Özgür Eğitim-Sen

Abdulbaki Değer: Toplum olarak ayartılmak, inanmak, kanmak istiyoruz!

11.11.2019
A+
A-
Abdulbaki Değer: Toplum olarak ayartılmak, inanmak, kanmak istiyoruz!

Abdulbaki Değer: Reform diye meslek lisesi atölyelerinin yenilenmesini önümüze getiriyorsanız, öğretmenin önlüğü meselesiyle bizi uğraştırıyorsanız varlığımız aleyhine işleyen küresel kandırmacanın işbirlikçisisiniz

Güz Dönemi Özgür Eğitim Sohbetlerinin dördüncü programında Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer konuk oldu. Eğitim sisteminin yozlaştığı tartışmalarının sürdüğü, eğitim kamuoyunun varlığının ve yokluğunun ayırt edilemediği bir vasatta gerçekleştirilen sohbetlerin bu haftaki başlığı ‘Eğitimde Vizyondan Önlüğe -Vaat, Beklenti, Gerçek- idi. 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi, Öğretmen Önlüğü üzerinden varlığımıza, işleyişimize ve ilişkimize projeksiyonun tutulduğu sohbet programı Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Ali Aydın’ın takdimiyle başladı.

Geçtiğimiz yıl büyük bir coşku ve beklentiyle karşılanan 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’ne eğitim kamuoyunda neredeyse tek itirazın Özgür Eğitim-Sen’den geldiğini belirten Aydın; ‘Aradan geçen 1 yılın ardından Milli Eğitim Bakanı’nı üzerinde beyaz önlükle ‘Biz yeniliği üzerimize aldık.’ derken bulduk’ diyerek Bakan Selçuk’un reform gibi sunduğu, öğretmenlere beyaz önlük uygulamasını ‘gerçeklikten kaçış’ ve ‘büyük bir savrulma’ olarak değerlendirdi. Özgür Eğitim-Sen’in yıllar önce kılık-kıyafet serbestisi anlamında yasağın uygulandığı mekanlarda başlattığı serbest kıyafet eylemlerinin Türkiye’nin özgürlük tarihinde nasıl yer aldıysa aynı şekilde 2023 Eğitim Vizyonu, Öğretmen Önlüğü gibi mevzularda da istisnai bir yer tutarak bir seviyeyi muhafaza ettiğini dile getiren Ali Aydın; Türkiye bu mücadeleye muhtaçtır ve böyle bir mücadele verilmediği için bu uygulamalara muhatap olmaktadır’ dedi.

Sözlerine ‘’Her gün yeniden ve yeniden yükseltilmesi gereken bir mücadelenin içindeyiz’’ cümlesi ile başlayan Abdulbaki Değer: Bu kutlu gecede büyük önderimize selaü selam olsun’ dedi. Eğitim kamuoyunun üzerine büyük bir sorumluluk düştüğünü dile getiren Abdulbaki Değer, ‘’Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.’’ ayetini hatırlattı. Sunumunu güncel sorunları eğitim felsefesi ile mezcederek derinleştiren ve çeşitli örneklerle zenginleştiren Değer, ‘Ne ile muhatap olduğumuz hususu sadece bizi muhatap kılanların vaziyetiyle ilgili değil aynı zamanda ve çok daha önemlisi muhatap olanların ahvali ve niteliği ile ilgilidir. Bu toplum yani bizler 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi, Öğretmen Önlüğü gibi iş ve işlemlerle alenen tahkir ve tezyif ediliyoruz. Bu mevzular MEB’in vaziyetinin yanında bizim hazin, içler acısı gerçekliğimize ayna tutuyor’ dedi.

Abdulbaki Değer sohbette: ‘Vizyon Belgesinin açıklandığı tarih olan 23 Ekim, göndermede bulunduğu Cumhuriyet’in kuruluş yılı ve onun yüzüncü yılı gibi bileşenleriyle bulandığı yüzeysel bir sembolizme, görkemli sunumu ve lansmanı. Her söylem bir iddiadır, muhatap aldıklarına ilişkin bir yargılama davetiyesidir. Muhatap nitelikliyse iddianın peşine düşmesi, muhatap kılındığı içeriği yargılaması gerekir. Ancak toplum olarak ayartılmak, inanmak, kanmak, heyecanlanmak istiyoruz. Bu ülkenin geçmişi, tarihi, müktesebatı ile örtüşmeyen bir eğitim kamuoyu söz konusu.’

’Açık konuşalım. Daha önce de belirttiğim üzere önümüzde ’çok şey değiştiriyorum’ havası yaratarak ‘hiçbir şey değiştirmeyeceğim’ diyen bir metin var. Metin ince bir bürokratik aklın ürünü olarak rafine bir hesapla yazılmıştı. 2023 Eğitim Vizyonu seslendiği toplumun, topluluğun açlığını, açığını iyi bilen, o kesimin şuuraltında hangi taşları kımıldatacağını iyi hesap eden bir aklın ürünüydü. Manevi, milli, medeniyet, yerli, çift kanatlı olmak vb. kavramların serpiştirildiği metin operasyonel bir dil üzerinden muhatap kitleyi kafalamak istemiş, ardından da ilgisiz, bağlantısız bir takım teknik-tali vaatler sıralamıştı. Zaten MEB, bu saydıkları ile hiçbir şey değiştirmeyeceğini alenen ve peşinen deklare etmiş oldu. Biz bu metni eleştirdiğimizde bizi müzmin muhalif olmakla suçlayanlar bugün vizyon belgesi-yenilik-önlük formülüyle karşılaşınca bırakın şaşırmayı yeniden ayartılmakta, heyecanlanmakta, inanmakta bir sakınca görmüyorlar.’

‘MEB, postmodernizmin mottosu olan ‘ne olsa gider’ mantığıyla hareket ederken eğitim kamuoyumuz da ne söylersen alıyor, kabul ediyor modunda. Nietzsche’nin dediği gibi ‘ İnsanlar törelerin ve kanıların ardına saklanıyorlar. Fakat hayatla kurduğunuz ilişkinin şakaya gelir yanı yok.’

‘Bir kandırmacanın içindeyiz. Öğretmen kıyafeti ne zaman sorun oldu? Sorun yoksa, ihtiyaç yoksa, zaruret yoksa ’çözüm bu!’ diye ortaya çıkılır mı? Bu durum alenen toplumun aşağılanmasıdır. Biz bir şey olabilseydik yüzümüze karşı böyle konuşulamazdı. İsmet Özel’in dediği gibi gâvur seni yemek için gelip seni ısırdığı zaman dişi kırılacak ama sen mugaddi olacaksın. Anlaşıldı mı? Yani demir leblebi olmak hiçbir işe yaramaz. Çünkü demir leblebi demirdendir ve mugaddi değildir. Sen mugaddi olacaksın, besleyici olacaksın fakat gâvur beslenmek için seni ısırdıysa dişi kırılacak. Maalesef kamusal alanın ciddiyetsizliği ve niteliksizliğiyle karşı karşıyayız. Bize bir şey sunulurken bizi dikkate almadan sunuyorlar. Akademisi, sendikaları, öğretmenleri, velileri ile eğitim kamuoyu olarak irabda mahallimiz yok. Hiçbir değerimiz, önemimiz yok yani. Kuru retorikle uyutuluyoruz.’’

MEB’de Bakan kim olursa olsun aynı ezberlerin tekrar edildiğini, MEB’in kesinlikle zorunlu-kitlesel eğitimle, Tevhidi Tedrisatla sorunu olmadığını, bu meselelerle hesaplaşma gibi bir derdinin olmadığını dile getiren Abdulbaki Değer: ‘reform diye meslek lisesi atölyelerinin yenilenmesini önümüze getiriyorsanız, öğretmenin önlüğü meselesiyle bizi uğraştırıyorsanız varlığımız aleyhine işleyen küresel kandırmacanın işbirlikçisisiniz’ gibi cümlelerle eğitim sisteminin geleceğine dair samimi endişelerini dile getirdi: ‘Önlüğe ilişkin yandaşlık-karşıtlık meselesinden öteye geçebilmemiz gerekiyor. Mesele muhatap olduğumuz söylem. Söylemin dili, mantığı, kurgusu, felsefesi. Mesele muhatap olduğumuz ilişki, ilişkinin savrukluğu. Bununla hesaplaşmadığımız müddetçe mesafe almamız mümkün değil.’

Katılımcıların soruları ile zenginleşen ve derinleşen sohbetin ardından Abdulbaki Değer’e ve katılımcılara teşekkür eden Ali Aydın ‘Özgür Eğitim Sohbetlerinin beşincisi 22 Kasım’da Prof.Dr. Bekir Berat Özipek’in katılımıyla ‘mülteciler’ üzerinde olacak’ diyerek sohbeti sonlandırdı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.