Özgür Eğitim-Sen

Eğitim Çalışanlarına Çağrımızdır!

05.11.2022
A+
A-
Eğitim Çalışanlarına Çağrımızdır!
Paylaşın

Sendikal mücadelenin içi boşaltıldı, ruhu öldürüldü. Kamu sendikacılığı, köhnemiş ve siyasi iktidarın peyki olmuş kirli yapılar tarafından katledildi.

İktidarla danışıklı dövüş içinde olan bu yapılar içeriğini boşalttıkları sendika kavramının anlamsızlaşmasına, sendikacılığın itibarının yerle bir olmasına neden oldular. Hak ve özgürlük mücadelesi olan sendikal mücadeleyi imtiyaz arayışına dönüştürdüler.

Sendika üyeliğini kelle sayısına indirgediler, niceliği kutsadılar. Kendilerini ait hissettikleri siyasi partinin ön bürosu olarak işlev gören bu sendikalar, örgütsel yapıda sadece istatistikten ibaret olan üyelerini de asla özne olarak görmediler. Üyelerini para mesabesine, sendikacılığı da korku ve tehdit araçlarıyla üye kazanma derekesine düşürdüler.

Hükümete değil, diğer sendikalara karşı sendikacılık yaptılar. İktidara karşı mutlak bir itaat sergileyen ve bunun ödülünü kamu sendikacılığında bir anlamda tekel haline getirilerek alan bu yapılar hiçbir zaman memurun, emeklinin çıkarını ve faydasını düşünmediler. Cemaatçi bir mantıkla yürüttükleri sendikacılık faaliyetini kendi klanlarının menfaatleri ve kişisel ikballeri için araç olarak gördüler. Kendileri dışında hiçbir sendikanın var olmasını da söz söylemesini de istemediler. Diğer sendikaların imza yetkisi olmamasına rağmen sözleşme masasında oturmasını bile hazmedemediler.

Yaşam ünitesine bağlı şekilde hayatta kalma mücadelesi vermekte olan kamu sendikacılığı; hükümet, icazetli konfederasyon ve yıllardır onun tek yetkili olmasını sağlayan yüz binlerce üyesi eliyle fişi çekilerek katledilmiştir. Toplu sözleşme yasasından önce en azından memurlar seslerini duyurmak için meydanlara iner, eylem yapar, iş bırakır, hükümetlere baskı uygulardı. Ancak son 10 yıldır sendikacılık iktidar nezdinde caydırıcılık özelliğini kaybetmiştir. Hükümetler, üzerlerinde en ufak baskı hissetmeksizin kamu çalışanlarının devasa sorunlarına karşı duyarsız kalabilmekteler. Vereceğimiz birkaç örnek vaziyetin vahametini ortaya kotaya koyacaktır:

2012 yılında çıkarılan Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile sözleşme hakkı elde eden kamu çalışanlarısözleşmeye imza koyma yetkisininen çok üyeye sahip olan konfederasyona verilmesi nedeniyle mevcut iktidarın yan örgütü olan yapı tarafından temsil edildi ve 10 yıl içinde yapılan 6 toplu sözleşmenin her birinde maddi kayba uğratıldı.

2013’te hükümetin verdiği 3+3’ü kabul ettiği takdirde en az 223 TL zam alacakken seyyanen net 123 TL zam isteyerek büyük bir kayba yol açan icazetli sendika, hükümetin oransal zam teklifini reddederek aynı zamanda enflasyon farkı ve ek ders ücretinin artışı gibi ek ödemelerin de önünü kesmişti.

2017 görüşmeleri öncesinde ilk yıl için yüzde 10+6 isteyen icazetli sendika, kamu işveren heyetinin teklifi her altı ay için % 3+3 olunca, “Aslında biz Ak Parti’nin 16. Yılı olduğu için ilk yıl %16 istedik.” diyebilecek kadar memurdan çok partiyi gözetiyordu.

Kamu çalışanının hakkını masada bıraktıkları her sözleşme sonrası başarısızlıklarını köpürtmeyi ve insanları aptal yerine koyarak tarihi başarı gibi gösterme yolunu tercih ettiler. Mesela toplam yüzde 38+600TL seyyanen+yüzde 6 refah payı isteyip hükümetten bunun ancak dörtte birini alabilmelerine rağmen mahcup olma gereği bile duymadan “Bütçeden Hakkımızı, Refahtan Payımızı Aldık.” biçiminde başlıklar atarak böbürlenebilmeyi başardılar. Böyle bir kafa yapısına sahip olan bu yapı ve yöneticileri milyonlarca insanı temsil etmeye kesinlikle yeterli ve ehliyetli değildi.

Bu yetersizliklerini ve tekelciliklerini son toplu sözleşme görüşmelerinde bir kez daha gösterdiler. Ama bu kez yaptıkları unutulmayacak düzeyde utanç vericiydi. Daha önceki sözleşmelerde milyonlarca memurun hakkını masada bırakıyorlardı son sözleşmede bilfiil o hakları gasp ettiler. 100 TL seyyanen zamda ısrar etmek yerine hükümetle anlaşarak sözleşme aidatını 400 liraya çıkardılar. Bundan yararlanacak olan sendikaları da üye sayısı yüzde 1’in üzerindekilerle sınırlayarak üç dört büyük sendika dışındaki sendikaların yararlanmasının önüne geçtiler. Sözleşmeye ortak giren iktidar partilerinin iki sendikası ufakçılık yaptı ve kendi üyelerini önceledi.

Sendikaya üye olma hakkı olmayan 2 milyondan fazla memur emeklisini ve polis, subay, astsubay, mülki idare amiri, mit mensubu, hakim, savcı ve ceza infaz memurunu harcadılar, seyyanen zamdan mahrum kalmalarına neden oldular. Üye sayısı az olan sendikaları bu yolla tüketmek istediler. Farklı sesleri susturmanın, alternatif görüşleri yok etmenin ve sendikal tekelleşmeye gitmenin dolambaçlı bir yolunu da uygulamaya sokmuş oldular. Neyse ki Danıştay bu utanç vesikasını iptal etti de hevesleri kursaklarında kalmış oldu.

Hükümeti oluşturan iki partiye yandaş iki sendika, Milli Eğitim Bakanı’nın da itiraf ettiği üzere “sembolik” olmaktan öteye gitmeyen Öğretmen Meslek Kanunu’nun tasarım yapımında görev aldı. Ve tüm öğretmenleri aşağılayan ve değersizleştiren Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yazılı Sınavı’na açık veya örtülü bir biçimde ikisi de destek verdi. Böylece, sendikacılık görünümü altında kamu sendikacılığının önüne set olan iki sendika da öğretmenden yana değil iktidardan ve nimetlerinden yana olduklarını bir kez daha ispatlamış ve gerçek yüzlerini açık etmiş oldular.

Kamu sendikacılığı için zaman, düştüğü yerden kalkma zamanıdır. Bu kirlenmiş ve çirkefe bulanmış yapıların artık miadı dolmuştur. Bunlarla yürünecek yol kalmamıştır. Kamu çalışanları bu köhne yapıları nasıl ki üye olarak büyüttülerse aynı şekilde üyeliklerini çekerek cezalandırmayı da bilmelidir. Zaman yeni bir şeyler söyleme, sendikacılığa yeni bir soluk getirme zamanıdır. ÖZGÜR EĞİTİM-SEN olarak bu göreve talibiz. Gücümüzü bağımsızlığımızdan ve söylemimizin gücünden alıyoruz. Alanımız olan eğitime dair düşünce üreten, ufuk açan, ilkeli, kararlı ve tutarlı sendika anlayışını temsil ediyoruz. Bu özelliklerimiz nedeniyle itaat etmeyenin ezildiği bir vasatta yukarıda zikrettiğimiz yapılar tarafından yok edilmeye çalışılıyoruz. Ancak bunların tezgâhını bozacak güce ve müktesebata sahibiz. Yürünecek çok yolumuz, çözülmeyi bekleyen çok fazla sorunumuz var. Gelin hep birlikte; haklarımızı savunamayan, göbeğinden iktidara bağlı bu yapıların ayak bağından kurtulalım ve sendikal anlayışa yeni bir soluk aldıralım, toplu sözleşmeleri hükümetlerin rahatça at oynattıkları alanlar olmaktan çıkaralım…

Özgür Eğitim-Sen Yönetim Kurulu

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Whatsapp Destek
1
Whatsapp Destek Hattı
Üyelik işlemleri için Whatsapp iletişim hattımız