“OECD heyeti geliyor! Eğitimde başarımızı inceleyecekler(miş)!”
Evet, öyleymiş. OECD’den bir heyet gelip eğitimde yakaladığımız başarıyı yerinde görecekmiş ve diğer ülkelere de aktaracakmış. Türkiye Gazetesi’nde yer alan bu haber aynı başlıkla pek çok yerde paylaşılmış.
Haberin başlığı, içeriği ve alt metni zaten köpeksiz köyde değneksiz dolaşmayı çağrıştırıyor. Gerçekten de burada ağızdan çıkan sözün hesabını sorabilen olsaydı, ne böyle bir haber yazılabilirdi ne de bu haber bu şekilde yayygın bir dolaşıma girebilirdi.
Eğitim bahsinde başından beri aynı hususların altını çizmeye çalışıyoruz. Eğitim tartışması mekanik bir tartışma olmaktan çıkarılmadığında anlamlı bir mesafe alamaz.
Alanı gizemlileştiren, sıra dışı birtakım karışımların neticesinde başarının geleceğini ima eden bu dil doğası gereği alanı bırakın bilmeyi ve sorunlara çözüm üretmeyi anlamayı bile imkansızlaştıran bir yapıda. Zaten dolaşıma sokulan haberin içeriğinde Cumhurbaşkanlığı Eğitim-Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi ve Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu’nun değerlendirmesine yer verilerek gerçeğin kıyısına kadar yaklaşılıyor:
“Eğitimde iki önemli uluslararası sınav var, bunlar PISA ve TIMSS… PISA beceriyi, TIMSS ise bilgiyi ölçüyor. TIMSS’de ciddi miktarda bir yükseliş görüyoruz. Geçici sahte bir mutlulukla sevinmemek gerekir. Ne oldu da bir yılda bu kadar üste çıktık. Bu güzel verilerimiz yok sayılmamalı ama ciddi bir analiz gerekir. 2024 YKS’da bir neti dahi olmayan öğrenci sayısı 64 binin üzerinde…TYT’de ise Matematik’te 40 soruda 7,37 doğrumuz var. Dolayısıyla burada bir çelişki var. Bu gelişimin arkasında durup buna bakmalıyız. Çünkü eğitim bir beka meselesi. Bu sonuçlar eski müfredat çıktıları mı, bunun da incelenmesi gerekir.”
Ancak bu hat üzerinden gerçekliğin çölüne yol almak varken hayal dünyasının çekiciliğine dümen kırmak daha cazip geliyor. Kendimizi OECD’den geldiği söylenen davet mektubuyla karşı karşıya görüyoruz. Zaten OECD tarafından üç ay önce açıklanan “Bir Bakışta Eğitim 2024′ raporu Türkiye’nin “okul öncesi eğitimde 5 yaş grubunda okullaşma oranının 2002-2003’de %11,7 iken 2023-2024’te ise %84,26’ya yükselttiğini, Türkiye’nin eğitim harcamaları açısından OECD ortalamasıyla uyumlu olduğu”na yer vermişti. Bu ve geçenlerde paylaşılan TIMMS’teki başarıların konuşulduğu bir ortamda gelen davet mektubunda “Türkiye’nin eğitim alanında gerçekleştirdiği başarıların diğer ülkelere aktarılması ve eğitim sisteminizden elde ettiğiniz tecrübelerin paylaşımı sebebiyle PISA Yönetim Kurulu Toplantısı’nı İstanbul’da gerçekleştirmek istiyoruz” ifadelerine yer verildiğini belirtiyor haber.
Elbette Türkiye’nin başarılarıyla sevinmek ve mümkünse bunu tüm dünyanın istifadesine sunmak gurur verici olurdu. Ancak olmayan başarıyı varmış gibi yapmak Türkiye’ye düşmanlık etmektir. Türkiye’nin boş hayallere, tatlı yalanlara ihtiyacı yok. Türkiye’nin ciddiyete ve gerçeklerle yüzleşmeye ihtiyacı var. Bu yapıldığında sansasyonel başarılar olmasa bile pek çok yanlışlıktan uzak durulduğu için anlamlı bir mesafe alış kendiliğinden gelecektir.

