Özgür Eğitim-Sen

Öğretmene ve Kadına Şiddet Serbest

27.12.2017
A+
A-
Öğretmene ve Kadına Şiddet Serbest

Türk Eğitim-Sen’in yaptığı bir ankete göre; bu yıl öğretmenlerin yüzde 67.4’ü sözlü şiddete, yüzde 19.6’sı fiziksel şiddete, yüzde 12.9’u psikolojik şiddete ve yüzde 0.1’i de cinsel şiddete maruz kaldı. Buna karşılık öğretmenlerin yüzde 87’si çeşitli sebeplerle herhangi bir şikayette bulun(a)mamış. Yanılma payı düşülerek bile hesaplandığında 600 bin kişilik bir camia için bunlar çok büyük rakamlar.

 

Öğretmenlerin ağır saldırılar karşısında dahi tepkisiz kalmasının altında mevzuatların kendilerini hemen hiçbir şekilde korumaması yatıyor. Öğretmenler en haklı oldukları konularda bile çok rahatlıkla haksız duruma düşürülebiliyor.

 

Pek çok okulda bugün öğrenciler öğretmenlere karşı her türlü eylemi yapabileceklerini ve buna karşılık korunacaklarına inanıyor. Velisinden okul idaresine, oradan MEB’e kadar herkes çocukların arkasında.

 

Memleket, “Ey vatandaşlar öğretmenlerle ilgili bir şikayetiniz olduğunda ilk beni arayın” diyebilen kaymakamlar, öğretmenler gününde kendisi çadırın altında öğretmenler meydanda sağanak yağmurun altında öğretmenler gününü kutlayan, 28 Şubatçılardan geri kalmayıp öğretmenleri kılık kıyafetinden dolayı paylayan valilerle dolu.

 

Bugünlerde gündemi fazlaca meşgul eden sayın(!) dayakçı Zabıta Müdürü gibi bu ülkenin pek çok köşesinde il-ilçe milli eğitim müdürleri ve şube müdürleri var. Okula müdür olunca okulu babasının malı, öğretmenleri de uşağı sanan müdürlerle dolu memleket.

 

Hepimiz her gün öğretmenlere kızıyoruz da 24 Kasımlar hariç hatırlayıp, dertlerini çözelim diyen var mı?

 

Yok ki, geldiğimiz noktada öğretmenler rahatlıkla dövülüp, öldürülebiliyor.

 

Kadına şiddetin normal sayıldığı gibi öğretmene şiddet de normalimiz olmuş. Şiddete maruz kalan kadınlar nasıl erkekleri tahrik ediyorsa öğretmenler de öğrencilerini ve velileri, herkesi tahrik ediyorlar.

 

***

Ayhan Kökmen iki öğrencisi tarafından pompalı tüfekle öldürüldü. 2012’de de Rabia Sevilay sınıfında defalarca bıçaklanarak öldürülmüştü.

 

Ne geçmişte Sevilay’ın ne de dün Kökmen’in cenaze törenine devlet erkânı ve de siyasi parti liderleri katıldı. Halbuki aynı günlerde bir başka cenazede gelmiş geçmiş tüm siyasiler en ön safta yer almış ve büyük bir incelik göstermişlerdi.

 

Herhalde şöyle düşündüler; okul müdürünün hem siyaseten bir getirisi yok hem de kim bilir belki de kendisinin öldürülmesini gerektirecek kadar öğrencileri tahrik etmiş bile olabilir.

 

Meslektaşları dersek, o daha kötü! 2012’de en azından hemen tüm eğitim sendikaları bir saat de olsa Türkiye genelinde “Öğretmenlere şiddeti protesto için” ders boykotu yapmış, yürüyüşler düzenlemişlerdi.

 

Bu kez Özgür Eğitim-Sen hariç bu tür bir eylem kararı alan olmadı.

 

***

Bugün pek çok öğretmen Amerikan okul filmlerindeki gibi karanlık bir tabloya doğru yelken açan okullarına “Bugün başıma bir şey gelmeden eve dönerim, inşallah” diye dua ederek derse girip, bu ortam içinde kişiliksizleşirken bizler hâlâ her türlü başarısızlıktan onları sorumlu tutuyoruz.

 

Öğretmenler saldırı mağduru olduklarında hiç dönüp bakmayan basınımız tersi olduğunda hemen manşetleri süslüyor, o da yetmiyor yetkili yetkisiz herkes kendine görev payesi biçiyor.

 

Daha geçen baharda ilerlemiş derecede kas hastalığından muzdarip ve fiziki ihtiyaçlarını dahi tek başına yapmakta zorlanan bir öğretmen öğrencisi tarafından tacizle suçlanınca devletimizin saygın bir savcısı öğretmeni görme ihtiyacı dahi hissetmeden tutuklanmasına karar verip aylarca hapishanede kalmasına yol açmıştı. Bir zahmet koltuğundan kalkıp yanına kadar gitmiş olsaydı “atılı suçlamanın” ne kadar acımasız bir iftira olduğunu anlaması için dahi olmasına gerek olmayacaktı.

 

Ama tacizin hem de bir öğretmen tarafından yapıldığı suçlaması bile her şeyin önüne geçti.

 

Okullarımız ve öğrencilerimiz için çanlar çalıyor ve yine dert yanmaktan çözüm yollarına geçemiyoruz.

 

Oyun bitmek üzere ama ilgilenen yok!

 

Karar / 27.12.2017

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.