Özgür Eğitim-Sen

Rachel Corie: Vicdanın sureti

16.03.2019
A+
A-
Rachel Corie: Vicdanın sureti

Yeni Zelanda’da Müslümanlara yönelik menfur saldırıda 49 kişi yaşamını yitirdi. Ölenlere rahmet, yaralılara şifalar diliyoruz.

Terör tarihinin büyük ve sarsıcı parçalarından birisi olan bu hadise bir terör devleti tarafından hunharca katledilen Rachel Corie’nin ölüm yıldönümünün hemen  öncesine denk geldi. 

ABD’nin Washington eyaletinin Olympia kasabasından Filistin  Refah’a, Filistinlilerle dayanışmaya gelen Rachel Corie, 16 Mart 2003’te bir Filistinli aileyi savunurken zırhlı buldozerle öldürüldü. 

Bireysel gözü dönmüşlükten cinayet şebekesi devletlere uzanan geniş ölçekli bu terör dalgası karşısında insanlık vicdanını, izetini ve onurunu ayaklar altından kaldıran, sistematik şekilde sessizliğe bırakılan hak ve adalete nefes olan, sınır tanımaz şekilde araçsallaştırılan ilke ve değerleri yeniden hatırlatan Rachel Corie;  din,dil, ırk, vs. gibi her ayrımın birer çatışma kaynağına taamüden dönüştürüldüğü bir ortamda ancak vicdanın, hakkın, adaletin, ilke ve değerlerin mücadele ekseni olarak belirlendiğinde dünyanın katlanılabilir bir umut taşıyabileceğini tüm dünyaya gösterdi. 

Bir yanda Yeni Zelenda’da da secdede şehit edilen kardeşlerimizin acısı ile yüreklerimiz dağlanıyor. Diğer yanda 16 yıl önce 16 Mart’ta bir terör şebekesine karşı mazlumların yanında durmak için canını ortaya koyan genç bir kızı anıyoruz.

Birinci fotoğraf insanlığın kalbine atılmış bir bomba. İkinci fotoğraf ise insanı yücelten bir duruş karşısında belki vahşetin geriletilemeyeciği ne var ki vicdanın Batı ya da Doğu’da değil nerede olursa olsun insanın yüreğinde olduğunun adeta bir kanıtı. Eğer insana yaraşır bir çıkış yolu varsa onun da nereden geçtiğinin beyanı.

Bugün 16 Mart ve Rachel Corie’yi anıyoruz…

Yasal zorunluluk kaynaklı göstermelik anmalar dışındaki her anmanın, her hatırlamanın, her sahip çıkmanın bir iddia olduğunu, anılan, hatırlanan, sahip çıkılan ile kurulan ilişkiye ilişkin bir iddia olduğunu belirtmeye gerek yok. Anmak, hatırlamak ve sahip çıkmak anılana, hatırlanılana ve sahip çıkılana dair kendimize ve başkalarına yaptığımız ilandır. Anılanların, hatırlananların ve sahip çıkılanların inandıklarına, uğruna mücadele verdiklerine, verdikleri mücadeleye ve çok görülmek istenmese de esas itibariyle mücadele şekillerine sahip çıktığımıza, ona talip olduğumuza, onu yapacağımıza ve onu yapıp yapmamak üzere hesaba çekilebileceğimize ilişkin ilana çıkıyoruz. Anmamız kendimize ilişkin açık bir hüküm ve kaçınılmaz şekilde başkalarına gönderdiğimiz bir yargılama davetiyesi aynı zamanda. ‘Biz buyuz ve bizi bununla yargılayın!’ davetiyesi.

Bu açıdan anma, hatırlama ve sahip çıkmalarımızın sahiciliği bizim fiiliyatta aynı yolun yolcusu olup olmadığımıza, o yolun gereklerini karşılayıp karşılamadığımıza bakılarak görülebilir. Ulusal, bölgesel ve küresel meseleleri ele alış şeklimiz, pozisyon alırken veya sözüm ona strateji oluştururken ileri sürdüğümüz gerekçeler, sığındığımız mazeretler; ne olduğumuzu, ne yaptığımızı, nasıl yaptığımızı gösteriyor. Arzularımızı, beklentilerimizi, irademizi, inanç, ilke ve değerlerle ilişkimizi, ilişkimizin boyutlarını tüm çarpıcılığıyla gösteriyor.

Rachel Corrie netameli koşullarda yola, yolun ve yolculuğun gereklerine, inandıkları ilke ve değerlere göre yaşamanın kıvancını, izzetini, şerefini bıraktı. En zor koşullarda bile ilke ve değerleri aziz tutmanın erdemini bıraktı.

“Zulüm bizdense ben bizden değilim.”, diyen bir vicdanın adıdır Rachel Corie…

Ve bizler onu, asla unutmayacağız!

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.