Özgür Eğitim-Sen nedir?

“Adaletin zamanı,hürriyetin zamanı ve eşitliğin zamanı hep ama hep içinde bulunduğumuz o andır!” 

Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin bir “arka bahçe” olma durumu ile sakatlandıkları bir zeminde; bağlı,bağlantılı ve icazetli hiçbir örgütlenmenin özgür ve özgün bir duruşu layıkıyla görünür kılamayacağı aşikârdır. 

Özgür Eğitim-Sen’in de alternatifi olmaksızın bir yer tuttuğu sendikal süreçte bu durumun gerçekliği gittikçe daha da belirginleşiyor. 

Sendikal hareketler- ki bu hareketler son kertede bir hak arama mücadelesi içerisinde oldukları iddiasındadırlar- hak taleplerini kategorik ve ezberlenmiş kabullerinin birer payandası ya da retorik çerçevesi olarak benimsediklerinde; “doğruya doğru, eğriye eğri” diyebilmenin sıfırlandığı bir vasatta kendilerini demirlemiş oluyorlar. 

Tam da bu nokta, mesele ne olursa olsun ve ifadeler lafzen ne kadar hakiki görünürse görünsün, sağlam bir zeminde duruyor olmanın güveninden insanları mahrum bırakıyor. Hak, hukuk, adalet, özgürlük gibi kavramlar; kuru bir lafızcılık ile tedavülde iken bu tür kavramların anlam yüklü ve birer değer olarak tutum ve tavır isteyen yanları buharlaşıyor. Bu durumun yarattığı felaket, insanların inanç ve güvenlerini bir noktadan sonra tamiri imkânsız bir tahribata uğratması ve insanları neredeyse nihilist diyebileceğimiz bir noktaya savurmasıdır.

 İnsanların, hak arama mücadelesini gerçeklikten yoksun ve çıkar oyununun bir parçası olmaktan öteye esaslı bir anlamdan mahrum bir şey olarak kabullenişine hizmet eden bu çarpık durum, “Zaten işler hep böyle yürüyor.” türünden, her hayırlı çabayı ve her insani katkıyı geçersiz kılmaya dönük akıl yürütmeleri, zihinlerde kanserli hücreler gibi çoğaltıyor. 

Bu çoğalan tekdüze kısır mantık bugünün Türkiye’sinde bir dalga ise bu dalganın dalgakıranı Özgür Eğitim-Sen’dir. Onun için diyoruz ki şimdi Özgür Eğitim-Sen’li olmanın tam zamanıdır! 

Hakikatin arayıcısı olmak, onu ele geçirdiği ya da elinde bulundurduğu iddiası ile kendi halkası içinde olmayanları “ötekileştirmek”değildir. Hakikatin arayıcısı olmak ve ona talip olmak kendi ya da grubu üzerinden bir egoizmin meşrulaştırılması değil; neticesinden sebeplenmemek pahasına bile olsa gerçeğin tahakkuk etmesine her koşulda çalışmak ve çaba göstermektir. Bunun anlamı ise her koşulda ve her zeminde adil olmak, kendisini yalnızca adaletle kayıtlı hissetmek demektir. 

Kayıkçı kavgasından, partizanlıktan, ilkesizlikten, dar görüşlülükten, grup çıkarına endeksli mücadele anlayışından ve bugüne kadar bütün bunları sendikal mücadelenin içine bir zehir gibi akıtan örgütlenme tarzından uzak duran bir sendika var!

Özgürlüğün, adaletin; her yerde, herkes için, hem de hemen temin ve tesis edilmesi adına söz alıyor.

Bu söz Özgür Eğitim-Sen’in sözüdür. 

Onun için diyoruz ki şimdi Özgür Eğitim-Sen’li olmanın tam zamanıdır!