Özgür Eğitim-Sen

KIYAFET YÖNETMELİĞİ YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILSIN

26.11.2016
A+
A-
KIYAFET YÖNETMELİĞİ YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILSIN
 
 
 Özgür Eğitim-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Ali AYDIN,bugün Milat Gazetesinde yayımlanan yazısı ile bir çağrıda bulunarak kamu çalışanları için adeta bir işkenceye dönüşen kılık kıyafet yönetmeliğinin acilen yürürlükten kaldırılmasını istedi.Danıştayın kararına atıfta bulunan AYDIN,karara rağmen sorunun devam ettiğini belirterek siyasi iradenin sorumluluk alması gerektiğini belirtti.
 
Özgür Eğitim-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Ali AYDIN'ın 11.09.2013 tarihli Milat Gazetesinde yayımlanan yazısısnın tam metni:
 
"Grek mitolojisinde bahsi geçen Prokrustes, kendi boyuna göre olan demirden yatağına, yoldan geçen yolcuları zorla yatırır; boyları yataktan kısa olan yolcularını gererek uzatır, boyları yataktan uzun olanları ise baltayla keserek kısaltırmış. Bu sebeple Prokrustes’in yatağı, iktidarların toplumu dönüştürme ve belli bir biçime sokma arzularının muhtemelen en uygun metaforu.
 
Danıştay’ın kararı
 
28 Şubat sürecinde başörtüsü sebebiyle mesleğinden ihraç edilen öğretmenlerle ilgili olarak Danıştay’ın 12.Dairesinin, ihracı hukuksuz bulan kararının medyaya yansıması ile acı gerçeğimiz ile bir kez daha yüzleşiyoruz. Bu durum, karara sevinenlerin ve aynı karar nedeniyle paniğe kapılanların olduğu bir ülkede, temel hak ve hürriyetler ile ilgili seviyenin nerede olduğunu bir kez daha hepimize hatırlatıyor. İnsani olan bir tercihi zapturapt altına alan yasakçı uygulamalar devam ederken ve hâlâ bütün bir mevzuat yasakçı bir biçimde varlığını sürdürürken, özgürlükler ile ilgili olarak Türkiye’nin nükseden sancıları kendisini bu vesileyle daha bir şiddetli hissettiriyor.
Danıştay’ın ilgili kararı, yargının temel hak ve hürriyetleri baskılayan önceki içtihatları ile karşılaştırıldığında olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Bu karar ile başörtüsü meslekten ihraç gerekçesi olmaktan çıkarılmıştır. Ancak, kamuda çalışan personelin kılık kıyafetini düzenleyen ilgili yönetmelik halen yürürlüktedir. Söz konusu yönetmelik bugün itibariyle tümüyle yasakçı anlayışı devam ettiriyor. Eğer ilgili yönetmelikte bir değişiklik yapılmaz ise başörtüsü ihraç gerekçesi olmaktan mahkeme kararı ile çıkarılmış olmakla birlikte bir disiplin suçu olarak ceza konusu olmaya devam edecektir. Dolayısıyla çalıştığa kuruma başörtüsüyle giden bir öğretmen hakkında, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin kılık ve kıyafetine dair yönetmelik gerekçe gösterilerek soruşturma açılabilir ve disiplin cezaları tatbik edilebilir. Bu ise kamuda çalışanlara reva görülen ve son derece gayri insani olan kılık kıyafet dayatmasının devam ettiği anlamına gelmektedir.
 
Devlet ense tıraşına bakar mı?
 
Herhangi birisinin tercih ettiği kıyafetinden ötürü soruşturmaya ve takibe uğramasını, bir cezaya çarptırılmasını, temel hak ve hürriyetleri askıya almadan savunabilmek mümkün değildir. Öte yandan cari yönetmelikte kadın ve erkek personel için öngörülen kısıtlamaları, insanın yüzünde bir gülümseme olmaksızın okuyabilmesi de mümkün değildir. İlgili yönetmelik sadece kadınlar için değil erkekler için de kabul edilemez bir niteliktedir. Merak edenler söz konusu yönetmeliğin 5.Maddesini okuduklarında, durumun vahametini göreceklerdir. Ense tıraşı tarifinden, nizami tırnak uzunluğu önerisine, bıyıkların dudakla olan simetrisinden, süveter modellemelerine kadar, hakikaten insanları erişkin olmayan kalabalıklar mesabesinde gören, biçimlendirici ve buyurgan bir pratikle karşı karşıyayız.  Tam anlamıyla trajikomik bir durum bu olsa gerek.
 
Devletin tercihi mi toplumun gerçeği mi?
 
Kılık kıyafete ilişkin düzenlemeler en başından beri bir gerçeğe değil sübjektif bir kurguya dayanmaktadır. Toplumun kendi gerçeğinde kılık kıyafet meselesi diye bir meselesi yoktur. Ancak devletin insanla, vatandaş sıfatı üzerinden hiyerarşik bir biçimde üretmeye çalıştığı, öteki/farklı olarak kodlanan insanlara karşı yürütülen, tamamen kurgusal bir mantık ile malûl bir ilişki biçimi vardır. Kıyafet düzenlemelerinin sona erdirilmesi bu ilişki biçiminin de özgürlükçü bir istikamette değişiminin göstergesi olacaktır.
 
Danıştay’ın kararı önemli olmakla birlikte yasakçı yönetmelik hâlâ yürürlüktedir. Bu noktada, yargının kararı dikkate alınarak acilen siyasi irade devreye girmelidir. Sorunu herhangi bir amirin insafına havale ederek görünmez kılma çabasının bir anlamı yoktur. Sorun, ilgili yönetmeliğin kendisidir ve acilen yürürlükten kaldırılmalıdır. Çözüm makamı bakanlar kuruludur. Artık sorumluluk siyasi iradenindir. Kamu çalışanlarını, Prokrustes yatağına dönüşen kılık kıyafet yönetmeliğinden kurtarmanın tam vaktidir."

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.