Yetim Başarısızlık ve Cemaat’in Hüznü

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
01.02.2017
A+
A-

Pazar günü netameli bir seçim sürecinin finalini gerçekleştirmiş olduk. Seçim sonuçları üzerinde lokal tartışmalar devam ediyor olmakla birlikte ülkenin geneline ilişkin tablo belirginleşmiştir. Seçim sonuçları karşısında görebildiğim kadarıyla eşine az rastlanır bir şekilde tüm siyasi partilerimiz memnuniyetlerini dile getirmektedirler.

Ana muhalefet Partisi lideri, beklentilerinin altında olsa bile ortaya çıkan sonucun kati surette başarısızlık sayılamayacağını, oylarını belirgin şekilde arttırdıklarını ve aynı kararlılıkla topluma gerçekleri anlatmanın mücadelesi içerisinde olacaklarını dile getirmiştir.

MHP lideri Bahçeli de seçimlere ilişkin yaptığı değerlendirme toplantısında; partilerinin seçimlerde başarı gösterdiğini, oylarını arttırdığını ve “Büyükşehir Yasası”ndaki değişiklikle ortaya çıkan kafa karışıklığı nedeniyle bazılarının oyları nasıl değerlendireceğini bilmediklerini ve bu yüzden MHP’nin oylarını düşük gösterdiklerini dile getirmiştir.

BDP Eş Başkanı Demirtaş’ta benzer şekilde yaptığı değerlendirme toplantısında seçime ilişkin beklentilerinin büyük oranda karşılandığını ve bu açıdan kendilerini başarılı saydıklarını ifade etmiştir.

Tunceli’nin Ovacık ilçesinde belediye başkanlığını kazanan TKP’de; büyük bir başarı gösterdiklerini, kazanılan bu belediye ile halkımız ile omuz omuza devrimin ilmek ilmek örülmeye başlandığını müjdelemiştir.

            Ortaya çıkan manzara karşısında nasıl duygulandığımı anlatamam. Hayalini kurduğum ülkenin nasıl bir anda inşa edildiğini anlayamadım ama herkesin kazandığı hiç kaybedenin olmadığı bir ülke hayalim, en azından 30 Mart seçimleri ile gerçekleşmiş gözükmektedir.

Cemaat’in kenarda biraz mahzun durduğunun farkındayım. Ancak ittifak halinde olduğu tüm bileşenlerin, memnuniyetlerini dile getirirken Cemaat’i sahipsiz bırakması nezaketsiz bir durum olsa da herkes bilmektedir ki ortaya çıkan başarı tablosunda payları inkâr edilmez bir boyuttadır. Nezaketsizlik kervanına balkon konuşması ile Başbakan’ın dâhil olması pek incitici olmuştur. Cemaat’in bugüne kadar karşılık beklemeden yürüttüğü fedakârane mücadelenin en çok farkında olması gereken Başbakan’ın bu inkârcı tutumu, toplumuzun maşeri vicdanına havale edilmiştir. Eninde sonunda haklı haksız ortaya çıkacak, herkes toplum nezdinde hak ettiği değeri görecektir. Ayrıca hiçbir takdir ve taltif beklentisi olmayan hizmet hareketinin yegâne kaygısının milletimizin refah ve mutluluğu olduğunu herkes yakinen bilmektedir. Halkımız ve onun temsilcisi olan siyasi partilerimiz ortaya çıkan manzaradan memnun ve mutmain olduklarını ifade ediyorlarsa, katkısı inkâr edilse bilse Cemaat’in mesut ve bahtiyar olduğunu tereddütsüz herkes bilmelidir. Yıpratıcı seçim sürecinde özellikle muhterem Hocaefendi’nin sükünet, suhulet, birlik ve bütünlük adına yaban ellerden yaptığı katkıyı, bu ülke insanlarının var oldukları sürece unutmaları mümkün değildir. Yapılan benzersiz katkı o kadar dokunaklı boyutlara ulaştı ki toplumun genetik belleğine kazınarak nesiller boyu aktarılacak bir kültürel koda dönüştü.

Güzide basınımız, mümtaz köşe yazarlarımızın kahir ekseriyeti seçim sürecindeki olgun duruşlarıyla göğüslerimizi kabartmışlardır. Süreç boyunca manipülasyonlardan, tahriklerden uzak sağduyulu duruşları ve daha da önemlisi ayrıntılı analizleri ve basiretli öngörüleriyle siyasal sistemimizin emsalsiz yürüyüşüne muazzam bir katkı sunmuşlardır. Basının dördüncü kuvvet olduğundan hareketle, pek işlevsel çalışan Yasama, Yürütme ve Yargı gibi temel güçlerin yanında kamu yararı doğrultusundaki pazarlıksız mücadeleleri ile şanlı basın tarihimizin geleneğini bihakkın sürdürmüşlerdir. Ortaya çıkan seçim sonuçları bu açıdan toplumuzun hiçbir kesimi açısından sürpriz olmamıştır. Zira pek isabetli analizler, öngörüler ile tablo kadar net çizilmişti ki süreçten alınlarının akıyla çıkmış ve yıllardır medya dünyamızda niçin yer işgal ettiklerini dosta düşmana bir kez daha kanıtlamış oldular.

Üniversitelerimizin saygıdeğer akademisyenleri, toplumumuzun sosyal ve siyasal işleyişine ilişkin çektikleri net fotoğraflarla halkımızı aydınlığa gark etmişlerdir. İnterdisipliner yaklaşımlarla yürüttükleri kuşatıcı çalışmalarıyla gerçekliği ayan beyan kamuoyunun önüne serpmişlerdir. Güncel politik çekişmelerin dışında akademik ciddiyete yaraşır biçimde tarihsel-toplumsal temele yaslanan geniş perspektifli okumaları ile pek çok bilinmeyen noktaya ışık tutarak insanlarımızın yanlış hareket etmemeleri noktasında sorumluluklarını kemal-i ciddiyetle ifa etmişlerdir.

Devletimizin tüm kurumları başta olmak üzere özellikle Yargı sistemimizin titiz çalışmaları her türlü takdirin üzerindedir. Her türlü kuşatma girişimine rağmen “hukukun üstünlüğü” ilkesi etrafında gösterdikleri kenetlenme hepimiz için göz yaşartıcı niteliktedir. Ayrıca emniyet güçlerimizin ta 17 Aralık sürecinden önce başlayarak yürüttükleri eşgüdümlü ve son derece organize çalışmaları vesilesi ile göğsümüz kabarmıştır. Bir kez daha çalkantılı bir coğrafya içerisinde nasıl bir güvenli bir “panoptikon”da yaşadığımızı idrak etme fırsatını bulduk.

Bütün bu olumlu gelişmeler içerisinde toplumun topu topu yüzde kırk beşlik bir kesiminin desteğini alan Hükümet kanadındaki zafer kazanmışlık psikolojisine bir anlam veremedim. Hele hele süt liman bir siyasal sürecin ardından Başbakan’ın soluğu “balkon”da alması ve kesin olmayan sonuçları zafer olarak ilan etmesi pek yakışıksız olmuştur. Muhalefet partilerine ve özellikle hizmet hareketine yönelik sert üslubu siyasal sistemimizin nazik atmosferini gölgelemiştir. Bu açıdan, başta hizmet hareketi olmak üzere tüm muhalefet partilerimizce itina ile korunan sosyal barışımıza dönük tahrik edici söylemi doğru olmamıştır. Siyasi Partilerimizin ve Cemaat’in öncülüğünde yürütülen büyük demokrasi mücadelesi aynı kararlılıkla devam ettiği sürece milletimizin Hükümete gerekli dersi vereceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bahçeli’nin belirttiği gibi “hükümet seçim sonuçlarını iyi okumalıdır.”

***

Ne demişler:“Başarısızlık, başarma yolunda bir basamaktır.” Bunun için de önce başarısızlığın farkına varılması ve kabul edilmesi gereklidir. Yenilgiyle soğukkanlı bir şekilde yüzleşmek yerine yapay zafer sarhoşluğu sadece acıyı arttırır. O yüzden 17 Aralık sürecinin yamalı bohça konsorsiyumu, acıyı hafifletmek için başarısızlığı yetim bırakmamalıdır.Benden söylemesi…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.