Özgür Eğitim-Sen

SARI SENDİKAYLA TOPLU SÖZLEŞME KAZANIMI BURAYA KADAR!

26.11.2016
A+
A-
SARI SENDİKAYLA TOPLU SÖZLEŞME KAZANIMI BURAYA KADAR!
 
 
 İktidar beslemesi sendikacılığın en çirkin örneğini toplu sözleşme sürecinde MEMUR-SEN ortaya koymuştur. İktidar bu sendika üzerinden kadrolaşma yaptı. Başbakan ve bakanlar kimi açıklamalarını katıldıkları MEMUR-SEN toplantılarında yaparak kazanımları hanelerine yazdılar. MEMUR-SEN’i adeta besleyip bugünler için büyüttüler. Grev değil görüşme yaparız süslü sözleriyle gönül verenlerini pasifizmin batağına sürüklediler.
 
İktidarın MEMUR-SEN'e verdiği görev iktidar adına çalışanları manipüle etmektir. Onlar da bu görevlerini en güzel şekilde oynadı. İktidarla/işverenle kol kola sendikacılık yapılamayacağını bunun kirli bir işbirlikçilik olduğu az çok konu hakkında fikir sahibi olan herkesin malumudur. İktidar kazandı, çalışanlar kaybetti.
 
Torpil sendikacılığının çalışanlara ödettiği fatura yoksulluk ve sefalet ücretine mahkûm olmak oldu. KAMU-SEN Başkanı Sayın İsmail Konçuk’un kuruldan çekilme teklifine maalesef Ahmet Gündoğdu olumlu cevap vermedi. MEMUR-SEN de kuruldan çekilseydi kurul düşecek ve yetki bakanlar kuruluna devredilecekti. Bu durum pazarlığın sürmesi anlamına gelecek ve verdikleri karara mahkeme yolu açık olacaktı. Çalışanlar adına kimi kazanımlar elde edilmesinin önü kuruldaki MEMUR-SEN adına katılan akademisyenin imzasıyla kapatılmış oldu.
 
Uluslar arası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) MEMUR-SEN’in üyelik başvurusunu; “bağımsız karakterinin tartışılabilir olması göz önünde bulundurularak” reddetmişti. Çünkü bağımsızlık ve muhalif duruş sendikanın en kutsal ahlaki değerleridir. İktidara karşı muhalif ve bağımsızlığını ayaklar altına alan yani sendikacılığın en temel ahlaki değerlerini ayakları altına alanların sendikacılığı ahlaksız bir işbirliğine sürükleyecekleri ve sendikaları itibarsızlaştırarak emekçilerinin güvenini sarsarak, sendikal harekete içerden en büyük darbeyi vuracakları aşikârdır. Bu nedenle MEMUR-SEN’in iktidarla girdiği kirli ilişkiyi bilen ITUC üyelik başvurularını reddetmişti.
 
Toplu Sözleşme sürecinde Kamu çalışanlarının hükümetten talepleri, istekleri karşılanmak yerine çarpıtılarak kamu çalışanları birbirlerine karşı kışkırtılmış bununla birlikte milletle karşı karşıya getirilmeye çalışılmıştır. Eğitimciler az derse giriyorlar, çok tatil yapıyorlar gibi… Bütün bu kuşatma altında Hakem Kurulu da Hükümetin ileri sürdüklerini tekrar etmiştir. Hakem Kurulu’nda kamu çalışanlarının haklarını savunmak üzere bulunan MEMUR-SEN maalesef başından beri kamu çalışanlarının umutlarını heba etmek üzere bir pozisyon almıştır. Hakem Kurulu’nda da Hakem Kurulu’nun varlığını ortadan kaldırabilecek bir tutumu benimsemek cesaretini gösteremediği için yaşanan komediye meşruiyet kazandırmanın vebalini-utancını da sırtını almıştır. Hükümete verilecek desteğin yapılan iş ile kayıtlı olduğu gerçeğini kaçıran MEMUR-SEN Hükümetin günahlarının da ortağı olmuştur.
 
İktidarla kol kola sendikacılık yapılamayacağını bunun bir aldatma olduğunu yıllardır anlatmaya çalışıyoruz. Umarız çalışan arkadaşlar sendikalarından bu durumun hesabını soracaklardır.
 
YAZIKLAR OLSUN!
 
Toplu sözleşme süreci hükümetin belirlediği noktada başlayıp sona erdi. Sözleşme sürecinin daha önce yapılan toplu görüşme sürecinden farklı bir tarafının olmadığı görüldü. Hükümetin belirleyici olduğu ve sözleşme sürecinin diğer tarafını tabir yerindeyse adam yerine koymayan tutumu üzerinden büyük bir hayal kırıklığı ile sona erdi. Ortaya çıkan tablo üzerinden hükümetin değerlendirmek için sadece yazıklar olsun demek geliyor insanın içinden. 12 Eylül referandumu öncesi çıkılan her kürsüde memurlara toplu sözleşme hakkının tanınacağı ve artık hükümetin sözünün belirleyici olmayacağı dolayısıyla kamu çalışanlarının daha güçlü bir şekilde haklarını alacağı söylendi. Yapılan bu olumlu değişikliğin yasal alt yapısı şark kurnazlığına dayanan bir kurgu ile hükümetin zaten belirleyici olduğu pozisyonu muhafaza ettirilmiştir. Kurgu kamu çalışanlarını kendisine mahkûm etmek olduktan sonra daha doğrusu niyet bu olduktan sonra kamu çalışanlarının istekleri, talepleri Başbakanın, Bakanların kibirli söylemleri altında ezilmiştir.
 
2012 ve 2013 yılları için belirlenen rakamlar kamu çalışanları açısından kabul edilmesi imkânsız rakamlardır. Yazıklar olsun ki, yaşam koşullarının ağırlığı altında ezilen milyonlarca insan beklentilerine cevap alamadığı gibi nezaketsiz ve kibirli bir davranışla alıkonulmuştur.
 
 
Yazıklar olsun ki, kamu çalışanları talepleri ve beklentileri yüzünden neredeyse vatan hainliği ile suçlandı. Yazıklar olsun ki, ülkenin kaynakları başka yerlere aktarılırken hesap bilmeyenler, kamu çalışanlarının onurlarını-gurularını 0,5 puan üzerinden pazarlık masasına yatırarak yerle bir ettiler.
 
Yazıklar olsun ki, eşit işe eşit ücret adı altında elit yöneticilerin sırtı sıvazlanmış, yüz binlerce eğitim çalışanına ise sadece fırça atılmıştır. Yazıklar olsun ki, üniversitede araştırma yapacak, okuyup düşünecek adam kitap almaya mecalsiz bir şekilde bekletilmiştir.
 
Yazıklar olsun ki, yüz binlerce öğretmenin maaşı liseyi bitirmiş kurumundaki hizmetli ile eşdeğer tutulmuş, reva görülen hayat koşulları ile itibarı beş paralık edilmiş ve bu yüzden öğrencisinden dayak yiyerek hastane köşelerinde yoğun bakıma aldırılmıştır.
 
Yazıklar olsun ki, hesabı kitabı kendi yaşam koşulları için gereksiz bulanlar, milyonlarca erkek ve kadının haklarının karşılanmasına gelince hesabı kitabı hatırlayıverirler.
 
Özgür Eğitim-Sen olarak bu haksız, adaletsiz yaklaşımı reddediyoruz. Kendisi dışında olanlardan gelen her talebe karşı bu kadar duyarsız, bu kadar buyurgan, bu kadar yaftalayıcı tutumu ve üslubu şiddetle kınıyoruz. Kamu çalışanlarını 0.5 puan üzerinden yürütülen bir sürecin parçası haline getirenleri kınıyor ve yazıklar olsun diyoruz.
 
ÖZGÜR EĞİTİM-SEN
YÖNETİM KURULU
 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.