Özgür Eğitim-Sen

MEB’de Sayıştay Raporuna Yansıyan Devasa Enkaz -1

17.10.2020
A+
A-
MEB’de Sayıştay Raporuna Yansıyan Devasa Enkaz -1

Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Birbiçer, Sayıştay Raporu ile tescillenen MEB’deki enkazı yazdı. Devletin bir kurumunun başka bir devlet kurumu ile ilgili hazırladığı rapor çarpıcı tespitleri ile değerlendirilmeyi hak ediyor. Yönetim Kurulu Üyemiz Bekir Birbiçer’in kaleme aldığı yazı dizisi Sayıştay Raporu ile birlikte MEB’in nasıl kötü yönetildiğini anlatıyor.

Eylül ayında yayınlanan Sayıştay’ın 2019 yılı MEB raporunda yer alan bulgular, devasa büyüklükteki yapının ürkütücü boyutta kötü yönetildiğini ortaya koydu. Birçoğu sendikamızın açıklamalarında yer verdiğimiz, sık sık dikkat çektiğimiz gerçekler fakat hem raporlarda daha fazlasının yer alması hem de rapordaki bulguları devletin resmi bir denetleme organının tablolarla, istatistiki verilerle ortaya koyması gerçekleri daha çarpıcı kılıyor. Raporda ele alınan hangi başlığa bakılsa enkazın farklı bir yönü görülüyor, kötü yönetimin daha doğrusu yönetememenin dersi olarak okutulacak örneklerle karşılaşılıyor.

Rapordaki tespit edilen sorun alanları şu şekilde maddelendiriliyor:

1.Öğretmen Kadrolarının İhtiyaç Planlaması Çerçevesinde Eğitim Kurumlarına Dengeli Dağıtılmaması. 2. Zorunlu Çalışma Yükümlülüğünün Etkin Bir Biçimde Uygulanmaması.
3. Sözleşme İle Taahhüt Ettikleri Yerde Asgari Çalışma Sürelerini Tamamlamayan Sözleşmeli Öğretmenlerin Başka Yerlere Atanması ve Kadroya Geçirilmesi.
4.Taşımalı Eğitimde Planlamanın Sağlıklı Yapılmaması.
5. Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okullarına Bakım-Onarım, Donatım ve Demirbaş Harcamaları için Bakanlık Bütçesinden Ödenek Gönderilmesi.
6. Şirketler ile Yapılan Protokollerden Elde Edilen Gelirler ile Bu Gelirlerden Yapılan Harcamaların Bakanlık Bütçesine Dâhil Edilmemesi.
7. Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının Temel Amacından Uzaklaşması ve Bu Kurslar İçin Ayrılan Kaynağın Sürekli Artması.
8. FATİH Projesi Altyapı Yatırım Harcamaları Arasında Uyumsuzluk Bulunması.
9. Eğitim Yapılarını Projelendirme Sürecinde Sorunlar Yaşanması.
10. Yapılan Yasal Düzenlemelere Rağmen Eğitim Tesis Alanlarının Bedelsiz Tahsisine İlişkin İmar Uygulamalarından Kaynaklı Sorunların Sona Erdirilememesi.
11. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Kadrolarına Gerekli Koşulları Sağlamayan Kişilerin Atanması
12. Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Kesilen İdari Para Cezalarının Bakanlık Bütçesinden Ödenmesine Rağmen İlgililere Rücu Edilmemesi
13. Ödenek Üstü Harcama Yapılması

Facianın boyutlarının netlikle görülmesi açısından bu başlıkları kısa özetler şeklinde açımlayalım: Raporun ilk maddesi öğretmen kadrolarının, ihtiyaç planlaması doğru şekilde yapılamadığı için dengeli dağıtılmaması sonucu yetişmiş insan kaynağının ve mali kaynakların israf edilmesine dair.

MEB, 946.114’sı eğitim-öğretim hizmetleri sınıfında, geri kalanı da genel idare hizmetleri, yardımcı, teknik, sağlık ve avukatlık hizmetleri sınıflarında olmak üzere toplamda 1.027.885 personeli istihdam etmektedir. Bu personelin ezici bir ağırlığını oluşturan öğretmen kadrolarının dağılımında ciddi dengesizlikler ve planlama zafiyeti göze çarpıyor. Şöyle ki;

Yönetici ve öğretmen norm kadroları belirlenmiş olmakla birlikte uygulamada norma aykırı atamalar nedeniyle birçok kurumda öğretmen fazlalığı, buna karşın birçok kurumda da öğretmen açığı bulunuyor. Söz konusu açık ve fazla, yer değiştirme suretiyle yapılan atama, ilk atama, sözleşmeli öğretmenlik ve ders ücreti karşılığı öğretmenlik gibi yöntemlerle dengelenmeye çalışılsa da mevcut dengesizliklerin önemli boyutlara ulaştığı görülüyor. Söz konusu dengesizlik, bir taraftan ihtiyaç fazlası öğretmenler nedeniyle kısıtlı olan insan kaynağının etkin ve verimli kullanılamamasına, diğer taraftan öğretmen ihtiyacı karşılanamayan birçok yerleşim biriminde bireylere eğitime erişme hakkı ve eğitimde fırsat eşitliği gibi temel anayasal hakların yeterince sunulamamasına yol açıyor.

Aralık 2019 itibarıyla ülke genelinde net öğretmen ihtiyacı 93.235 iken kurum bazlı öğretmen ihtiyacı 138.393 olarak tespit edilmiş. Bunun ana nedeni sağlıklı bir biçimde planlama yapılmadığı için ihtiyacın doğru belirlenememiş olması ve norm kadrolarına uygun atamaların yapılmamış olmasıdır. İstanbul’da kurum bazlı öğretmen ihtiyacı 31.033 iken 28.172 kadronun atıl vaziyette beklemesi buna çarpıcı bir örnektir. Rapordaki tablolardan ülke geneli ve iller itibarıyla planlama sürecinde saha verilerinin analiz edilmediği ve atamaların bir plan dâhilinde yapılmadığı görülüyor.

Ülke genelinde büyük bir öğretmen ihtiyacı varken aynı zamanda hemen her alanda makul kabul edilemeyecek sayıda öğretmen fazlası bulunuyor. Türkiye genelinde net öğretmen ihtiyacı 93.235 iken 45.141 öğretmen norm fazlası durumundadır. Ankara’da norm fazlası 5.063 iken 31.033 öğretmen açığı olan İstanbul’da 2861 öğretmen norm fazlası durumunda. Aynı şekilde 4900 öğretmen ihtiyacı olan Şanlıurfa’da 1362 öğretmen norm fazlası. Bu durumda olan öğretmen sayısı İzmir’de 2279, Malatya’da ise 1356. Raporun en çarpıcı verilerli şunlar olsa gerek: Hakkâri, Kırşehir, Şırnak ve Tunceli illerinde mevcut kadrolu öğretmen sayısının yaklaşık olarak %20’si norm fazlası durumunda. Yani bu illerdeki her 5 öğretmenden 1’inin norm fazlası konumunda bulunuyor.

Meselenin asıl vahim boyutu norm fazlalarının branşlara dağılımında ortaya çıkıyor. Aynı ilçede hem fazla hem ihtiyaç bulunması, sürecin ne kadar sağlıksız işlediğini gösteriyor. İki ilçe üzerinden örnekleyelim: Ankara Altındağ’da İngilizce branşında 22 ihtiyaç var iken 19 öğretmen fazla durumda, matematikte 9 ihtiyaç 27 fazla, sınıf öğretmenliğinde 8 ihtiyaç 49 fazla, edebiyatta 6 ihtiyaç 25 fazla.
Çankaya’da sayılar daha ürkütücü. İngilizcede 10 öğretmen açığı varken 53 öğretmen norm fazlası. Matematikte 5 ihtiyaç 73 fazla, sınıf öğretmenliğinde 3 ihtiyaca karşılık 306 fazla, edebiyatta ise  3 ihtiyaca karşılık 97 öğretmen norm fazlası durumunda. Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 53’üncü maddesi ile norm kadro fazlası olarak belirlenen öğretmenlerin öncelikle görevli oldukları yerleşim yerindeki ya da ilçedeki eğitim kurumları olmak üzere il içinde alanlarında norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarına tercihleri de dikkate alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre atanacakları hüküm altına alınmışken bu yığılmaları akıl ve mantıkla izah etmek mümkün değil.

Bakanlık tarafından kadrolu öğretmenlerin ülke genelinde dengeli bir biçimde dağıtılamaması, norm kadro fazlası öğretmen sorununun aynı ilçede ve aynı alanda dahi çözülememesi, öğretmen ihtiyacının karşılanması amacıyla sözleşmeli ve ücretli öğretmen istihdamına gidilmesi beşeri kaynakların yanı sıra mali kaynakların da etkin kullanılmaması anlamına geliyor. Norm fazlası öğretmen maliyetine bakacak olursak kötü yönetimden kaynaklı olarak atıl durumda bulunan 45.141 kişinin yıllık brüt maaşının vatandaşa maliyetinin yaklaşık 3 milyar TL olduğunu görüyoruz.

Dengesizliğin en önemli nedenlerinden birinin Bakanlık tarafından sağlıklı bir planlama yapılmaması ve özellikle bazı merkezlerde ihtiyacın çok üzerinde öğretmen görevlendirilmesi olduğu açıktır. 5018 sayılı Kanun’un “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesinde her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli olarak elde edilmesinden ve kullanılmasından sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Fakat yukarıda belirtilen plansızlığı, kaynak israfını, uğratılan zararı üstlenmeye ve hesap vermeye niyetli kimse gözükmediği gibi kamuoyuna bakanlığın çok başarılı olduğu gibi bir imaj verilmekte, algılarla oynanmaktadır.

Bekir Birbiçer / Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.