Özgür Eğitim-Sen

TOPLU SÖZLEŞMENİN TARAFLARINI CİDDİYETE DAVET EDİYORUZ !

27.11.2016
A+
A-
TOPLU SÖZLEŞMENİN TARAFLARINI CİDDİYETE DAVET EDİYORUZ !
 
 
 
2016-2017 yıllarını kapsayan 3. Toplu Sözleşme süreci devam ediyor. 4688 Sayılı “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” kapsamında yürütülen çalışmalar Hükümet tarafından sunulan teklifin komikliği yanında Kanun kapsamında sözleşme masasında yer alan sendikaların birbirlerini itibarsızlaştıran tutumları da ibretlik bir görüntü oluşturuyor. Yaşananları ve yaklaşık olarak beş milyon kişiyi ilgilendiren sözleşme sürecine ilişkin bir takım değerlendirmeler yapmak zarureti söz konusudur. 
 
Birinci husus, siyasal literatürdeki karşılığı saklı kalmak kaydıyla 4688 sayılı Kanunun 3. Maddesinin f bendinde “Sendika: Kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişilikler” olarak tanımlanmaktadır. Sendikaların ilgili oldukları hizmet kollarına ilişkin her tür değerlendirmesi ideolojik-politik okumalarına yaslanmaktadır ve nihayetinde farklı sendikaların var olmasını mümkün ve makul kılan da bu durumdur. Ancak aynı hizmet kolunda farklı ideolojik-politik okumadan beslenen farklı sendikaların olmasından, ortak çalışma sürdüremeyecekleri anlamı çıkmaz, çıkamaz. Zira bütün bu farklı okumaların yanında ilgili oldukları alanlarla ilgili mali ve özlük konuları geniş bir birliktelik alanını oluşturmaktadır ve özellikle “sözleşme süreci” tam da bu birliktelik alanında yapılacak iyileştirmeleri içermektedir. Bu birlikteliğe vurgu yapmak, Kamu İşveren Heyetine karşı kamu çalışanlarının talep ve beklentilerinin karşılanması da ancak bu birliktelik alanındaki dayanışma ve ortak hareket etme bilinciyle etkili bir güce kavuşturulabilir.
 
   İkinci husus ise Türkiye’nin mevcut gerçekliği ve toplu sözleşme sürecinin şu ana kadar ki serencamına ilişkin yapılacak değerlendirmelerdir. Bu değerlendirmeleri mevcut duruma ilişkin birkaç saptamayla sürdürmek önemlidir. Bilindiği gibi 3.Toplu Sözleşme 2016-2017 yıllarını kapsamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının bu iki yıl için enflasyon hedefi %5’tir. Hükümetin “Orta Vadeli Programında enflasyon beklentisi yine iki yıl için de %5’tir. Bu iki yıl için Dünya Bankası’nın enflasyon tahmini %6,5’tir. 2.Toplu Sözleşme, yetkili sendikanın büyük kabahatinin yanı sıra Hükümetin yoksayan-dışlayan yaklaşımı nedeniyle “Kamu Çalışanları” için kayıp yıllar olmuştur. Yaşananlardan ders alması gereken Sendikaların başlayan 3.Sözleşme sürecinde tavır, tutum ve söylemleri ikinci bir Sözleşme faciası ile karşı karşıya olduğumuzu düşündürtüyor. Çünkü sendikalar ideolojik-politik farklılıklarını en çok askıya almaları gereken zaman dilimi olan “sözleşme sürecini” birbirleriyle ile karşıtlıklarını derinleştirmek, gerginliklerini kamuoyuna sergilemek ihtiyacını hissediyorlar. Elbirliğiyle Hükümet karşısında cephe siyaseti yürüteceklerine sözleşme masasında güçlerini birbirlerine yöneltiyorlar. Oysa 4688 Sayılı Kanununun 28 Maddesinde Toplu sözleşme; “kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar” şeklinde tanımlanmaktadır. Yani çalışanların mali ve özlük durumlarında yapılacak iyileştirmelerin neler olacağına ilişkin Hükümet tarafıyla yapılacak pazarlığa vurgu yapar. Akıl ve mantık bu masaya güçlerini birleştirerek ortak bir ses, ortak bir irade olarak yansıtmalarını icbar ederken bizimkiler birbirlerini güçsüz kılmak, itibarsızlaştırmak için Hükümet cenahının elini güçlendirmek için yarışmaktadırlar. Sendikacılık başlayacak toplu sözleşme öncesinde gönlünden geçeni 8+8, 12+12 vs. gibi keyfe keder talepler ile değil birlikte hareket ederek Kamu Çalışanlarının talep ve beklentilerine cevap verebilecek bir ortamı yaratabilmektedir. Mahalle kavgasına indirgenmiş şekilde araziyi parsellemeye çalışanların, bir taraf olduklarını unutarak güçlerini buharlaştırdıkları bu akıl tutulması durumunu tüm Kamu Çalışanları başta olmak üzere tüm kamuoyu ibretle seyretmektedir. Diğer taraftan kamu görevlilerini temsil eden sendikaların ibretlik durumunun yanında Hükümet’in veya Kamu İşveren Heyeti’nin 2016 ve 2017 yılları için yaptıkları teklifler Kamu Çalışanlarını alenen tahkir ve tezyif etmedir. Enflasyon beklentileri dikkate alındığında Hükümet’in kamu çalışanlarına bir iyileştirme düşüncesinin olmadığı ortadadır. Eş yardımından çocuk yardımına, ek ders ücretlerinden kira yardımına, vergi sisteminden diğer tüm ekonomik ve sosyal haklara değin konularda bir iyileştirmeyi düşünmeyen ancak “Yeni Türkiye”den, ekonomik refahtan, adil bölüşümden, sosyal devletten bahseden bir Hükümet ile karşı karşıyayız. Söylediği ile yaptığı birbirini tutmayan Hükümeti ve masada oturan sendikaları milyonlarca kamu çalışanına karşı ciddiyete ve sorumluluğa davet ediyoruz.
 
ÖZGÜR EĞİTİM SEN YÖNETİM KURULU 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.