Ağustos’ta tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın” şeklinde muzaffer bir geri dönüş iması yapıyor. Son açıklanan videosunda FETÖ elebaşı, “Ey şuna, buna dalan insan, değişik şeylerle zehirlenen insan, yarına çıkacağına teminat yok. Beyin kanaması balyoz gibi inebilir alır götürür. Hiç ummadığın yerine kanser ilişir alır, götürür. Ansızın gelir çarpar” diyor.


Mesajların ikili bir karakteri olduğu açık. Bir taraftan tehditler savrulurken diğer taraftan yandaşlara işlerin kontrol altında olduğu mesajı veriliyor. Yalnız bu süreçte iki şeyi tespit etmek gerekiyor. Birincisi 17-25 Aralık’tan itibaren gösterdikleri performansla FETÖ, kendisine izafe edilen her ithamı lisanı hal ile teyit etmiştir. Bugün de darbe ile ilintisinin olmadığını dillendirse de konumlanışı, söylemi ve şüphesiz yapıp ettikleri ile durumunu açık ediyor, failin kendisi olduğunu haykırıyor. Bunu da ilginç bir psikolojiyle, aşırı profesyonelleşmenin koynunda taşıdığı bir acemilikle yapıyor üstelik. Cemaatinden gördüğü efsunlu sadakati, milletin ve hayatın da kendisine gösterme zorunluluğu olduğunu var sayıyor. Bunun için de dikleniyor, milleti tahkir ediyor, tehdit savuruyor. Yapıp ettiklerinin bir tarafa not edilmediğini, karşılığının olmayacağını zannederek hesapsız-kitapsız yola savruluyor. Hayatı hesap-kitapla geçmiş, tedbir diye kılık değiştirmekten özünü yitirmiş bir kişinin geldiğimiz aşamadaki hali bile kendi başına devranın döndüğünün, işlerin sarpa sardığının ve tehlike çanlarının çaldığının işaretidir. Kontrolünü yitiren ve “bizden sonrası tufan” şeklindeki bir pervasızlıkla kötücül doğasını bütün çıplaklığıyla önümüze seren travmatik bir hal.

Kalkışma sonrası süreçte bizi kör bir paranoyaya esir etmeyi hedefleyen bir operasyona muhatabız. Yukarıda alıntıladığım tüm açıklamaların böyle bir amacı da gözeterek yapıldığı aşikâr. “Asıl dalga sonra gelecek”“Daha bu işin 2. 3. dalgası var”, vs. gibi güven duygusunu zedelemeye, direnci kırmaya dönük bu psikolojik harekâta karşı esas itibariyle yapacağımız ve yapabileceğimiz şey şudur: Gerekli tedbirleri almak, vazifemizi hakkıyla yapmak ve her daim olması gerektiği gibi uyanık olmak.

Varsın gelsin!

2. dalgası da 3. dalgası da gelsin!

Kaç dalgası varsa gelsin!

Milletin gelecek dalgaya göre dümen kıracağını zannetmek yaşanmışlığı inkâr etmektir, milleti aşağılamaktır. O yüzden canını ortaya koymuş bu millete “Bak yine tehdit ettiler, tehdit ediyorlar, demek ki daha bir şeyler yapacaklar, daha bitmemişler” şeklinde irade hırpalayan operasyonlara pabuç bırakılmaz. Tarihin hiçbir safhasında düşmanı bitirmek, dostlarla çevrili mutlu mesut yaşamak gibi polyannacılıklarla işler gitmemiştir. Herkesi düşmanlaştırmak, düşmanla kuşatıldık paranoyasına teslim olmak anlamına gelmez bu. Selameti, kardeşliği hedefleyeceğiz elbette. Vizyonumuz bu, misyonumuz bu. Lakin fitne ve fesat şebekelerinin, ihanet ve şer odaklarının bitmeyeceğini bilmek durumundayız. Bunlar bitmez ancak her halükarda bünyeyi sağlam, diri ve dirençli tutmak varoluşumuzun gereğidir. Zaten biz sağlam, diri ve dirençli olduktan sonra ha savaşta ha barışta olmuşuz. Mesele sorumluluğun hakkını vermek, mesele doğru yerde doğru zamanda bulunmak. Mesele hainlere, çıyanlara yem olmamak, tehditlerine pabuç bırakmamak.

İlke ve değerlerinle kuşan yeter ki!

Yüksek bir ahlak üzere olduğunu unutma yeter ki!

Varsın gelsin!

Kaç dalgası varsa gelsin!

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.