Özgür Eğitim-Sen

Matrix ve müfredat

01.02.2017
A+
A-
Matrix ve müfredat

Yeni müfredat taslağının “laiklik, evrim teorisi, din eğitimi” gibi başlıklara sıkıştırılarak konu edilebilmesi esasında eğitime dair bir kaygıdan öte siyasi hesaplaşmalar cephesine eğitim üzerinden yeni sembol ikmali anlamına geliyor.

 

Bunun şaşırtıcı olmadığı aşikâr. Türkiye’de maalesef böyle kavga ediliyor. Kavganın kendisine leke sürülmezken olan ‘kavga taşı’ olarak seçilen konuya oluyor.  Bu ise her konu başlığını içeriği, mahiyeti, niteliği ile tartışmak yerine bağlılık durumuna ve konuyu kimin açtığına göre yanaşılacak bir siper haline getiriyor. Bu kısır döngünün hiçbir şey üretemeyeceği tarihî tecrübe ile sabit. Onun için buranın yolcularını burada indirip yola devam etmek şimdilik en makul olanı.

 

Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer geçen haftaki yazısında, yola devam etme arzusu ve arayışı içerisinde olanlara çok önemli üç hatırlatmada bulundu. Bunlar; eğitimde amaçlarımızla araçlarımız arasındaki uyumsuzluk, eğitim sisteminin genel eğitim dinamiğinin bir alt bileşeni olması gerçeği ve son olarak bugünkü okul formuna ısrarla tutunmaya çalışmaktaki beyhudelik.

 

Genel Başkanın bu beyhude ısrara ilişkin şu tespitini de hatırlatalım:  “Öğrencilerin ezberciliği değişmeyen şikâyet mevzumuz lakin dikkat edilirse ezbercilik yetişkinlerin temel alamet-i farikasıdır ve okul düzeneğindeki ısrar da bunun en büyük karinesidir. Çocuklar ezberlerini kısa bellek odaklı pragmatik boyutta yaşama geçirirken yetişkinler tersine kalıcı bellekte kazılı bir dogma şeklinde yaşama, yaşamın akışına dayatma uğraşısındadırlar.”

 

Yazının en can alıcı kısmı ise sonuydu:

 

“Toplumun vazifelerini gönül rızasıyla bürokratik kurumlara devretme kolaycılığından vazgeçmemiz gerekiyor. MEB müfredatı sihirli bir formülle nereden bulacak, kim kaybetmiş de MEB bulacak? MEB'in böyle bir hakkı var mı, olmalı mı? Standart her derde deva bir müfredat nasıl olacak? Sonra senin yürütmediğin, konuşmadığın, dert edinmediğin bir mevzuda vekâletçi gibi görevi devrettiğin MEB hangi mahfillerden, hangi ilim ve irfan meclislerinden, hangi derinlikli sohbetlerden, varlığı kabuğundan ibaret akademinin olmayan hangi gündeminden süzüp reçeteye dönüştürecek?”

 

Bir eğitim sendikasının başkanı olarak Türkiye’de eğitim tartışmasını yukarı doğru çekmeye matuf bu yazı bu nedenle de ayrıca bir öneme sahip. Bu önemin altını çizmek ‘maarif davamız’ için bir tercihten öte bir sorumluluk. Bu sorumluluğu taşımaya çalışırken eğitim- öğretim meselesinde alacağımız mesafenin meseleyi nereden kavradığımızla mukayyet olduğunu biliyoruz. Tek başına niyetlerimizin iyiliği, amaçlarımızın yüceliği yetmiyor. Bir derdin o dertle beliren bir arayışın ve mevcut olanı yerli yerine koyan bir görüş açıklığının refakatine muhtacız. Tüm bu alıntılar, atıflar bunun imkânlarına ve bunun nasıl yaşamsal oluşuna işaret ediyor.

 

Matrix filminde filmin kahramanı Neo, bir bilgisayar üzerinden beceri transferine tabi tutulmuştu. Bu işi yapan kişi onu bir koltuğa oturtmuş ve  “Hadi şimdi biraz Kungu Fu yapalım” diyerek, bir yazılım aracılığıyla Neo’ya Kung Fu’nun inceliklerini aktarmıştı/yüklemişti. Neo, bilgisayara bağlanan bir bellek gibi tüm bilgi ve beceriyi depolamıştı.

 

Maalesef müfredat ve genel olarak eğitim-öğretim kurumları eliyle işin tıpkı Matrix filmindeki gibi olacağını uman bir naiflik var. Çocuklar sıralarında bilgiyi ve beceriyi depolamaya hazır bellekler olarak otururken sınıfa giren öğretmenin elindeki harika müfredat ile bir dokunuşta her şey hallolacak. Herkesin içi rahat olsun, aman kimse zahmet edip yerinden kalkmasın, bir işin ucundan tutmasın! Ne gerek var değil mi?

 

Böyle bir dünya yok emin olun böyle çocuklar da yok!

 

Ali AYDIN

Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.