<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim &#8211; &Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</title>
	<atom:link href="https://ozguregitimsen.org.tr/category/egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ozguregitimsen.org.tr</link>
	<description>Özgür Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası</description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Oct 2023 18:47:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.2.5</generator>

<image>
	<url>https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2019/02/cropped-Basliksiz-1-2-32x32.png</url>
	<title>Eğitim &#8211; &Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</title>
	<link>https://ozguregitimsen.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mülakat Tartışmamız Neyi Gösteriyor?</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/mulakat-tartismamiz-neyi-gosteriyor/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/mulakat-tartismamiz-neyi-gosteriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Oct 2023 18:17:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[Atama]]></category>
		<category><![CDATA[mülakat]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=6089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer mülakat uygulamasına dair değerlendirmelerde bulundu. Sorunlarımızı bağlamından, bağlantılarından bağımsız konuşuyoruz maalesef. Sanki yaşadığımız hayat birbirinden bağımsız kompartmanlardan oluşan mekanize bir yapıymış gibi kabul ediyoruz. Aksayan bir yer olduğunda onu parçası olduğu ekosistemle birlikte ele almayı düşünmüyoruz. Sorunun çıktığı yerle sınırlı olduğunu dolayısıyla çözümün de orayla mukayyet olduğunu varsayıyoruz. Hayatı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/mulakat-tartismamiz-neyi-gosteriyor/">Mülakat Tartışmamız Neyi Gösteriyor?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer mülakat uygulamasına dair değerlendirmelerde bulundu.</em></strong></p>



<p>Sorunlarımızı bağlamından, bağlantılarından bağımsız konuşuyoruz maalesef. Sanki yaşadığımız hayat birbirinden bağımsız kompartmanlardan oluşan mekanize bir yapıymış gibi kabul ediyoruz. Aksayan bir yer olduğunda onu parçası olduğu ekosistemle birlikte ele almayı düşünmüyoruz. Sorunun çıktığı yerle sınırlı olduğunu dolayısıyla çözümün de orayla mukayyet olduğunu varsayıyoruz. Hayatı teknik bir bakışın kıskacına alan bu yaklaşımımız şüphesiz sorun çözücü olmadığı gibi ayrıca sorunların kronikleşme zeminini oluşturuyor. Eğitim-öğretim alanımız büsbütün bu yaklaşımın egemenliğinde can çekişiyor.</p>



<p>Teknik bakış olarak nitelendirdiğim bu yaklaşım sadece bilgi eksikliğiyle ilintili olan bir mahkumiyeti ifade etmiyor. Şüphesiz önemli olan husus alana ilişkin bilgi eksikliğidir. Bu olmadığında teknik bakışı operasyonel bir şekilde kullanan ve maalesef ülkemizde neredeyse yönetimin ana varoluş biçimine dönüşen yapısal müdahaleleri ne tartışmak dolayısıyla da ne de püskürtmek mümkün hale geliyor. Adeta toplumun alan kavrayışındaki zafiyetini kendi politik çıkarları için bir manivelaya dönüştürenler bu eksikliği bir norma dönüştürerek mevcut düzenin muhafazasına zemin oluşturuyorlar.</p>



<p>Aksi taktirde 85 milyonluk bir ülkenin eğitim-öğretim tartışmasının önlük ve mülakat gibi başlıklarda açığa çıkmasının başka da bir izahı nasıl mümkün olabilir? Öğretmenin nitelik probleminin yapılacak mülakat uygulamasıyla giderileceğini söyleyen resmi anlatı çok açık ki eğitim-öğretim alanında ne herhangi bir sorun görüyor ne de anlamlı bir çözümün peşinde olacağını belirtiyor. Ülkemizde öğretmen niteliğiyle ilgili sorunu ÖSYM alan testi sonuçları ve yenilikleri takip etmedeki sıkıntı üzerine oturtan ve bunlardan hareketle&nbsp; çözümü mülakat uygulamasında gören, soruna ilişkin denklemi bu şekilde kuran bir bakış sadece yetersiz değil aynı zamanda gerçekliğe karartma uygulayan bir bakıştır. Çünkü sorunu bağlamından koparıyor, bağlantılarıyla ilişkisini göz ardı ediyor. Öğretmen nitelik probleminde; öğretmen adayının eğitim fakültesine alımını, yetiştirilme sürecini, buradaki içeriği, işleyişi ve nihayetinde değerlendirilme ve mezun&nbsp; edilme sistematiğini, atanma şeklini, öğretmenin öğretmenlik yaptığı koşulları, rehberlik ve denetim mekanizmasını, hizmetiçi organizasyonunu hesaba katmadan hele hele bütün bu anlatılanların hangi ülkede, ülkenin hangi koşullarında gerçekleştiğine bakmaksızın bir tartışma açmak, bir sorun tespit etmek ve buradan hareketle bir çözüm ileri sürmek için ya ne yaptığınızı bilmemeniz veya mevcut düzende hiçbir değişikliğe gitmemek için bahane üretiyor olmanız gerekiyor.</p>



<p>Öğretmenin nitelik probleminin olduğunu kabul ettiğimiz yerde anlamlı bir çözüm bulmamız için ancak bu nitelik problemin nereden, nelerden kaynaklandığına ilişkin bir okumamızın, anlamlı bir araştırmamızın, incelememizin, analizimizin olması gerekiyor. Bunu bileceğiz ki ileri sürdüğümüz çözümümüzün bir anlamı olabilsin. Aksi taktirde sorunun neden, nereden, nelerden kaynaklandığını bilmeden çözüm üretmek yukarıda da belirttiğim gibi ancak yürürlükteki düzen değişmesin diye yüzeysel iş ve işlemler tesis etmek demektir. Türkiye’de de geniş toplum kesimleri hayatın tüm alanlarına ilişkin vasilik ilişkilerine girmeyi peşinen kabul ettiği için, bu tarz bir ilişkiye alınmaya itiraz etmediği için alan kavrayışı vasilerinin kendileri için taktir ettiğiyle sınırlı oluyor. Bir anlamda vasilerin bizim için uygun gördüğü şeye inanmak anlamına gelen bu durum zaten çözümlerin neden çözüm olamayacağını kendi başına gösteriyor. Kendi varlığı, varoluş tarzı problemli olanlardan, bu tarz bir ilişkinin yerleşik hale geldiği yerden çıkacak çözüm de ancak mülakat gibi bir saçmalık olabilir. Aksi taktirde ‘öğretmenin nitelik problemi var, öğretmenin bilgisi güncel değil o halde mülakata getirmemiz lazım’ şeklindeki bir okumanın hayatımızda yer almasının başkaca bir anlamı nasıl olabilir?</p>



<p>Abdulbaki Değer / Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/mulakat-tartismamiz-neyi-gosteriyor/">Mülakat Tartışmamız Neyi Gösteriyor?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/mulakat-tartismamiz-neyi-gosteriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim yılı başlarken bir sorumuz olacak mı?</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/egitim-yili-baslarken-bir-sorumuz-olacak-mi/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/egitim-yili-baslarken-bir-sorumuz-olacak-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 18:31:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[genel sekreter]]></category>
		<category><![CDATA[özgür eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=6093</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Ali Aydın, Karar Gazetesi&#8217;nde ilk ders zili çalarken eğitim sistemindeki sorunlara dikkat çekiyor. Ulusça her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’de şüphe uyandıran çekince koyan hiçbir soruyu aklımıza getirmeden ‘yeni’ eğitim-öğretim yılına merhaba diyoruz. Devralındığından beri anlamlı hiçbir değişime konu olmadığı halde bu eğitim-öğretim faaliyetlerinin yapıldığı her bir yıl için [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/egitim-yili-baslarken-bir-sorumuz-olacak-mi/">Eğitim yılı başlarken bir sorumuz olacak mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Ali Aydın,  Karar Gazetesi&#8217;nde ilk ders zili çalarken eğitim sistemindeki sorunlara dikkat çekiyor.</em></strong></p>



<p>Ulusça her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’de şüphe uyandıran çekince koyan hiçbir soruyu aklımıza getirmeden ‘yeni’ eğitim-öğretim yılına merhaba diyoruz. Devralındığından beri anlamlı hiçbir değişime konu olmadığı halde bu eğitim-öğretim faaliyetlerinin yapıldığı her bir yıl için de cüretkâr bir biçimde “yeni” ifadesini kullanıyoruz.</p>



<p>Yapıp ettikleri ile hemhal olan insanın düşünmek için durması ne kadar elzemse, yapageldiklerini aralıksız bir biçimde tekrar edenlerin düşünmek için durak olacak bir aralığı kaçırdıklarında düşünme yoksunluğu içinde olmaları o kadar mukadderdir. Eğitim alanında ortaya çıkan devasa düşünme açığımızın bir nedeni de bu olabilir. Zira klişeler, standartlaşmış ifade ve davranış kodları ile hiçbir yerde durmadan ve hiçbir engele takılmadan “pürüzsüz” bir biçimde ilerleyerek günleri, haftaları ve yılları geçirebilirsiniz. Arendt’in tabiriyle klişelerin, standartlaşmış ifade ve davranış kodlarının gerçekliğe karşı, yani tüm olayların ve olguların salt varoluşlarıyla düşünmemizde uyandırdıkları ilginin düşüncemiz üzerindeki taleplerine karşı bizi korumak gibi bir sosyal işlevi vardır. Kuşkusuz bu taleplere sürekli karşılık vermek durumunda kalınsa bir yorgunluk hali olurdu. Ne var ki böylesi bir talebin varlığından tamamen bihaber olmak yorgunluktan çok daha yüksek bir maliyeti karşımıza çıkarıyor. Türkiye sathında o maliyetle temelden yüzleşebilme adına öne çıkan herhangi bir düşünce, yaklaşım yahut kavrayışın henüz ortaya çıkmadığını acı da olsa söylemek durumundayız. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in son paylaştığı veriler ışığında 74 bin eğitim öğretim kurumunda ve 878 bin derslikte ders başı yapacak 21 milyon öğrenci, anne babaları da düşünüldüğünde 60 milyon kişi işte böylesi bir vasatta “yeni” eğitim-öğretim yılına merhaba diyor.</p>



<p>Politik-ideolojik kanaat ve inançlarına sıkı sıkıya bağlı tarafların “polemik” içeren tartışmaları Türkiye’de eğitim üzerine konuşulduğu ve tartışıldığı izlenimi verebilir. Dolayısıyla yukarıda Türkiye’de eğitim alanında düşünme açığı bulunduğu yönündeki tespitim isabetsiz bulanabilir. Oysaki tam da Adorno’nun dediği gibi bir manzarayı doğrulamaktan öte gitmez bu tanık olduğumuz kuru gürültüler: “Yürüttükleri polemik, içerdiği yarım hakikatlerle, hakikatsizliğin tamamadır çoktan.”</p>



<p>Mevcut eğitim sisteminin yasal dayanakları, örgütlenme yapısı, bürokratik zihniyeti gibi yapısal özelliklerinin üzerinden atlanarak amaçlılığı ve o amaçlılığına mündemiç araçsallığına zerrece çekince koymadan yürütülen tartışmalar, birbirlerine düşman dahi olsalar kardeşler arası münakaşadan öte değildir. Onların kardeşlikleri metodolojiktir.</p>



<p>Türkiye’de toplum kesimleri konuyu da konu ile ilgili karşılaşılan sorunları da teknik-tali olarak görmektedirler. Dahası Milli Eğitim Bakanlığı üzerinden sahrada vaha ummaktadırlar. Öte yandan bürokrasi ile her sorunun çözümü olabileceğine dair batıl bir inançtan muztariptirler. Seküler ve muhafazakâr mahallelerin bu nedenle konu eğitim olduğunda aynı miyopluk içinde oldukları söylenebilir. Mesela iki mahalle için de “müfredat” bahsini önemli kılan işte bu miyopluktur. Müfredat esasında aracı elinde tutanın imzasından başka bir şey değildir. Müfredat tek tip eğitimin cari olduğu bu şartlar altında eğitim sistemi denilen bütüncül mekanizmayı tartışma dışında tutmaktadır ve yalnızca sisteme ilişkin mülkiyet iddiasının aparatıdır. Daha fazlası değil! Müfredatın bu şartları alıkoyarak daha fazlası olabileceğini düşünmek bu düşüncedeki herkesin uyuduğunun açık kanıtıdır.</p>



<p>Okul sosyal, siyasal ve ekonomik gerçekliği yansıtır. Gerçekliği kurmaz. Yeni bir gerçeklik kurmak bir yana var olanı tahkim eder ve yeniden üretir. Okulun gerçekliği inşa edebileceğine inanarak her şeyi okulda yapabileceğini düşünmek amaç-araç uyumsuzluğunu oldukça hafife almaktır. Bu inancı gerçekçi kılacak olumlu performans verilerinin elimizde olmadığını da ekleyelim. İlköğretimden yükseköğretime performansı son derece düşük bir sistemde aynı hat üzerinde kalarak farklı sonuçları elde edebileceğimizi umuyoruz. Kuşkusuz bunda klişeleri, basmakalıp fikirleri içtenlikle kabul edişimizin etkisi var. Dolayısıyla Türkiye için artık kritik olan şudur: Bizim ülkece bir sorumuz olacak mı?</p>



<p>Soru sorma sanatını unutan ya da bu sanatın kullanılamaz hale gelmesine izin veren hiçbir toplum, kendini kuşatan sorunlara cevap bulabileceğine güvenmemelidir, diyor Cornelius Castoriadis. Dikkat edilirse Castoriadis “soru sorma sanatı” diyor. Kuşkusuz bu sanatın icrası sadece soru sormakla sınırlı değil. Doğru soruları sorabilmek sorunun kendisinden de mühim. Zira bir sorunun şekli bizi doğru cevaplardan da uzaklaştırabilir. Bilge insanların muhataplarının seviyesini sordukları sorunun niteliği üzerinden tartması boşuna değil. Sınav sistemi, öğretmen atamaları, derslik sayıları, okul binalarının tamir-tadilat işleri, seçmeli dersler, müfredat vd. her biri bir öneme sahip olsalar bile sistemin yapısı ve gidişatına doğrudan tesir eden dolayısıyla sistemin bizatihi kendisini konu eden başlıklar değildir. Bu başlıklardan çıkan binlerce sorunun aradığımız – ya da arayacağımız- bir tek gerçek cevabı bize vermemesinin nedeni de budur.</p>



<p>Erken modern dönemin ihtiyaç ve isteklerine göre yapılandırılmış zorunlu –kitlesel eğitim düzeneğinin küresel çapta zemininin kaydığı bir aralıktayız. Bu açık biçimde bir kriz halidir. Modernliğin ve onun kurumlarının krizidir söz konusu olan. Devlet, ekonomi, eğitim, kültür ve aile gibi kurumlar yeni durumdan kaynaklı meydan okumalarla karşı karşıyadır. Krizi anlamak ve krizi derinleştiren unsurların bugünkü varlıklarını borçlu oldukları modern geçmişleri ile bağ ve bağlantılarını ortaya koymak ve bir düşünsel, entelektüel nitelik ile kamunun da dahil olacağı bir tartışmayı bu alanda sürekli beslemek önem arz ediyor.</p>



<p>Eğitimin erken modern dönemden bugüne düşünüldüğü şekliyle düşünülmesinin artık ikna ediciliği kalmamıştır. Karşı karşıya olduğumuz yeni gerçeklerin yüzümüze haykırdığı budur. Eğitim elbette “anlamsız” hale gelmemiştir; ne var ki eğitim üzerine düşünme şeklimizi değiştirme kudretine sahip sorulara ve o soruları yanıtlama biçimimizin inandırıcılığına muhtaç haldeyiz. Dolayısıyla Türkiye için artık kritik olan şudur: Bizim ülkece bir sorumuz olacak mı?</p>



<p>Ali Aydın / Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri</p>



<p>Karar Gazetesi / 11.09.2023</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/egitim-yili-baslarken-bir-sorumuz-olacak-mi/">Eğitim yılı başlarken bir sorumuz olacak mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/egitim-yili-baslarken-bir-sorumuz-olacak-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artık Hepimiz Asgari Ücretliyiz!</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/artik-hepimiz-asgari-ucretliyiz/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/artik-hepimiz-asgari-ucretliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2022 10:36:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[2023 Asgari Ücret]]></category>
		<category><![CDATA[Asgari Ücret Açıklandı]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Birbiçer]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=5941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetkili yandaş ile sahnelenen ihanet temalı toplu sözleşme tiyatrolarında memur ve emeklinin maaşı kırpıla kırpıla asgari ücret seviyelerine düşürüldü.  2013’lerden beri feryat figan dile getirdiğimiz malum sonla nihayet yüzleştik. Öğretmen maaşı ile asgari ücreti eşitleme, tüm çalışan kesimi asgari ücretli yapma stratejisi gerçekliğe dönüştü. 2013 asgari ücret 773 TL iken öğretmen maaşı 2100 TL idi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/artik-hepimiz-asgari-ucretliyiz/">Artık Hepimiz Asgari Ücretliyiz!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yetkili yandaş ile sahnelenen ihanet temalı toplu sözleşme tiyatrolarında memur ve emeklinin maaşı kırpıla kırpıla asgari ücret seviyelerine düşürüldü.  2013’lerden beri feryat figan dile getirdiğimiz malum sonla nihayet yüzleştik. Öğretmen maaşı ile asgari ücreti eşitleme, tüm çalışan kesimi asgari ücretli yapma stratejisi gerçekliğe dönüştü. </p>



<p>2013 asgari ücret 773 TL iken öğretmen maaşı 2100 TL idi ve
asgari ücretin 2.7’sine tekabül ediyordu. Öğretmen maaşı yaklaşık üç kat fazla
olduğu asgari ücret ile eşitlenmiş oldu. Asgari ücrete her yıl daha fazla zam
yapılırken öğretmen maaşlarının artışı büyük bir cimrilikle buçuklu rakamlarda
tutuldu. Bugüne gelindiğinde öğretmen Aralık ayında 8.550 TL maaş alırken
asgari ücret yüzde 54’lük bir artışla 8.500 TL yapıldı. Öğretmenler enflasyon
farkıyla çırak çıkartılarak geçiştirildiği takdirde bu ülkede yıllarca eğitim
görmenin, lisan-yüksek lisans yapmanın, sayısız eleme sınavına girip atanmaya
çalışmanın hiçbir anlamı kalmayacak. </p>



<p>2008 yılında öğretmen maaşıyla 29 gram altın alınabiliyordu.
2013 yılında ise 23 gram altın alabilen öğretmen maaşı şu an <strong>sadece 9 gram</strong> alabiliyor. <strong>Öğretmen maaşlarının 1200 dolara tekabül
ettiği 2013 yılındaki seviyesine yükseltilmesi için en az 23.500 lira olması
gerekiyor</strong>. </p>



<p>Enflasyonun en az yüzde 180 olduğu bir ekonomik gerçeklikte
enflasyon rakamlarıyla oynanarak yüzde 80’lerde gösteriliyor ve çalışanın emeği
gasp ediliyor. Hükümetin enflasyonla mücadele etmek gibi planı ve stratejisi
yok. Enflasyonu dizginlemek, alım gücünü ve halkın yerlerde sürünen refah
seviyesini yükseltmek yerine para basarak sorunları çözeceğini düşünüyor. Öyle
bir ekonomik model uygulanıyor ki o modelin çıktısı polisin, öğretmenin,
doktorun, avukatın asgari ücret alması oluyor. </p>



<p>Öğretmen darboğazda. Kirasını ödeyemiyor, geçinemiyor. Borç batağına saplanmakla karşı karşıya bırakılıyor. Yetkiyi ve gücü elinde tutanlar ile onların piyonu sendikalar bu gerçekliğin farkında değillermiş gibi davranıyor. Öğretmeni devlete karşı koruyacak mekanizmaların bazıları devşirildi ve güle oynaya etkisiz hale geldiler, geri kalanı da yüzde 2 barajı gibi engellerle yok edilmek isteniyor. Öğretmenlerin temsil ayağı çökertildi. Ev-araba sahibi olması, tatile gidebilmesi imkânsız hale getirilen öğretmenler hak ve adalet temelinde temsil edilmedikleri için bilinçli bir prekaryalaşmaya tabi tutuluyorlar. </p>



<p>Öğretmenler bugüne kadar kendilerini fakirleştiren, adı olan fakat işlevi olmayan sendikalar vasıtasıyla güçsüzleştirildiler, yalnızlaştırıldılar. Giderek tamamen güvencesiz hale getirilecekler. Zira güvencesiz insanları yönetmek çok kolaydır. Öğretmenlerin bu oyunu görüp kendi geleceği için devşirme sendikalardan istifa edip hak mücadelesi veren sendikalara omuz vermeleri gerekiyor. Pişman olmak için yarın çok geç olacak. </p>



<p>Bekir Birbiçer / Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu Üyesi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/artik-hepimiz-asgari-ucretliyiz/">Artık Hepimiz Asgari Ücretliyiz!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/artik-hepimiz-asgari-ucretliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 TL’yi Cebinize Sokun! Sendika Üyeliği Satılık Değildir!</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/5-tlyi-cebinize-sokun-sendika-uyeligi-satilik-degildir/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/5-tlyi-cebinize-sokun-sendika-uyeligi-satilik-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2022 21:10:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[kamu çalışanları]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Sendika]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Toplu sözleşme ikramiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzde 2 örgütlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=5936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, TBMM’de kabul edildi. Yetkili ve yandaş sendikaların girişimi ile daha önce Danıştay tarafından Anayasaya aykırı bulunarak reddedilen bir düzenleme bu kanunun içine yedirildi ve TBMM’de pek çok milletvekilinin desteği ile yasalaştı. Buna göre ; “Kamu görevlileri sendikalarına üye olup, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/5-tlyi-cebinize-sokun-sendika-uyeligi-satilik-degildir/">5 TL’yi Cebinize Sokun! Sendika Üyeliği Satılık Değildir!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Elektrik
Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, TBMM’de kabul edildi. </p>



<p>Yetkili ve yandaş sendikaların girişimi ile daha önce Danıştay tarafından Anayasaya aykırı bulunarak reddedilen bir düzenleme bu kanunun içine yedirildi ve TBMM’de pek çok milletvekilinin desteği ile yasalaştı. </p>



<p>Buna göre ;</p>



<blockquote class="wp-block-quote"><p><strong>“Kamu görevlileri sendikalarına üye olup, aylık veya ücretinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında aylık veya ücretleriyle birlikte 750 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda toplu sözleşme desteği yapılacak. Kurulu olduğu hizmet kolunda çalışan kamu görevlilerinin yüzde 2&#8217;sinden daha fazlasını üye kaydetmiş kamu görevlileri sendikalarına üye olan, aylık veya ücretinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine ise ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında aylık veya ücretleriyle birlikte toplu sözleşme ile belirlenecek tutarda toplu sözleşme ikramiyesi ödenecek.”</strong></p></blockquote>



<p>Özetle şu anki cari rakamlar
dikkate alındığında sendika üyesi olan kamu çalışanları üç ayda 250 TL toplu
sözleşme ikramiyesi alırken yandaş sendika üyesi olan kamu çalışanları 750 TL
toplu sözleşme ikramiyesi alacaklar. Bu ise yandaş sendika üyeliğinin günlük 5 TL
<strong><em>(yazı
ile beş)</em></strong> getirisi (!) olacak anlamına geliyor. </p>



<p>Şimdi, bu kanunun TBMM’den
geçmesinden ötürü yandaş sendikalar çok mutlu olmuşlar.</p>



<p>İlkin insanın mutluluk hiç bu kadar küçülmemişti diyesi geliyor. İkincicisi mevzu 5 TL meselesi de değil sadece. Danıştay’ın da kararına gerekçe olduğu üzere düzenlemenin Anayasaya aykırılığı. Üçüncüsü böyle bir düzenlemenin sivil toplum alanına taammüden kast edişi. Dördüncüsü bu düzenlemenin örgütlenme özgürlüğünü “rüşvet” ile baltalama girişimi olması. Beşincisi günlüğü 5 TL olacak bir rüşvetin kamu çalışanlarının aklını çelebileceğine inanan dolayısı ile esasında kamu çalışanlarına doğrudan bir küfür mahiyetinde olan ahlaki açıdan kepaze bir derekeye düşülmüş olması.  </p>



<p>Bugün gördüm, yandaş sendika
afiş hazırlamış. Afişte diyorlar ki “Gel vatandaş bize üye ol kazan!”. Bunların
kazan dedikleri “Sendika üyeliğini 5 TL ‘ye bize sat”, teklifi.</p>



<p>Şimdi ben eminim ki bu afişi hazırlayanlar, utancı biliyorlar. Sorun olarak gördüğüm ve bir insan olarak kabullenemediğim şey ise asla utanmamaları! Adalet gibi bir derdi meselesi olanlar olarak bizim bu utanmazlığı anlamamız gerekiyor. </p>



<p>Kim böyle bir hukuksuzluğu kendisine hayrı olacak umuduyla sevinçle karşılar? Kim bir insanın hür iradesini kendisine 5TL’ye peşkeş çekebileceğine inanır? Bu insanlar nasıl insanlar? Belki bu insanların psikanalizinin yapılması gerekiyor. Ben yaptım ve bu insanların kim olabileceklerine dair ciddi yargılara ulaştım.</p>



<p><strong>Bu kanun düzenlemesini bir kazanım olarak görenler, Hz. İbrahim olsalar gönderilen kurbanı pazarda satacak olanlardır!</strong></p>



<p><strong>Bu kanun düzenlemesini bir kazanım olarak görenler, örümcek olsalar Hazreti Muhammed&#8217;in saklandığı mağaraya bir ağ örmeyecek olanlardır!</strong></p>



<p><strong>Bu kanun düzenlemesini bir kazanım olarak görenler, kendi bedenlerine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymayanlardır!</strong></p>



<p><strong>Bu kanun düzenlemesini bir kazanım olarak görenler, komşusu aç yatarken tok olmaktan haya etmeyenlerdir!</strong></p>



<p><strong>Bu kanun düzenlemesini bir kazanım olarak görenleri alkışlayanlar ise Musa Kızıldeniz&#8217;i açsa önlerinde, o denizden geçmeyecek olanlardır! </strong>Onun için bu sözlerimiz onların sağırlaşmış vicdanlarının duvarlarına çarpıp o duvarları aşamayacaktır. Lakin biz biliyoruz ve inanıyoruz ki ahlaksızlıktan beri olmadan hiçbir insan bir ahlak edinemez. </p>



<p>Biz ahlaksızlıktan ve
ahlaksızlardan beri olanlar olarak diyoruz ki; &nbsp;<strong>Siz O 5
TL’yi Cebinize Sokun! Sendika Üyeliği Satılık Değildir!</strong></p>



<p><strong>Ali Aydın</strong> /  <strong>Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri</strong> </p>



<p></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/5-tlyi-cebinize-sokun-sendika-uyeligi-satilik-degildir/">5 TL’yi Cebinize Sokun! Sendika Üyeliği Satılık Değildir!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/5-tlyi-cebinize-sokun-sendika-uyeligi-satilik-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AYM&#8217;ye ÖMK itiraz dilekçemizi sunduk!</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/aymye-omk-itiraz-dilekcemizi-sunduk/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/aymye-omk-itiraz-dilekcemizi-sunduk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2022 13:57:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=5878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün (16.11.2022) 13.30’da Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Dr. Murat Şen ile görüşerek 15 eğitim sendikasının birlikte hazırladığı, 32 sayfadan oluşan ve neden Öğretmenlik Meslek Kanununa ve sınava itiraz ettiğimizi belirten dilekçemizi sunduk.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/aymye-omk-itiraz-dilekcemizi-sunduk/">AYM&#8217;ye ÖMK itiraz dilekçemizi sunduk!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p> Bugün (16.11.2022) 13.30’da Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Dr. Murat Şen ile görüşerek 15 eğitim sendikasının birlikte hazırladığı, 32 sayfadan oluşan ve neden Öğretmenlik Meslek Kanununa ve sınava itiraz ettiğimizi belirten dilekçemizi sunduk.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" width="768" height="1024" src="https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/ayyy-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-5879" srcset="https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/ayyy-768x1024.jpg 768w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/ayyy-225x300.jpg 225w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/ayyy.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption><br></figcaption></figure>



<p> </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/aymye-omk-itiraz-dilekcemizi-sunduk/">AYM&#8217;ye ÖMK itiraz dilekçemizi sunduk!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/aymye-omk-itiraz-dilekcemizi-sunduk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim Çalışanlarına Çağrımızdır!</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/5861-2/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/5861-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Nov 2022 13:02:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Sendika]]></category>
		<category><![CDATA[Toplu Sözleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=5861</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sendikal mücadelenin içi boşaltıldı, ruhu öldürüldü. Kamu sendikacılığı, köhnemiş ve siyasi iktidarın peyki olmuş kirli yapılar tarafından katledildi. İktidarla danışıklı dövüş içinde olan bu yapılar içeriğini boşalttıkları sendika kavramının anlamsızlaşmasına, sendikacılığın itibarının yerle bir olmasına neden oldular. Hak ve özgürlük mücadelesi olan sendikal mücadeleyi imtiyaz arayışına dönüştürdüler. Sendika üyeliğini kelle sayısına indirgediler, niceliği kutsadılar. Kendilerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/5861-2/">Eğitim Çalışanlarına Çağrımızdır!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sendikal mücadelenin içi boşaltıldı, ruhu
öldürüldü. Kamu sendikacılığı, köhnemiş ve siyasi iktidarın peyki olmuş kirli
yapılar tarafından katledildi. </p>



<p>İktidarla danışıklı dövüş içinde olan bu yapılar
içeriğini boşalttıkları sendika kavramının anlamsızlaşmasına, sendikacılığın itibarının yerle bir olmasına
neden oldular. Hak ve özgürlük mücadelesi olan sendikal mücadeleyi imtiyaz
arayışına dönüştürdüler.</p>



<p>Sendika üyeliğini
kelle sayısına indirgediler, niceliği kutsadılar. Kendilerini ait hissettikleri
siyasi partinin ön bürosu olarak işlev gören bu sendikalar, örgütsel yapıda
sadece istatistikten ibaret olan üyelerini de asla özne olarak görmediler. Üyelerini
para mesabesine, sendikacılığı da korku ve tehdit araçlarıyla üye kazanma
derekesine düşürdüler. </p>



<p>Hükümete değil, diğer
sendikalara karşı sendikacılık yaptılar. İktidara karşı mutlak bir itaat
sergileyen ve bunun ödülünü kamu sendikacılığında bir anlamda tekel haline
getirilerek alan bu yapılar hiçbir zaman memurun, emeklinin çıkarını ve
faydasını düşünmediler. Cemaatçi bir mantıkla yürüttükleri sendikacılık
faaliyetini kendi klanlarının menfaatleri ve kişisel ikballeri için araç olarak
gördüler. Kendileri dışında hiçbir sendikanın var olmasını da söz söylemesini
de istemediler. Diğer sendikaların imza yetkisi olmamasına rağmen sözleşme
masasında oturmasını bile hazmedemediler. </p>



<p>Yaşam ünitesine bağlı şekilde hayatta kalma
mücadelesi vermekte olan kamu sendikacılığı; hükümet, icazetli konfederasyon ve
yıllardır onun tek yetkili olmasını sağlayan yüz binlerce üyesi eliyle fişi
çekilerek katledilmiştir. Toplu sözleşme yasasından önce en azından memurlar
seslerini duyurmak için meydanlara iner, eylem yapar, iş bırakır, hükümetlere
baskı uygulardı. Ancak son 10 yıldır sendikacılık iktidar nezdinde caydırıcılık
özelliğini kaybetmiştir. Hükümetler, üzerlerinde en ufak baskı hissetmeksizin
kamu çalışanlarının devasa sorunlarına karşı duyarsız kalabilmekteler.
Vereceğimiz birkaç örnek vaziyetin vahametini ortaya kotaya koyacaktır:</p>



<p>2012 yılında çıkarılan Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile sözleşme hakkı elde eden kamu çalışanlarısözleşmeye imza koyma yetkisininen çok üyeye sahip olan
konfederasyona verilmesi nedeniyle mevcut iktidarın yan örgütü olan yapı
tarafından temsil edildi ve 10 yıl içinde yapılan 6 toplu sözleşmenin her
birinde maddi kayba uğratıldı. </p>



<p>2013’te hükümetin
verdiği 3+3’ü kabul ettiği takdirde en az 223 TL zam alacakken seyyanen net 123
TL zam isteyerek büyük bir kayba yol açan icazetli sendika, hükümetin oransal
zam teklifini reddederek aynı zamanda enflasyon farkı ve ek ders ücretinin
artışı gibi ek ödemelerin de önünü kesmişti. </p>



<p>2017 görüşmeleri
öncesinde ilk yıl için yüzde 10+6 isteyen icazetli sendika, kamu işveren
heyetinin teklifi her altı ay için % 3+3 olunca, “Aslında biz Ak Parti’nin 16.
Yılı olduğu için ilk yıl %16 istedik.” diyebilecek kadar memurdan çok partiyi
gözetiyordu. </p>



<p>Kamu çalışanının
hakkını masada bıraktıkları her sözleşme sonrası başarısızlıklarını köpürtmeyi
ve insanları aptal yerine koyarak tarihi başarı gibi gösterme yolunu tercih
ettiler. Mesela toplam yüzde 38+600TL seyyanen+yüzde 6 refah payı isteyip
hükümetten bunun ancak dörtte birini alabilmelerine rağmen mahcup olma gereği
bile duymadan “Bütçeden Hakkımızı, Refahtan Payımızı Aldık.” biçiminde
başlıklar atarak böbürlenebilmeyi başardılar. Böyle bir kafa yapısına sahip
olan bu yapı ve yöneticileri milyonlarca insanı temsil etmeye kesinlikle
yeterli ve ehliyetli değildi. </p>



<p>Bu yetersizliklerini
ve tekelciliklerini son toplu sözleşme görüşmelerinde bir kez daha gösterdiler.
Ama bu kez yaptıkları unutulmayacak düzeyde utanç vericiydi. Daha önceki
sözleşmelerde milyonlarca memurun hakkını masada bırakıyorlardı son sözleşmede
bilfiil o hakları gasp ettiler. 100 TL seyyanen zamda ısrar etmek yerine
hükümetle anlaşarak sözleşme aidatını 400 liraya çıkardılar. Bundan
yararlanacak olan sendikaları da üye sayısı yüzde 1’in üzerindekilerle
sınırlayarak üç dört büyük sendika dışındaki sendikaların yararlanmasının önüne
geçtiler. Sözleşmeye ortak giren iktidar partilerinin iki sendikası ufakçılık
yaptı ve kendi üyelerini önceledi. </p>



<p>Sendikaya üye olma
hakkı olmayan 2 milyondan fazla memur emeklisini ve polis, subay, astsubay,
mülki idare amiri, mit mensubu, hakim, savcı ve ceza infaz memurunu harcadılar,
seyyanen zamdan mahrum kalmalarına neden oldular. Üye sayısı az olan
sendikaları bu yolla tüketmek istediler. Farklı sesleri susturmanın, alternatif
görüşleri yok etmenin ve sendikal tekelleşmeye gitmenin dolambaçlı bir yolunu
da uygulamaya sokmuş oldular. Neyse ki Danıştay bu utanç vesikasını iptal etti
de hevesleri kursaklarında kalmış oldu. </p>



<p>Hükümeti oluşturan iki
partiye yandaş iki sendika, Milli Eğitim Bakanı’nın da itiraf ettiği üzere “sembolik”
olmaktan öteye gitmeyen Öğretmen Meslek Kanunu’nun tasarım yapımında görev
aldı. Ve tüm öğretmenleri aşağılayan ve değersizleştiren Öğretmenlik
Kariyer Basamakları Yazılı Sınavı’na açık veya örtülü bir biçimde ikisi de destek
verdi. Böylece, sendikacılık görünümü altında kamu sendikacılığının önüne set
olan iki sendika da öğretmenden yana değil iktidardan ve nimetlerinden yana
olduklarını bir kez daha ispatlamış ve gerçek yüzlerini açık etmiş oldular.</p>



<p>Kamu sendikacılığı için zaman, düştüğü yerden kalkma
zamanıdır. Bu kirlenmiş ve çirkefe bulanmış yapıların artık miadı dolmuştur.
Bunlarla yürünecek yol kalmamıştır. Kamu çalışanları bu köhne yapıları nasıl ki
üye olarak büyüttülerse aynı şekilde üyeliklerini çekerek cezalandırmayı da bilmelidir.
Zaman yeni bir şeyler söyleme, sendikacılığa yeni bir soluk getirme zamanıdır. <strong>ÖZGÜR EĞİTİM-SEN</strong> olarak bu göreve
talibiz. Gücümüzü bağımsızlığımızdan ve söylemimizin gücünden alıyoruz.
Alanımız olan eğitime dair düşünce üreten, ufuk açan, ilkeli, kararlı ve tutarlı
sendika anlayışını temsil ediyoruz. Bu özelliklerimiz nedeniyle itaat etmeyenin
ezildiği bir vasatta yukarıda zikrettiğimiz yapılar tarafından yok edilmeye
çalışılıyoruz. Ancak bunların tezgâhını bozacak güce ve müktesebata sahibiz. Yürünecek
çok yolumuz, çözülmeyi bekleyen çok fazla sorunumuz var. Gelin hep birlikte;
haklarımızı savunamayan, göbeğinden iktidara bağlı bu yapıların ayak bağından
kurtulalım ve sendikal anlayışa yeni bir soluk aldıralım, toplu sözleşmeleri
hükümetlerin rahatça at oynattıkları alanlar olmaktan çıkaralım…</p>



<p style="text-align:right">Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/5861-2/">Eğitim Çalışanlarına Çağrımızdır!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/5861-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 Kasım Eylem Kararımız</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/5854-2/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/5854-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 11:29:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[2 Kasım Eylem]]></category>
		<category><![CDATA[iş bırakma eylemi]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[ÖMK]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen eylem kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=5854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merkez Yönetim Kurulumuzun 14.10.2022 Tarih ve 30 Sayılı Kararı doğrultusunda 2 Kasım&#8217;da üyelerimizle birlikte Mesleğimizin Onuru ve Çocuklarımızın Geleceği İçin İş Bırakma Eylemi yaptık.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/5854-2/">2 Kasım Eylem Kararımız</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Merkez Yönetim Kurulumuzun 14.10.2022 Tarih ve 30 Sayılı Kararı doğrultusunda 2 Kasım&#8217;da üyelerimizle birlikte Mesleğimizin Onuru ve Çocuklarımızın Geleceği İçin İş Bırakma Eylemi yaptık.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/5854-2/">2 Kasım Eylem Kararımız</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/5854-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Bırakma Eylemi Kararı ve Dilekçe Örneği</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/is-birakma-eylemi-karari-ve-dilekce-ornegi/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/is-birakma-eylemi-karari-ve-dilekce-ornegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 10:46:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=5845</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sendikamız Merkez Yönetim Kurulu&#8217;nun 14.10.2022 Tarih ve 30 Sayılı kararında alınan iş bırakma eylemi kararı ve olası bir savunma durumunda kullanılacak dilekçe örneği ektedir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/is-birakma-eylemi-karari-ve-dilekce-ornegi/">İş Bırakma Eylemi Kararı ve Dilekçe Örneği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sendikamız Merkez Yönetim Kurulu&#8217;nun 14.10.2022 Tarih ve 30 Sayılı kararında alınan iş bırakma eylemi kararı ve olası bir savunma durumunda kullanılacak dilekçe örneği ektedir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" loading="lazy" width="686" height="568" src="https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/dilekce-ornegi.jpg" alt="" class="wp-image-5849" srcset="https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/dilekce-ornegi.jpg 686w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/dilekce-ornegi-300x248.jpg 300w" sizes="(max-width: 686px) 100vw, 686px" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" loading="lazy" width="740" height="1024" src="https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-31-at-23.53.49-740x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-5848" srcset="https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-31-at-23.53.49-740x1024.jpeg 740w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-31-at-23.53.49-217x300.jpeg 217w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-31-at-23.53.49-768x1062.jpeg 768w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/11/WhatsApp-Image-2022-10-31-at-23.53.49.jpeg 1214w" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" /></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/is-birakma-eylemi-karari-ve-dilekce-ornegi/">İş Bırakma Eylemi Kararı ve Dilekçe Örneği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/is-birakma-eylemi-karari-ve-dilekce-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-kutlu-olsun-2/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-kutlu-olsun-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 10:51:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[1 mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=5775</guid>

					<description><![CDATA[<p>19. Yüzyılın ikinci yarısında çalışma koşullarının insandışılığına karşı canların verildiği bir mücadelenin anlamını, önemini ve hatırasını akılda tutarak kutladığımız 1 Mayıs, bugün yaşadığımız küresel salgın nedeniyle çok daha önemli ve anlamlı. Zira kriz, yaşam koşulları zor ve problemli olan milyonlarca insan için hayatın çok daha elverişsiz hale gelmesine neden oldu. Elverişsiz hal bütün kasvetiyle devam [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-kutlu-olsun-2/">1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>19. Yüzyılın ikinci yarısında çalışma koşullarının insandışılığına karşı canların verildiği bir mücadelenin anlamını, önemini ve hatırasını akılda tutarak kutladığımız 1 Mayıs, bugün yaşadığımız küresel salgın nedeniyle çok daha önemli ve anlamlı. Zira kriz, yaşam koşulları zor ve problemli olan milyonlarca insan için hayatın çok daha elverişsiz hale gelmesine neden oldu. Elverişsiz hal bütün kasvetiyle devam ediyor.</p>



<p>Virüs nedeniyle sağlık odaklı bir bakışı öncelemiş olsak da yerkürede savaş, ölüm, adaletsizlik, hukuksuzluk, baskı ve dayatma devam ediyor.</p>



<p>Açlık, yoksulluk, eşitsizlik, sömürü devam ediyor.</p>



<p>Dünya nüfusunun neredeyse yarısı günde 2 dolardan az bir parayla geçinmek zorunda.</p>



<p>Milyarlarca insan temiz suya hasret.</p>



<p>Milyarlarca insan asgari sağlık koşullarından mahrum.</p>



<p>Açlık, yoksulluk, güvencesiz ve sağlıksız iş koşulları mevcut sistem içerisinde varlığını her geçen gün şiddetlendirerek devam ediyor.</p>



<p>Mültecilerin nüfusu 100 milyonu doğru gidiyor.</p>



<p>Açlık, yoksulluk sınırlarında bir yaşama mahkûm edilen milyonlarca çalışan var.</p>



<p>Sosyal, kültürel haklarından mahrum bırakılan, inançlarından, ideolojik-politik görüşlerinden dolayı baskı ve şiddet gören, mağduriyet yaşayan insanların sayısını saymak mümkün değil.</p>



<p>Asimilasyonun, yok saymanın, baskının, şantajın, manipülasyonun sistematik bir şekilde işlediği, insan onurunu ve izzetini periyodik şekilde aşındıran politikaların ve ekonomi-politik bir ilişki ağının yürürlükte olduğu da ortada.</p>



<p>Mevcut düzenin ve yerleşik ilişki biçiminin beslediği sömürü, yağma ve talanın insanlık tarihi açısından başedilmesi güç bir risk olarak önümüzde olduğu bugünlerde mevzuyu ütopik-distopik spekülasyonlarla geçiştirmek yerine ciddi, kuşatıcı ve yapısal yaklaşımlarla ele almak durumundayız.</p>



<p>Etkin bir sosyal ve hukuk devleti, katılım ve müzakere kanalları açık bir siyaset, sosyal adalet, eşitlik, sosyal barış, kardeşlik ve dayanışmayı hedefleyen bir mücadele; gerçekleştirilmek için müdafilerini bekliyor.</p>



<p>Gelir dağılımındaki kabul edilemez adaletsizliğin, her türlü ahlaki ilkeyi hiçe sayan amansız rekabetin, güvencesiz, insan hak ve onuruna yakışmayan sözleşmeli, kuralsız, çalışanları her türlü insan dışılığa mahkûm eden düşük ücretle çalışmanın giderilmesi için ciddi ve kararlı bir mücadele de bizleri bekliyor.</p>



<p>Güvencesiz ve kayıt dışı çalıştırılarak sömürülen milyonlarca insan, her gün eve dönmeme riskiyle işe gidenlerin yaşadığı tedirginlik, işin doğasının ve iş ilişkilerinin yapısal dönüşümünün beraberinde getirdiği ‘karakter aşınması’, ‘prekarizasyon’, şiddetlenen ‘belirsizlik ve güvensizlik’ bizi yeni komplikasyonlarla karşı karşıya getiriyor.</p>



<p>Sağlık ve emeklilik koşullarında yaşanan gerileme küresel ölçekte devam ediyor.</p>



<p>Bu nedenle, küresel düzensizliğin tahripkar yapısını ifşa etmek, yeryüzünde cenneti kurma iddiasıyla her şeyi sömürü ilişkisine indirgeyen ilerleme mitosunu sorgulamak olmazsa olmazdır.</p>



<p>Adaletin ve özgürlüğün talep edildiği bu günü vesile kılarak çarpan etkisi yapacak bu acil sorunlarımızı görmek ve konuşmak durumundayız.</p>



<p>Kısacası 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, hayatımıza ve hayatımızın niteliğine ilişkin bir muhasebe ve mücadele çağrısıdır. Salt çalışanların ve emekçilerin değil, her gün sömürülen, yok sayılan, katledilen kimsesizler için, yağmalanan toprak için, kirletilen hava için, doğal yaşam alanları yok edilen, nesilleri tüketilen hayvanlar için, henüz doğmamış çocuklarımız ve onlara bırakılacak yaşanabilir bir dünya için çağrı…</p>



<p><strong>Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-kutlu-olsun-2/">1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlu Olsun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-kutlu-olsun-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Online Gençler Çevrimdışı Yetişkinler</title>
		<link>https://ozguregitimsen.org.tr/online-gencler-cevrimdisi-yetiskinler-2/</link>
					<comments>https://ozguregitimsen.org.tr/online-gencler-cevrimdisi-yetiskinler-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2022 20:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulbaki Değer]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Online Gençler Çevrimdışı Yetişkinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ozguregitimsen.org.tr/?p=5771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer Ali Aydın&#8217;ın yeni çıkan &#8220;Online Gençler Çevrimdışı Yetişkinler&#8221; kitabını yazdı. Günümüz dünyasının mümeyyiz vasfı kayıtsızlık olarak tanımlanabilir. Hayata ilişkin dikkatten, ciddiyetten, önem hatta anlam atfetmekten yoksun bırakan bir ilişki, bir tarz yürürlükte. Bu ilişki, bu tarz egemen hâle geldiği için farkına varmak, çekince koymak, alternatif bir arayışa girmek zannedildiğinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/online-gencler-cevrimdisi-yetiskinler-2/">Online Gençler Çevrimdışı Yetişkinler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h4 class="wp-block-heading"><strong>Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer Ali Aydın&#8217;ın yeni çıkan &#8220;Online Gençler Çevrimdışı Yetişkinler&#8221; kitabını yazdı.</strong></h4>



<p>Günümüz dünyasının mümeyyiz vasfı kayıtsızlık olarak tanımlanabilir. Hayata ilişkin dikkatten, ciddiyetten, önem hatta anlam atfetmekten yoksun bırakan bir ilişki, bir tarz yürürlükte. Bu ilişki, bu tarz egemen hâle geldiği için farkına varmak, çekince koymak, alternatif bir arayışa girmek zannedildiğinden çok daha güç oluyor. Bunu biraz açmamız gerekiyor. Zira kayıtsız kalmak, hayata ilişkin dikkatten, ciddiyetten, önem ve anlam atfetmekten yoksun olmak her tür ihtimale alan açan bir pürüzsüzlük hâli gibi algılanmasın. Tersine yerleşik kanıları, tevarüs ede gelen gelenekleri, kerameti kendinden menkul ezberleri, klişeleri yarına taşıyan kaskatı bir satükoculuk üzerinden işliyor. Kendisini, kendi varlığını dirençsiz hale getiren bu konumun kanıları, klişeleri, ezberleri sahiplenme ve sürdürme noktasında kararlı olmasının anlamı da burada yatıyor. Bu kararlı görünümün, bu statükocu tavrın alt zemininde konformist bir konumlanış var. Gerçeklikten kopma var, gerçeklikle yüzleşmemede ısrar var.</p>



<p>Kayıtsızlık, bilişsel ve ahlaki anlamda yeterince gelişmemiş aktörlerin içine düştükleri bir kusur şeklinde anlaşılmamalı burada. Bilinçli bir tercihle karşı karşıyayız. Ne istediğini, ne yaptığını, yaptığı şeyin maliyetinin ne olduğunu bilen bir durumdan bahsediyoruz. Sokratik geleneğin “doğru bilgi eşittir doğru eylem” formülasyonunun atıl hale geldiği, bilgi ve eylem, teori ile pratik arasındaki bağın çözüldüğü bir tarihsel-toplumsal vasattayız. Slovaj Zizek bu açıdan bakıldığında “kinik (alaycı) bir çağ”da olduğumuzun altını haklı olarak çiziyor: “Kinik (alaycı) çağımızda, inanmamıza gerek yok. Kimse demokrasiyi veya adaleti ciddiye almıyor, hepimiz bunların yozlaştığının farkındayız ama onları uyguluyoruz – diğer bir deyişle, onlara inanç sergiliyoruz – çünkü biz onlara inanmasak da işlediklerini varsayıyoruz. Din konusunda, artık ‘gerçekten inanmıyoruz’, sadece, ait olduğumuz topluluğun ‘yaşam tarzı’na saygının bir parçası olarak (bazı) dini ritüelleri ve gelenekleri yerine getiriyoruz (söz gelimi, inançlı olmayan Yahudilerin ‘geleneğe saygı’ gereği koşer kurallarına uymadı gibi). “Dine gerçekten inanmıyorum, sadece kültürümün bir parçası” cümlesi, günümüzün karakteristik özelliği olan yerinden olmuş inancın hâkim biçimi gibi görünüyor. “Kültür”, sahiden inanmadan, fazla ciddiye almadan yaptığımız bütün o şeylerin adı. Köktenci inançlıları ‘barbarlar’ veya ‘ilkel’ diye, anti-kültürel, kültüre karşı bir tehdit olarak kapı dışarı etmemizin sebebi de bu – onlar, inançlarını ciddiye almaya cüret ediyorlar.</p>



<p>”Sıradışı bir dönemdeyiz. Anomalinin norm(al) olarak kabul edildiği bir düzlemde doğru söyleyenin dokuz köyden kovalanması, adının meczuba çıkarılıp hayatın marjinine püskürtülmesi vakayı adiyeden. Kendilerini, varlıklarını, yaşadıkları hayatı, inançlarını, ilişkilerini ciddiye alanların kinik çağımızda kapı dışarı edilmesi, ilişki ağımızın görünmeyen kuytu noktalarında markaja alınması kayıtsızlık hâlinin devamı. Aynı hâlin devamı olarak görünmez kılmadan, görmezden gelmeden, suskunluğa, sessizliğe mahkum etmeden de bahsedebiliriz. Yanlış anlaşılmasın. İdeolojik-politik bir blokajdan veya devletin ideolojik ve baskı aygıtlarının işe koşulduğu bir iktidar stratejisinden bahsetmiyorum. Gittikçe zamanın ruhuna dönüşen bir “insanlık hâli” karşımızdaki. O yüzden aidiyetleri, ideolojik-politik konumlanışları farklı kesimlerin mevcudiyeti bu hâl içerisinde sistemik bir karşıtlık anlamına gelmiyor. Tersine yüzeydeki karşıtlıkları içeren daha üst bir merkezin, bütün bu karşıtlıkları içeren ve problemsiz şekilde ileriye taşıyan derin ve bütüncül bir oydaşmanın varlığını gösteriyor.Bu sistematik dünü bugünde yaşattığı gibi problemsiz şekilde yarına da taşıyor. Dolayısıyla yakından bakıldığında bugünden ve yarından mahrum bırakılmak anlamına gelen kayıtsızlığın, kinizmin, yine Zizek’in ifadesiyle fetişist inkârın tasallutunda bir varlık, varoluş yanılsaması içindeyiz. Toplumsal hayatımızın organizasyonu, kamusal dil ve işleyiş, akademik vaziyet, sivil devinim; bu varoluş yanılsamasının sürdürülmesine ayarlanmış şeilde. Bu sahte şekillenme içerisinde bir tür “gerçeğin çölü”nde olduğumuzu haykıran, onu görmeye, yüzleşemeye çağıran girişimler olmuyor değil. Evet, bu tür çabalar, atılımlar oluyor ve bizi ablukaya alıp nefessiz bırakan bu kayıtsızlık hâlin anlaşılması ve aşılması için ümitvar kılıyor. Ulusal basında eğitim üzerine eleştirel yazı ve değerlendirmeleri ile tanıdığımız Ali Aydın’ın yeni çıkan Online Gençler Çevrimdışı Yetişkinler kitabı bu istisnai atılımlardan. Zorunlu-Kitlesel Eğitimin Krizi alt başlığıyla çıkan kitap spesifik olarak eğitimi mevzu ediniyor olsa da esasında eğitimin oturduğu bağlamı yani bizatihi hayatın kendisini merkeze alan, oradaki değişimi, dönüşümü ve alan üzerindeki yansımalarını derin bir vukufiyetle ele alıyor. Alanın ve alanın içinde gömülü olduğu hayatımızın ne tür bir “çaresiz stratejiler” yumağında fetişist inkâra kurban edildiğini, kutuplaşma-kamplaşma-gerilim görünümünün altında kolektif şekilde ne tür bir kayıtsızlıkla korunup kollandığını felsefe ve sosyoloji başta olmak üzere sosyal bilimlerin imkânlarından yararlanarak önümüze seriyor. Ali Aydın mevcut olanı gösteriyor, yürürlükte olanı sorunsallaştırıyor. Onun paradigmasını, mantığını, kurgusunu, açık ve örtük amaçlılığını önümüze seriyor.</p>



<p>Kayıtsızlıkla, kinizmle geçiştirileni ciddiye alıyor, ciddiyetle yüzleşmeye çağırıyor. Çünkü kendisini, hayatını, içinde bulunduğu ilişkiye ciddiye alıyor. Ciddi bir eğitim yapılanması ve faaliyeti olarak sahnelenen oyunun kendisini var eden siyasal, felsefi, ekonomik, teknolojik dayanaklarından nasıl yoksun hale geldiğini, kendisine iliştirilen hedef ve amaçları potansiyel olarak niçin gerçekleştiremeyeceğini ve bu sahte varlığıyla bizi nasıl bu tür arayışlardan yoksun bıraktığını “Nietzsche, Illich, Bauman, Bourdieu, Baudrillard, Postman gibi düşünür, filozof, ve sosyal teorisyenlerin düşünce izleklerini takip ederek kendi gözlem ve yorumlarından” hareketle akıcı bir dille yapıyor. Alan teknik tali yaklaşımların, süre gelen klişelerin etksisinde can çekişiyor. Egemen söylemin alet çantasını kullanarak alternatif bir imkândan bahsetmek ancak sistemin ezberlerini terennüm etmektir. Nitekim Ali Aydın da kitabıyla bu yerleşik düzmecenin yapı sökümüne girişiyor ve bizi kayıtsızlık halinde tutmak dışında bir anlamı olmayan düzeneğin ve işleyişin üzerine projektörleri çeviriyor. Projektör tutulanın görülmesi, gözden kaçırılmaması için kendisini, ilişkisini, hayatını ciddiye alanlar için davette bulunuyor Ali Aydın. Cesaretle ve yetkinlikle. Alternatif bir okuma biçimiyle, taze bir söylem mimarisiyle. Bugünü ve yarını fetişist inkârlarla tüketmemek için davet hepimizden karşılık bekliyor. Davetin kinizme kurban edilmemesini, hak ettiği karşılığı bulmasını umuyorum.</p>



<p>Abdulbaki Değer / Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı</p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img decoding="async" loading="lazy" src="https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/04/0-1-1-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-5773" width="751" height="751" srcset="https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/04/0-1-1-1024x1024.jpg 1024w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/04/0-1-1-150x150.jpg 150w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/04/0-1-1-300x300.jpg 300w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/04/0-1-1-768x768.jpg 768w, https://ozguregitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2022/04/0-1-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 751px) 100vw, 751px" /></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr/online-gencler-cevrimdisi-yetiskinler-2/">Online Gençler Çevrimdışı Yetişkinler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://ozguregitimsen.org.tr">&Ouml;zg&uuml;r Eğitim-Sen</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ozguregitimsen.org.tr/online-gencler-cevrimdisi-yetiskinler-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
