Özgür Eğitim-Sen

YENİ SİYASETİN GERÇEKLERİ VE AK PARTİ

26.11.2016
A+
A-
YENİ SİYASETİN GERÇEKLERİ VE AK PARTİ
 
 
 Sendikamız  Genel Örgütleme Sekreteri  Ali Aydın'ın Yeni Şafak Gazetesinde yayımlanan 19.02.2013  tarihli yazısı
Giorgio Agamben, siyasi mücadelenin artık devleti ele geçirmek ya da denetimini ele almak için olmayacağı, siyasi mücadelenin bundan sonra 'devlet/devlet olmayan(İnsanlık)' arasında şekilleneceği biçiminde çarpıcı bir tespitte bulunur. Tespit, yerleşik siyasetin günümüz dünyasındaki tıkanmışlığına hak ettiği ilgiyi göstermemiz için bizleri kışkırtıyor.
 
Türkiye'de Kürt sorunundan, Alevilerin taleplerine, başörtüsü, inanç, düşünce ve ifade hürriyetinden, eğitim sistemimize kadar uzanan temel sorun alanlarının esasında devlet-toplum arasındaki patolojik ilişkinin birer yansımaları olduğu söylenebilir. Uzun bir süre Türkiye'de siyaset terminolojisinde 'vesayet rejimi' olarak kodlanan bir fiili durumdan son on yılda normalleşme seyrine giren ve zaman zaman sancılı bir biçime dönüşen yeni bir siyaset zeminin üzerindeyiz. Ulusalcılık tartışmasıyla alevlenen ve CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'ın partisinin grup toplantısındaki çıkışları ve Süheyl Batum'un 'Halk istiyor diye devlet düzenini değiştiremezsiniz' şeklindeki vecizesi ile devam eden tartışmalar bizlere siyaset zemininde gerçekleşen kaymanın okunma biçimleri hakkında bir veri sunmakta. Tartışmalar hararetli bir biçimde sürerken biz toplumsal dinamik ve onun tazyiki ile şekillenen yeni siyasetin gerçekleri üzerine yoğunlaşmalıyız.
 
HERŞEY DEĞİŞİYOR
 
Hayatı doğru ve yanlış biçiminde düalist bir ayrıma tabi kılıp kendi haklılığınızdan zerre miktarda şüpheye düşmeksizin, karşınızdakinin yanlış olduğuna kesin bir biçimde kanaat ettiğiniz her durumda, karşılıklı iletişim, etkileşim ve eşit bir zeminde açık diyalog bir imkân olarak ortadan kalkıyor. Doğru ve yanlışın tarafı belliyse, yanlışla temas sıfırlanıyor. Gerçekliği, algısını merkeze alarak çarpıtan ve algısına karşılık gelmeyen 'gerçeği' yok sayarak, değiştirme ve dönüştürme çabasına giren her türden eylemlilik otoriter, içe kapalı ve yalıtılmış tam da bu sebeple anti-siyasal bir çıkmaz içine sıkışıyor.
 
ALTERNATİFSİZLİK AÇMAZI
 
Yapay bütünsellikler adına gerçekliği dizayn etme arzularının siyasi, sosyal ve ekonomik vasatın cebri ile geçerliliğini yitirişinin her gün doğrulandığı, öte yandan yanlışlanmış doğruların mutlak bir hakikat suretine büründürülerek kutsandığı bir eşikte siyasetin aktörlerinin değişim ve dönüşümü okuyamaması, topluma ve insana dair tasavvurun maluliyetini arttırıyor.
 
Bir tarafıyla duvarları sağlamlaştıran, sürgüleri çeken her çaba diğer taraftan çöken kubbenin enkazı altında kalıyor. Verili bir hakikat ve tüm zamanlar için geçerli, eksiksiz ve tamamlanmış nihai çözüm reçetelerinin varlığına duyulan dogmatik inanç karşılaşılan yeni duruma ve içinde olunan zamana yabancılaşmayı derinleştiriyor. Konforlu bir inziva köşesini garantileyen lakin apolitik olmaktan kurtulamayan kategorik konumlanış siyaset üret-e-miyor ve her seferinde büyük söz söyleyip kendi kendisini siyaset-dışı bir alana mahkûm ediyor.
 
Türkiye örneğinde AK Parti'nin siyasette alternatifsizliği, kendi ezberinin talimine odaklanan siyasetin diğer aktörlerinin, yeni durumu kavrama ve buna uygun siyaset üretebilme imkânlarını, indirgemeci şablonlarını feda etmeme pahasına muhafaza etme çabalarından kaynaklanıyor. Böyle bir çaba toplum ve insanla teması zora sokarken mesafe koyucu ve sahayı daraltıcı hamleleri serileştiriyor. Kendi ezberine aşina olanlar toplumla sahici bir dil üzerinden konuşamıyor. Bu durum ise AK Parti için adeta sihirli bir ayna etkisi yaparak, onu büyüklük aksiyle karşı karşıya bırakıyor. Sözünü ettiğimiz vasat son kertede AK Parti'yi de sınırlandırıyor. Zira böyle bir kompozisyon içerisinde çatışmacı dil keskinleşiyor ve çözüm olanakları zayıflıyor. Bu ise siyasetin zeminini verimsizleştirirken farklı varyasyonlar ve çeşitliliklerin ortaya çıkışını engelliyor.
 
Bugün AK Parti siyaset sahasının tek hâkimi olarak mevcut konumunu koruyor. AK Parti iktidarda ve gücünün zirvesinde olduğu bir dönemde dahi bir tarafıyla Türkiye'nin değişimi ve dönüşümü noktasında muhalefeti de temsil edebilme gücüne sahip.
 
HEM İKTİDAR HEM MUHALEFET
 
Lakin AK Parti dahi istediklerini çoğu zaman yapamamaktan şikâyetçi. Muhalefeti kendi içinde taşımakla iktidar sorumluluğu arasındaki gerilimli hatta AK Parti'yi de değiştiren ve dönüştüren fiili bir durum var. Dolayısıyla saf, katışıksız ve bizim dışımızdakilerin müdahaleleriyle evrilmeyen herhangi bir sabit nokta mevcut değil. Tam da bu nedenle değişmez konum alışların, kendisi dışındakilere alan aç(a)madığı bir durumda siyaset üretebilme kapasiteleri de düşüyor.
 
Hiyerarşik ve belirlemeci bir siyaset etme biçiminin kendi varlığını da anlamsızlığa mahkûm eden bir yönü var. Yeni durum, kendimizin dışında başkalarına dair söylediklerimizle belirlenen dinamik bir işleyişte ilerliyor. Yeni siyasetin temel sorusu artık şudur: Velev ki tek bir kişi de olsa onun hakkı ve hukuku için siz ne söylüyorsunuz?

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.