Sokaklarımızda Özgürce Koşup Oyun Oynayan Çocuklar!

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
14.01.2025
A+
A-

Türkiye şizofrenik bir ülke. Medeniyetler Çatışması tezinin sahibi Huntington modernleşme tecrübemizden hareketle Türkiye’yi “yırtık ülke” olarak tanımlamıştı. Yırtık ülke tanımlaması da şizofren yakıştırması da esasında benzer bir içeriğe göndermede bulunmakta. Bu bilinen bahsi yeniden açma niyetinde değilim.

2025 yılına girmemiz dolayısıyla devletlûların büyük kısmı güzel temennilerle dolu yeni yıl mesajlarını paylaştılar. Hepsi de beklendiği üzere iyi dileklerde bulundular, güzel bir yıl geçireceğimizi güzel cümlelerle paylaştılar. Mesajına denk geldiğim devletlûlarımızdan birisi de Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’di.

Tekin’in mesajı şöyle: “Mutluluk bütün çocukların hakkı. Yeni yılda dünyanın birçok farklı köşesinde milyonlarca çocuk, savaşlardan uzak bir şekilde özgürce sokaklarda koşup oyunlar oynayacakları günü bekliyor. Yeise kapılmak yerine, çocuklarımız için umutla daha çok çalışacağız. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun, gülmek en çok çocuklara yakışıyor…”

Hepimizin katılacağı, onaylayacağı bir mesaj bu. Ancak bu vesileyle yazının başlangıç cümlesindeki tespitle/ithamla devam etmekte yarar görüyorum. Şizofrenik durumumuzu da işin içine yerleştirmek gerekiyor tabi. Elbette savaşlar dolayısıyla yaşlılar, yetişkinler, kadınlar gibi çocuklar da çok büyük mağduriyetler yaşıyorlar. Özgürce dolaşıp oyun oynayacakları bir günleri belki hiç olmayacak. Buraya kadar hiçbir problemimiz yok. Çocuklarımızı savaştan, yıkımdan, ölümden uzak tutmak temel insani görevimiz. Ancak savaştan uzak tutuğumuz çocuklarımıza neler yaptığımıza da ara ara bakmakta zaruret var. Çünkü bakılmadığında şizofrenik durumumuzu görme imkânı da kalmıyor.

Nasrettin Hoca’nın meşhur fıkrasını andırıyor vaziyetimiz.

Hoca günün birinde ata binmek istemiş. Atın boyu epey yüksek olduğu için Hoca, bir türlü atın üstüne çıkamamış. Yanındakilerin kendisine gülmeye başladığını görünce onların duyacağı şekilde sesini yükseltip serzenişte bulunmuş:

-Ah gençliğim ahh! Gençliğimizde biz böyle miydik?

Daha sonra ise sesini alçaltıp kendi kendine mırıldanmış:

-Ben senin gençliğindeki halini de iyi bilirim Nasreddiiin!

Çok dallandırıp budaklandırmak, pornografikleştirip mevzunun buharlaşmasına yol vermemek için mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışacağım. Ülkemizde savaştan uzakta yaşayan milyonlarca çocuğumuzun kaç tanesi özgürce sokaklarda koşup oyunlar oynayabilmektedir? Özgürce dolaşacağı bir sokağı var mıdır çocukların veya kaç tanesinin vardır? Özgürce sokakta dolaşabilen çocukların kaç tanesi oyun oynayabileceği bir yer bulabilecektir acaba? Çocukların rahat oyun oynayacağı bir kent tasarımı yapılmış mıdır gerçekten? Çocukların özgürce dolaşabileceği bir hayatımız var mı acaba? Yaşam planlamamız buna elverir nitelikte mi? Başta da sürdüğümüz eğitim-öğretim faaliyeti özgürce koşup oyunlar oynayan çocuklara engel değil midir?

Gülmek çocuklara çok yakışıyor gerçekten.

Tüm insanlara gülmek çok yakışıyor.

Bunları dile getirdiğimizde çocuklarımızı, insanlarımızı güldürmek için neler yaptığımıza, bir şeyler yapıp yapmadığımıza gerçekten bakmamız gerekiyor. Çevresinde özgürce dolaşan çocuklar, sokaklarında mutlulukla oyun oynayan gençler, yeise kapılmamış ve umutla geleceğe tutunan mutlu insanlardan müteşekkil bir Türkiye’de isek yaptığım tespiti/ithamı özür dileyerek geri alacağım. Ancak söylediğimiz sözler ile yaşadığımız hayat arasındaki çelişki ölçü tanımaz bir nitelikteyse durumun ciddiyetiyle yüzleşmek durumunda başka bir seçeneğimiz yok demektir.

Durumumuzun iç açıcı olmaması elbette kötüdür. Ancak iç açıcı olmayan durumumuzun farkında olmayışımız durumumuzun çok kötü olduğunun göstergesidir. Diğer taraftan durumumuz iç açıcı değil, bunun farkında değiliz ve buna rağmen durumumuzun iyi olduğu yanılgısı içindeysek o zaman vaziyetimizin vahametini varın siz düşünün!

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Whatsapp Destek
1
Whatsapp Destek Hattı
Üyelik işlemleri için Whatsapp iletişim hattımız