Özgür Eğitim-Sen

YKS de ciddi revizyon elzemdir!

17.10.2017
A+
A-
YKS de ciddi revizyon elzemdir!

YÖK Başkanı Yekta Saraç tarafından açıklanan yeni sınav sistemi, beraberinde getirdiği pek çok soru ve bünyesinde taşıdığı tutarsızlık ve muğlaklık nedeniyle tartışılıyor. Geçen yıl “Mevcut sistem girilecek programın gerektirdiği yetkinliği sorgulayan adil bir düzenek’’ denilerek değişmeyeceği vurgulanan YGS-LYS sistemi kaldırıldı. Yapılan değişikliğin amacının, “sistemi yalınlaştırıp sadeleştirerek sınav stresini azaltmak” olduğu açıklandı. Ancak incelendiğinde; sınav stresinin daha fazla artması, seçiciliğin azalması ve yığılmaların yaşanması gibi handikaplar barındırdığı görülen sistemin güvenilirlik düzeyi de oldukça düşük gözüküyor.

 

YGS’de 160 olan soru sayısının 80’e düşürülmüş olması, toplamda 130 olan Fen Bilimleri soru sayısının 40’a düşürülmüş olması belki sistemi daha sade hale getirecek fakat TEOG’da olduğu gibi binlerce birinci çıkmasının önünü açacağı gibi tek bir soru sıralamada on binlerce kişinin üstüne çıkmayı sağlayacak. Dolayısıyla basit hatalar büyük acılara yol açacak. Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanında herhangi bir değişikliğe gidilmemiş olması, 0,01 puanın inanılmaz önem kazandığı bir sistemde özel okullardaki şişirilmiş puanlar nedeniyle büyük adaletsizliklerin önünü açacak. Bu iki örnek azalması amaçlanan sınav stresinin ne boyutlara yükseleceğinin örneği olarak yeterli olsa gerek. Peki bu şartlarda öğrenciler yarış atı olmaktan kurtarılmış mı olacaklar?

 

YKS’de Öğrenciler Yarış Atı Olmaya Devam Edecekler 

 

18 puan türünün 3’e düşürülmesi sınavın seçiciliğini, ayırt ediciliğini azaltacak, devasa yığılmalara yol açabilecek. Eski ÖSS sistemi sınava giren öğrenci sayısının artması nedeniyle belli puan aralıklarında yığılma yaşanmasından dolayı kaldırılmış ve 18 tane çoklu puan türü getirilerek, yeteneğine göre bölüm tercih etme imkânı üst düzeye çıkarılmış, yerleştirmede adalet ve hakkaniyet olabildiğince sağlanmıştı. Ancak şu an sınava giren öğrenci sayısı çok daha artmışken tekrar ÖSS benzeri yani, tıkandığı için değiştirilmiş bir sisteme dönülmüş ve yerleştirmede karşılaşılacak sorunların öngörülememiş olması yeni sistemin alelacele, düşünülmeden kotarıldığının göstergesi olmuştur.

 

YKS Fen ve Sosyal Bilimleri Pratikte Önemsizleştiriyor

 

Yeni sınav sisteminin seçiciliğini azaltan en sorunlu yönlerinden biri de azalan soru sayısının bazı derslerin önemini azaltması hatta o dersleri anlamsızlaştırmasıdır. Sözel, eşit ağırlık ve sayısal olarak yapılan alan ayrımı Türkçe ve Matematik derslerini öne çıkarırken Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler derslerinin etkisini en aza indirgiyor. Eşit Ağırlık alanının sadece Türk Dili ve Edebiyatı ve Coğrafya 1 dersleri ile Matematikten ibaret olması yani Tarih ve Felsefe grubunun hiçbir şekilde etkili olmaması absürt sonuçlara neden olacak. Şöyle ki; hiç felsefe-sosyoloji-psikoloji-tarih sorusu çözmeden felsefe, psikoloji veya sosyoloji bölümü kazanılabilecek. Hiç tarih sorusu çözmeden Hukuk, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler gibi bölümlere girilebilecek. Birkaç Biyoloji sorusu çözülerek Tıp Fakültesi kazanılabilecek. 130 fen bilimleri sorusunun 40’a düşürülmesi, toplam da 44 olan fizik sorusunun 13 veya 14’e düşürülmesi uzun vadede bu derslerin lisedeki önemini düşüreceği gibi üniversiteler yetersiz öğrenciler nedeniyle belki de Fen Bilimleri Hazırlık Sınıfı koymak zorunda kalacak. Aynı şekilde artık hiçbir öğrenci lisedeki Tarih ve Felsefe grubu derslerini önemsemeyecek, özel liseler bu dersleri kağıt üzerinde vermiş gibi gösterip gerçekte Türkçe ve Matematik derslerine yüklenecektir. Bunun gibi garabetleri olan yeni sistemin gözden geçirilmesi ve büyük sorunlara yol açacak eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir. 

 

Aynı şekilde YGS sınavında iyi bir sayısalcı, rakiplerine çözdüğü Sosyal Bilimler soruları sayesinde fark atabiliyordu. Şimdi ilk basamağın 40+40 Türkçe-Matematik sorularıyla sınırlanmış olması bu imkânı ortadan kaldırmış oldu. YKS ile sayısalcı öğrenciler hiçbir şekilde Tarih, Coğrafya, Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji gibi derslerle ve sorularıyla muhatap olmayacak. Dolayısıyla lise müfredatında sayısal öğrencileri için bol miktarda ders saati ayrılan bu derslerin bir anlamı kalmıyor. Böylece tarihten, sanattan, kültürden, sosyolojiden yani dünyadan habersiz insanlar yetiştirmeye aday bir sınav sistemi sunuluyor. 

 

Konu dağılımları ve sınavın süresi gibi sorular henüz cevaplanmayı bekliyor fakat ikinci oturumun tek kitapçıkta toplanması zaman problemini ortadan kaldırabilir. İki oturumun tek günde yapılacak olması da olumlu yönleri olmakla birlikte “öğrenci, birinci oturumda 180 puan üzerinde aldığına kanaat getirdiği takdirde ikinci oturuma girebilir’’ gibi tuhaf bir ifade geçiyor ki “öğrencinin kanaatine bırakılması’’ izaha muhtaç bir ifade olarak eğreti duruyor. İlk sınavı (TYT) 200 Puan üzeri olan öğrencinin aynı puanı ikinci yıl da kullanabilmesi olumlu, zira ikinci yıl sadece tek bir sınava odaklanma imkânı sağlıyor. Ancak sınav sorularının zorluk derecesinin her yıl değişken olması puanlarla, sıralamanın uyuşmaması gibi bir probleme yol açabilecek. Bunun da kesinlikle yeniden düşünülmesi gerekiyor. 

 

Yeni sınav sistemi ilk etapta soruların ve puan türlerinin düşmesinden dolayı öğrencilere cazip gelmiş olabilir ancak yukarıda bir kısmına değindiğimiz ciddi handikaplara sahip olduğunu göz ardı edilmemelidir. YGS-LYS sistemi şimdiye kadar uygulanan sınav sistemleri içinde ölçme, sıralama, değerlendirme ve yerleştirme anlamında oldukça adaletli ve güvenilir iken (o sistemin olumlu yönlerini traşlayıp en sorunlu yönlerinden biri olan ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı uygulamasını aynen devam ettirerek) çok daha sorunlu bir sistem hazırlamak, bunu da öğrencilerin stresini azaltacağı öngörüsüyle yapmak milyonlarca öğrenciye de bu ülkenin geleceğine de yazık etmek anlamına gelmektedir. Şu haliyle sınav sonrasında büyük sıkıntılara yol açacağı aşikar olan sistemde ciddi revizyona gidilmesi elzemdir. 

 

17.10.2017

Bekir BİRBİÇER

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.