Özgür Eğitim-Sen

MEB’in Plansız İstihdam Politikası Emek İsrafına Neden Oluyor

20.09.2021
A+
A-
MEB’in Plansız İstihdam Politikası Emek İsrafına Neden Oluyor

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi Bekir Birbiçer: “Maalesef devletin öğretmen yetiştirme düzeneği gibi yetişmiş insanını istihdam etme sistemi de çökmüş bulunuyor. En değerli kaynak olarak görülüp rasyonel planlamalarla en doğru şekilde yatırım yapılması gereken insan gücü hor ve hoyrat kullanılıyor. Liyakat ve ehliyet ilkeleri pervasızca göz ardı edilebildiği için binlerce nitelikli personel korkunç bir iş gücü israfına tabi tutuluyor. “

Milli Eğitim Bakanlığı sürekli öğretmenin nitelik probleminden bahseder ve bunun arttırılmasından dem vurur. Sistemden kaynaklı dağ gibi yapısal sorunları görmezden gelerek eğitimin tüm dert yükünü öğretmenin sırtına yüklemeyi tercih eder. Öğretmenin niteliğini artırma yollarının ilki olarak da yüksek lisans ve doktora eğitimini görür ve çeşitli yollarla teşvik etmek ister. Fakat yıllarca emek vererek bir yandan öğretmenlik mesleğini yerine getirirken bir yandan da yüksek lisans, doktora yapan öğretmenler, rasyonel bir planlamayla en verimli olacakları alanlarda istihdam edilmezler.

Maalesef devletin öğretmen yetiştirme düzeneği gibi yetişmiş insanını istihdam etme sistemi de çökmüş bulunuyor. En değerli kaynak olarak görülüp rasyonel planlamalarla en doğru şekilde yatırım yapılması gereken insan gücü hor ve hoyrat kullanılıyor. Liyakat ve ehliyet ilkeleri pervasızca göz ardı edilebildiği için binlerce nitelikli personel korkunç bir iş gücü israfına tabi tutuluyor.

Kamu personel rejimi, istihdam politikası bu kadar savruk, plansız ve kontrolsüz olamaz. Ciddi bir kalite, planlama ve vizyon eksikliği söz konusu ve zincirleme şekilde birbirini etkileyen bu eksiklikler ülke geleceğine ve insanına zarar veriyor. Mesela bugün ülke genelinde 30 civarında doçent öğretmen bulunuyor. Akademide bilimsel çalışmalar içerisinde bulunması gereken doçent düzeydeki akademisyenler kenar mahallelerde büyük çoğunluğu Suriyeli-Afgan öğrencilerden oluşan ortaokullarda Türkçe anlamayan-konuşamayan öğrencilere Fen Bilimleri dersi anlatmaya çalışıyor. Aynı işi yapabilecek yüzbinlerce öğretmen atama beklerken doktor veya doçent düzeyde akademisyenlerin olmaları gereken yerde değil de 40-50 kişilik sınıflarda dil bilmeyen öğrencilere Türkçe öğretmeye koşulmaları hazin bir emek ve yetenek israfıdır.

Burada, öğrencilik yılları dışında ortaokul veya lise görmemiş, fakültesinin dışına burnunu uzatmamış akademisyenlerden bahsetmiyoruz. Yıllarca öğretmenlik yapmış ve halen aktif olan doçent öğretmenlerden söz ediyoruz. Doçent titrine sahip bir öğretmen eğitim sisteminin uygulama sahasından geldiği için alana dair tüm eksikleri, yanlışları ve aksamaları; yaşayarak, gözlemleyerek ve bizzat tecrübe ederek bilir. O yüzden sahadan getirdikleri deneyimleri yönetim kademelerinde çözüme yansıtmada sahadan kopuk bir bürokrattan çok daha faydalı olacaktır. O yüzden, MEB için akademisyen öğretmenler büyük bir şans olarak görülmeli ve çeşitli yönetim birimlerinde istihdam edilmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın mevzuat sisteminde, akademik unvana sahip öğretmenlerin özlük haklarına ve kariyer sistemine dair bir düzenleme bulunmuyor. O yüzden de bu öğretmenler mağdur ediliyor. Doçent unvanı taşıyan bir akademisyen akademide 1-3. derecedeki doçentler 4800 ek göstergeyle maaş alırken aynı unvan ve derecedeki bir doçent öğretmen doğru yerde istihdam edilmediği için 3000 ek göstergeyle maaş alıyor. Ve akademideki doçentlerin sahip olduğu özlük haklarının büyük çoğunluğundan yararlanamıyor.

Başta da söylediğimiz gibi MEB, öğretmenlerin niteliğini artırma bağlamında yüksek lisans ve doktorayı teşvik etmeye çalışıyor. Fakat son dönemlerde bu teşviklerin de önü çeşitli vesilelerle kesiliyor. Yakın zamanlara kadar atama ve yer değiştirmelerde özür grubu kapsamında olan mastır ve doktora öğrencileri bu özür kapsamından çıkarıldılar. Bu da pek çoğunun üniversiteyle bağının kesilmesine neden olundu. Geçtiğimiz aylarda da doktora ve yüksek lisans yapan öğretmenlere verilen ek hizmet puanı sendikaların açtığı davalar sonucu Danıştay tarafından iptal edildi. Dolayısıyla öğretmenlerin yüksek yapması teşvik edilmesi gereken bir olgu olmaktan çıktığı gibi neredeyse cezalandırılması gereken bir derekeye düşürüldü.

Bu insanlar MEB’den ödül veya teşvik beklemiyorlar. Sadece liyakat e ehliyet sahibi oldukları alanlarında akademik çalışma yapmak veya MEB’in yönetim birimlerinde verimli olmak istiyorlar. Özgür eğitim-sen olarak MEB’i emek ve yetenek israfına yol açan istihdam politikasında köklü ve yapısal düzenlemelere gitmeye ve doktor-doçent düzeyindeki personelini en verimli olabilecekleri kademelerde istihdam etmeye davet ediyoruz.

Bekir Birbiçer / Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.