Özgür Eğitim-Sen

KÜRT SORUNU YOKTUR!

25.11.2016
A+
A-
KÜRT SORUNU YOKTUR!

 

 Kürt sorunu yoktur. Çünkü Kürtler sorun değildir. Sorun Kürtlerin sorunlarını çözemeyen siyaset sorunu veya siyasetin bu sorunu çözmesine engel olan “zihniyet” sorunudur. Yoksa Kürtler sorun olmak bir yana bu olayda en fazla mağdur edilen taraftır.
        Dağda öldürülen Kürtlerdir, askerde öldürülen Kürtlerdir, hapishanelerde çürüyen Kürtlerdir ve şehirlerde, köylerde yaşayıp hayatı zehir edilen yine Kürtlerdir.

        Türkiye’nin diğer kesimleri bu olaydan maalesef asker cenazeleriyle ve büyük şehirlerdeki asayiş problemleriyle haberdar olmuşlardır. Bunlar da sorunun kendisi değil sonucudur. Bu sonuç üzerinden değerlendirme yapmak çok sağlıklı değildir ve insaflı da değildir.

         Basın ve siyasetçiler eliyle oluşturulmak istenen Kürt profili, cahil, ırkçı-ulusalcı, kap-kaç yapan, ırz düşmanı, sürekli sorun çıkaran bir profildir. Bu profil resmi tarih kitaplarında anlatıldığı gibi sürekli dış güçlerle birlikte olup ülkeyi bölmeye çalışmıştır.  Hâlihazırda da özellikle Amerika ile birlikte Türkiye’yi bölmeye çalışmaktadır. Basında çıkan haberler bu imajı oluşturmaya dönüktür. Bazı siyasetçiler tarafından dile getirilenler bununla ilgilidir. Mesela İzmir’de seri cinayet işlediği iddia edilen bir katil zanlısının Nusaybinli olduğunun bazı televizyon kanallarında özellikle vurgulanması ya da Ankara’da bir içkili yerde işlenen cinayetin ‘Kürtçe şarkı okumadığı için öldürüldü’ diye verilirken Kürtçenin özellikle altının çizilmesi gibi haberler televizyonlarda ilk sırada verilmiş, gazetelerde manşet olmuştur. Töre cinayeti haberlerinde hedef olarak Kürtler ve onların geri kalmışlığı anlatılmak istenmekte, haberler bunun üzerine inşa edilmektedir.(Bir zamanlar Barzani ve Talabani ye küfretmek adeta modaydı. Televizyonlara çıkan her vatansever(!) öncelikle bunları ‘bedevi’,’ilkel aşiret reisleri’,’nankör Amerikan işbirlikçileri’ diye aşağıladıktan sonra zamanında, Türkiye’nin bu hainlere kırmızı pasaport verdiğini, bunları beslediğini, peşmergelere sınırı açtığını dile getirir ve bunlar için rahmetli Turgut Özal’ı eleştirirlerdi. O zamanlar resmi olarak Kürt yok sayıldığı için Kürtçede bir çeşit asker anlamına gelen  ‘peşmerge’  terimi kullanılıyordu. Hâlbuki o mezalime maruz kalanların ve Türkiye’ye sığınanların çoğu kadınlar, yaşlılar ve çocuklardı. Aslında Kuzey Irak ve dolayısıyla Kürtler ortaya çıkmayana kadar Türkiye’de bir Amerikan düşmanlığı da yoktu hatta Amerika ve İsrail’le ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiği, Türkiye’nin yerinin çağdaş medeniyetler ve uygarlıklar olduğu ve dolayısıyla Amerika ve Avrupa ekseni olduğu ballandırılarak anlatılırdı. Zaten yapılan da Amerikan düşmanlığı değil düpedüz ‘Kürt düşmanlığı’ idi.Bir kısım siyasetçi hala televizyonlarda ve gazetelerde anadil ve özerklik tartışmalarını bahane ederek halkı bölünmeyle korkutmakta ve dolayısıyla Kürtleri bölücü olarak ötekileştirmeye devam etmektedir. Yapılanın Kürtler üzerinden ırkçılığı tahrik etmek ve bununla mümkünse bir iktidar devşirmek olduğu aşikârsa da biz yine de birkaç laf edelim.

         Cumhuriyetin kuruluşundan sonra yapılan Harf inkılâbı, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu ve Tevhid-i Tedrisat Kanunları; yeni eğitim ve öğretim sistemine uygun olarak, açılması ve yaygınlaştırılması gereken okulların doğu ve güneydoğuda açılmaması nedeniyle tersi istikamette sonuçlar vermiştir. Dünya ile entegrasyonu sağlamak ve Batı medeniyetine ulaşmak gayesiyle yapılan bu devrimler, buradaki halkın elindeki yegane eğitim kurumları olan medreseleri de kapattırmış ve dış dünya ile bağlarını büsbütün kopararak bu insanları feodal derebeylerinin insafına terk etmiştir. Bununla birlikte ortaya çıkan yaşamsal sorunlar çeşitli isyanları beraberinde getirmiştir. Bu da olağanüstü yönetimleri getirmiş, olağanüstü yönetimler de: kimliksizleştirilmiş, cahil bırakılmış, köleleştirilmiş, kişilikleri ellerinden alınmış bir toplum yaratmıştır. İnkâr ve asimilasyona dayanan politikaların en sert biçimde uygulandığı bu dönemlerde Kürt ve Kürtlüğü çağrıştıran her şey yasaklanmıştır. Kürt kelimesi tarih kitaplarında sadece zararlı cemiyetler anlatılırken ’Kürt Teali Cemiyeti’ kısmında geçmiştir.

         90’lı yıllarda son derece yanlış bir politika sonucu binlerce insan yerlerinden yurtlarından edilerek büyükşehirlerin varoşlarına sürülüp kendi kaderlerine terk edilmişlerdir. Bu insanlar, yeterli eğitimleri ve hazırlıkları olmadığı için buralarda perişan olmuşlardır. Bunların çocukları, açlık ve sefaletten, cehaletten belki de çaresizlikten yanlış insanların elinde oyuncak olmuşlardır. Aileler parçalanmış, büyük dramlar yaşanmıştır. Aslında Kürtlerin cumhuriyet tarihi tam bir trajedidir. Mazlumiyet ve mahrumiyet tarihidir.

            Bütün bunlardan sonra insan olanın, vicdan taşıyanın, iman sahibi olanın kalbinde hissetmesi gereken duygu nefret ve kin değildir. Olsa olsa sevgi ve mahcubiyettir. Yapılması gereken mazlumla birlikte olma ve onun hakkını ondan önce savunmadır. Onunla kendisi arasında gönül bağı kurmadır. Kendini onun yerine koymadır, onu anlamaya çalışmadır.

            Şimdi lütfen kendimize soralım: Kürt sorunu var mı?

Mehmet Said Yiner

Özgür Eğitim-Sen Batman İl Temsilciliği

Yönetim Kurulu Üyesi

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.