Özgür Eğitim-Sen

Önce Paradigmayı Değiştirelim

18.01.2017
A+
A-
Önce Paradigmayı Değiştirelim

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, yeni müfredata ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren 1, 5 ve 9. sınıf öğrencilerinin yeni hazırlanmış müfredatla eğitime başlayacaklarını ilan etti.

 

Bakan Yılmaz konuşmasında şunları söyledi:

 

"Eğitime dair güncelleme, yenileştirme ve geliştirme çalışmalarımızın bir sonucu olarak taslak programlarımızı askıya çıkarıyoruz. Taslak program görüşlere sunulmaya ve görüşler doğrultusunda iyileştirmeye hazır hale geldi. Kamuoyunun katkılarını, paydaşlarımızın katkılarını alacağız, ortak aklın süzgecinden geçirerek öğrencilerimizin önüne getireceğiz. 2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren de sınıflarımızda öğretmenlerimiz, bu çerçevelere uygun olarak derslerini yürütecekler."

"Önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren 1, 5 ve 9. sınıf öğrencilerimiz, yeni hazırlanmış müfredatla eğitime başlayacaklar. Dolayısıyla bu sene ve gelecek sene ve sonraki takip eden sene de değişen müfredattan dolayı TEOG, YGS veya LYS sınavlarında herhangi bir farklılık olmayacaktır.”

 

***

Tüm dünyada eğitim, epey bir süredir ağır komada.

 

Yaşam destek ünitesine bağlı bir hastanın durumu ne ise, ulusal eğitim sistemlerinin durumu da o. Bakmayın siz şurada böyle, orada şöyle diye atıp tutanlara.

 

Kriz küresel mahiyette ve çok derin!

 

Mevcut eğitim sistemi 100 yıllık bir kurgu ve amaçlılık ile kendisini sürdürmeye çalışıyor. Eğitim bürokrasisi zaman zaman nükseden sancılara pansumanlarla acil müdahalede bulunuyor. Sistemin kronik sorunlarına çare olamasalar da semptomları tedavi edebileceklerine dair bir iyimserlik içerisindeler. Kuşkusuz mevcut sistem her türlü müdahaleyi hak eden bir hüviyette. Dolayısıyla ‘müfredat’ bir başlık olarak değiştirilmesi ilk akla gelen unsurlardan. Ancak ‘müfredat’ bir sihirli değnek olmadığı gibi müfredat kaynaklı sorunlar da sistemin kronik rahatsızlığının dışa yansıyan semptomlarından yalnızca birisi.  

 

 

 

Eğitim sistemi utangaç reformlara değil daha ‘devrimci’ yaklaşımlara muhtaç.

Mevcut farkındalık düzeyi buna ne kadar el verir bu ayrı bir bahis. Ancak gerçek kendi gerçeğimiz, yara bizim dert bizim!

Sahiciysek, samimiysek müfredattan önce paradigmayı sorgulamalı ve değiştirmeliyiz! 

 

Böyle bir niyet ve istek belirirse ilk elden nelerin yapılabileceğine dair özet bir öneri listesi aşağıdadır… 

 

Ortalama bir gelişim düzeyini ve zekâ seviyesini eksen alan sistemimizin “akılcı” yapısına karşın büründüğü “akıldışı” manzarası soğukkanlı ve esaslı bir şekilde sorgulamalıyız.

 

 

Sistemi, fetişleşleştirilmiş, sorgulanmaz statüsünden sıyırarak yasal dayanakları, genel ve özel amaçları ve organizasyonu ile ele alıp tartışmak durumundayız.  

 

Temel hak ve özgürlüklerin öncelendiği, toplumun tüm kesimlerinin talep ve beklentilerinin dikkate alındığı, farklı kültür ve inanç gruplarının ait oldukları değer sistemleri ile kabul gördükleri bir yasal konumlanış gerçekleştirilmelidir.

 

Toplumun inşa/imal edildiği bir bant sistemi olarak ele alınan eğitim sistemi “devletin ideolojik aygıtı” olma konumundan alınarak öğrencilerin zihinsel, fiziksel, sosyal ve bireysel gelişimlerine gerçek anlamda cevap verecek bir yapıya evrilmesini sağlamalıyız

 

Zorunlu eğitim düzeneği başta olmak üzere temel eğitim, ortaöğretim ve yükseköğretimin, tarihsel pratik dikkate alınarak yeniden yapılandırılmalıdır.

 

Belirli yaş grubundaki tüm nüfusun, MEB tarafından da kabul edilen “her insan biriciktir” ilkesi pratikte göz ardı edilerek, her açıdan standardizasyona tabi tutulmasından vazgeçilmelidir.

 

Sanayiye dayalı bir toplumsal yapının ve modern ulus devlet örgütlenmelerinin şekillendirdiği bir atmosferde şekillenen bugünkü eğitim sistemini yaşanan büyük değişimleri dikkate alarak yeniden ele almak durumundayız.

 

Bugünkü eğitim sistemi sadece sınav performansı ile değil ilişki biçimi, işleyiş mekaniği, denetim sistematiği ile sosyolojik yönelime ve nevzuhur komplikasyonlar geçiren kültürel hayatımıza karşı işlevsiz bir direnç odağı olması hasebiyle elden geçirilmelidir.

 

Verili sistemde açığa çıkan başarısızlığı ve sorunları arizileştirip palyatif çözümlerle ve teknik düzenlemelerle geçiştirme kolaycılığına kaçılırsa aynı şeyleri uzun vadeli hedef olarak gündeme gelen 2071 yılında da kuvvetle muhtemel söylüyor olacağız.

 

Ali AYDIN

Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.