POST MODERN MÜNAFIKLIK

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
31.12.2017
A+
A-

15 Temmuz gecesi milleti esaret altına almaya dönük FETÖ kalkışmasının üzerinden yaklaşık iki ay geçecek. Mesele magazinleşti. Haberler artık toplumun merak duygusunu mıncıklamakla meşgul. Anladığımız kadarıyla batıni bir yorum ve dengesi bozuk bir liderin karşımıza çıkardığı bir Frankeştayn yapılanma. Eşi benzeri görülmedik bir örgüt ve bu örgütü Türkiye’ye dönük bir operasyon için kullanmak isteyen şer şebekeleri var karşımızda. Yapıyla mücadele de temelde bu yapının açığa çıkartılması, ilişki ağının deşifre edilmesi ve sızmış oldukları alanlardan sökülüp atılması üzerinden veriliyor. İşin bu kısmı fena değil, gerekli titizlik gösterildiğinde yanlış da değil.

Lakin meselenin bu olduğu, bunlar halledildiğinde sorunun çözüleceği varsayımı var ki bu kabul edilemez. Zira meselenin daha derin, daha geniş, daha kompleks olduğu ortada. Fotoğrafın bütününü görmemiz gerekiyor. FETÖ hangi zeminde yeşerdi örneğin? FETÖ hangi mekanizma içerisinde serpildi örneğin? FETÖ bunları yaparken kimler, niçin engel olmadı, olamadı? Söküp atmaya çalıştıklarımız söküp atmayı düşünmediklerimizden çok mu farklılar? Varlıklarını sakıncasız, problemsiz gördüklerimiz görmediklerimizden ayrıştırılabilirler mi gerçekten? İş ahlakları daha gelişkin, sadakat düzeyleri daha yüksek, ahlaki donanımları daha mı yüksek insanlar?

FETÖ ve benzeri örgütlerin kabul edilemez bir tarafları olduğundan hepimiz hemfikiriz. Başka gündemleri, ajandaları, programları olduğunu gördük. Özel ve kamusal ayrı yüzleri bulunduğuna kaniyiz. Görüntüleri kazındığında altında bambaşka bir gerçeklik çıktığına, çıkacağına eminiz. Kabul edilemez bulsak da, tuhafımıza gitse de bir yırtılmışlık, yarılmışlık, kimlik parçalanması ile karşı karşıya olduğumuz aşikâr. Eyvallah. Lakin bu beride kalanların akıl ruh sağlığına, kimlik ve kişilik durumlarına ilişkin bizi rahatlatan bir şey söylemiyor. Beride kalanların vaziyetlerinin makbul olduğunu da söylemiyor. Tersine bürokrasiden siyasete, iş dünyasından basın-yayına, STK’lardan akademiye kadar egemen düzenek ve ilişki biçimi bizim için uzun vadede varoluşsal bir tehdit oluşturduğu görülüyor.

Ötekilerde gizlenmiş, örtük bir yüz varken beride yüzü yitik, özü buharlaşmış amorf bir varlık peyda olmuş. Ne özeli ne kamusalı olan, toplumsal bir tahayyülü, ideali, iddiası olmayan amorf bir varlık. Görüntünün altında hiçbir şey olmayan devasa bir boşluk, doyumsuz arzu, dizginsiz ihtirasla mukayyet bir varlık. İlke, iddia ve inanç gerektirmeyen tam tersine iyinin ve kötünün ötesine geçmiş kontrolsüz bir tipoloji. Mevcut ve olası iktidar adayları arasında gücün nerede yoğunlaşacağına göre kendisine renk atan idare-i maslahatçılık. Netameli koşullarda renk vermez, pusuda bekler. Netleşirse durum herkesi geride bırakır.

Türkiye’de mevcut düzenek münafık yetiştiriyor deniliyor. Bir nebze doğrudur. Lakin dikkat edilirse münafıklıkla yarışa giren bildiğimiz münafıklığın ötesinde bir durum var. Bildiğimiz münafık gece başka gündüz başkaydı. Onun örtük bir gündemi vardı. Bir inanç, bir iddiası vardı. Bu yeni münafıklığın durumu farklı. Onun da yanardöner tarafı olduğu ortada. Lakin onun bir iddiası, inancı yok. O şartların, koşulların elinde savrulan, direnç göstermeyen, bizatihi direnç göstermemek için kendisini programlamış bir tür. Herkesle geçinir, değişen her koşula uyum gösterme becerisi gelişkin post modern bir münafıklık. Post modernliği meta anlatıların çözülüşü olarak tanımlamıştı Lyotard. Post modern münafıklığı amorflaşma, şekle dönüşme, denge gözetleme ve manevra kabiliyeti yüksek bir uyum aparatı olarak tanımlanabilir. 

FETÖ’nün tehlike arz ettiğini biliyoruz. Nitekim 15 Temmuz gecesi bu tehlikeyi gördüğümüz için ayaklandık, belayı defetmek için canımızı ortaya koyduk. Doğrusunu isterseniz bu açıdan işimiz kolaydı. F16’ya,tanka, tüfeğe rağmen işimiz kolaydı. Zira ete kemiğe bürünen bir düşman vardı. Gücü kudreti fazla olsa da cesaret, kararlılık ve iman işimizi gördü. Post modern münafıklık viral bir enfeksiyon gibi. Onu ete kemiğe büründürmeniz mümkün olmuyor. Sizden gibi görünüyor, sizinle oluyor. Lakin sizden olmadığını anlayacak kanıtları da sunmaz size. Bir yer işgal ediyor, görüntüsü var. Lakin gerçekliğe etki etmiyor, direnç göstermiyor, karşı koymuyor. Veba salgını gibi her tarafı dolaşıyor, her şeye, her yere sirayet ediyor.

FETÖ esaretinden kurtulmanın imkânı daima vardır. Zira kişiliğiniz, kimliğiniz, iddialarınız, imanınız var ve karşıda kamufle olsa da açığa çıkartılabilecek bir öz barındırıyor.  Bu dalga sizi iddianızdan, imanınızdan, kimlik ve kişilik özünüzden mahrum bırakıyor. Ele geçirip içerden çökertiyor, içinizi boşaltıyor, bir tür zombiye dönüştürüyor. FETÖ gibi örgütlere alan açtığı gibi sistemi-toplumu ifsat eden bu post modern dalga bulaşıcı niteliği, karakter aşındıran tabiatı ile daha derin, daha sinsi ve işin kötüsü organize olmayan yapısıyla daha öldürücüdür. FETÖ ile mücadelede yüzleşmemiz gereken bir soru da bu post modern münafıklığın hangi bataklıkta hayat bulduğudur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.