Vesayet, siyaset ve kaderine el koyması beklenen toplum

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
17.09.2017
A+
A-

Türkiye‘de on yıllar boyunca vesayet düzeni üzerinden devletin “sivil siyaset”i ve “toplum”u cendereye soktuğu ağır ve travmatik bir süreci yaşadık. Devletin ideolojik-politik formasyonuyla halka karşı konumlandığı, stratejisini halkı aklen, vicdanen ve bedenen teslim alarak yeniden kodlama üzerine oturttuğu “toplum mühendisliği” siyaseti toplumun pasif ve aktif direnci ile belirli bir eşikte tutuldu.Türkiye‘nin iç ve dış dinamikler üzerinden karşılaştığı basınç sözkonusu “mühendisliği” zorlasa da devletin düzeneğinde yapısal bir dönüşüm yaşanmadığı gibi devletle kendisini iedeolojik-politik olarak özdeş görenlerin “mühendislik” motivasyonlarında da bir gerileme yaşanmadı.

Nitekim 28 Şubatsüreci ile “balans ayarı” yapılan müesses nizam genetik kodlarına döndürüldü, toplum ve sivil siyaset için tayin edilmiş olan konumun altı bir kez daha çizildi. Devletin ideolojik ve baskı aygıtlarının refakatinde “sivil siyaset”, sosyoloji ile irtibatı kesilerek gündelik olana odaklı basit bir tekniğe, toplum da temel aidiyetleri üzerinden sakıncalı pozisyonu teyit edilerek “mühendislik” politikalarıyla yeniden formatlanacak nesne olmaya indirgendi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.