Özgür Eğitim-Sen

Nabi Hoca dur diyecek mi?

27.11.2016
A+
A-
Nabi Hoca dur diyecek mi?
 
 
 
Yaklaşık dört beş ay önce Yenimahalle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde başlayıp Bakanlık merkez teşkilatına uzanan haksız bir uygulamanın MEB Bakanı Sayın Nabi Avcı tarafından giderildiğini öğrenmiştik. Şimdi öğrendiğimize göre Bakan'ın emri ile olması gerektiği şekilde düzeltilen yanlış bir dejavu şeklinde tekrar karşımızda duruyor. Yine Bakanlık taşra teşkilatından başlayan süreç merkez teşkilatına uzanacak şekilde sağlık özrü ile gelen kişinin bürokratik oligarşilerin egemen olduğu yapılarda karşımıza çıkacak şekilde önceki görev yerine kararname çıkartılmıştır. Şimdi bu hadise üzerinden son derece trajik bir durum ile karşı karşıya olduğumuz aşikâr.
 
 
Öncelikle MEB Bakanının bireysel kararnameleri takip edecek bir durumu olmadığına göre söz konusu yeni uygulamayı eski görev yerine gönderilen şahsa verilen bir ceza olarak mı okunmalı yoksa daha önce yaşanan usulsüzlüğe müdahale eden MEB Bakanına karşı bir gövde gösterisi, bir meydan okuma olarak mı algılamalıyız? MEB, Bakanından başlayarak taşra teşkilatına doğru belirli bir mevzuat doğrultusunda hiyerarşik şekilde örgütlenmiş bürokratik aygıt mıdır yoksa taşra teşkilatından merkez teşkilatına uzanan ve bambaşka şeyler söyleyip yeri geldiğinde Bakan'ı bile göz ardı eden ayrı/paralel bir yapılanma mı? Kural, kaide tanımayan, edep erkân, yol-yordam gözetmeyen, Bakan'ın müdahalesine rağmen üstelik bu yapılanma nedir? Bu insanlar nereden cesaret almaktadır? Ayrı bir politik kümelenmeyi mi, bir sınıf dayanışması mı yoksa Bakanlığın taşra teşkilatındaki her hangi bir önemsiz yönetsel pozisyonu bile rant alanına çeviren saadet zincirini mi arayacağız bu ahvalden?
 
 
İkincisi, devletin devlet olma vasfı, niteliği ne olursa olsun, bağlı bulunduğu yasal prosedürlere riayet etmesidir. Bürokrasinin rasyonelliği devletin de çeteden ayrılmasını mümkün kılan bu niteliktir. Hal bu iken yasal prosedürler işletilerek atama için başvurusu alınan, başvurusuna cevap verilen ve tantanalı bir süreci barındırsa da göreve başlatılan bir kişinin geldiği yerde herhangi bir adli ve idari soruşturma geçirmeden “görülen lüzum” üzerine gerisin geri geldiği yere sürgün edilmesi nasıl bir güç gösterisidir Allah aşkına! Yaptığı yanlışı düzeltmişken doğruda sebat etmeyip yanlışa yeni yanlışlar eklemek peşinde koşmak, Bakanlık bürokrasisini kişisel hırslara ve çocuksu alınganlıklara teslim etmek değil midir? Altan gelen tazyikler karşısında öncelikle “hakkı ve adaleti”gözetmesi gereken mercilerin söz konusu tazyikleri püskürtmek bir yana buna çanak tutmaları hakikaten izaha muhtaçtır.
 
 
Üçüncüsü şifahi olarak paylaşılan “İlçe Milli Eğitim Müdürü kendisiyle çalışmak istemiyor” şeklindeki Bakanlık merkez teşkilatından yapılan açıklamalar, gerisin geri gönderilen “Tanıyor musunuz?” şeklindeki aba altından sopa göstermeleri ne yapacağız? Nereye sığdıracağız? 
 
Sayın Bakanım,
 
 
Uhdenizde bulunan MEB'de keyfiliğe, kayırmacılığa ve devleti şahsileştirip duygusal tepkiler veren bir ergen çocuk moduna indirgeyen bu  traji-komikliği ne yapacağız Allah aşkına? Yapılan haksızlığı balık duymazsa halik duyacak. Müdürlerin istedikleri şube müdürleriyle çalışmasının “yeni yönetim” anlayışına daha uygun, daha rantabl, daha işlevsel olacağı düşünülüyorsa, böylesi değerlendirmeleriniz, tespitleriniz varsa yasal mevzuatını oluşturup yürürlüğe koymanızın önünde bir engel yok. Ancak bunu yapmayıp mevcut yasal mevzuatı askıya alarak fiili bir durum yaratırsak, kusura bakılmasın, bu“tuzun kokması” anlamına gelir. Nitekim Yenimahalle'den başlayıp Bakanlık merkez teşkilatına uzanan silsile maalesef tuzu kokutmuştur. Adaleti vicdanı yaralamış, bir kaç ay önce düzeltmiş olduğunuz bir yanlışa yeniden can suyu vermişlerdir.
 
 
Kendi çalışanlarının hakkını gözetmesi, kollaması, titizlik göstermesi gereken MEB'in bu hassasiyeti bir tarafa bırakıp mevzuatının boşluklarından keyfilik ile malul uygulamalara yol vermesi kabul edilemez, tasvip edilemez. Hakkı gözetmek yerine “Ali kıran baş kesen” modunda “Sen misin hakkını arayan ben sana gösterim!” kalkışması iyi niyetten yoksun olduğu evvel emirde kanaatimizce Sayın Bakan'ı hedef almıştır. MEB'in altını oyduğu gibi defaten hükümetiniz tarafından vurgulanan “Hak ve adalet, yetimin hakkının gözetilmesi titizliği” dinamitlenmiş, birilerinin ne işe yaradığı da belli olmayan makamlar için bırakın ilke ve değerleri derme çatma cari mevzuatı bile yağmalamasına rıza göstermeyiniz. Rıza göstermeyiniz ki hak ve adalet nefes alsın, rıza göstermeyiniz ki keyfilikten imtina etmeyenler kendilerine çeki düzen versinler, rıza göstermeyiniz ki incitilen insaf ve vicdan yarasını sarsın.
 
 
Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.