Atanamayan öğretmenlerin suçu!

15.02.2018
A+
A-

MEB, “Öğretmen Strateji Belgesi 2017-2023’”ü yayınladı. Burada metin analizine girmeden elbirliği ile çocuklarımızın geleceklerinin nasıl ve ne şekilde heba edildiğinie bir örnek göstermek istiyorum.

Belge, öğretmen niteliği ve performansına o denli yoğunlaşmış ki sanırsınız Finlandiyalı ya da Japon öğretmenler burada olsa tüm sorunlar bitecek. Öğretmen olmak için ilk aşamada kriter koymak yerine diplomadan sonra kriter getirmek de herhalde dünyada bir sadece bize mahsus. Sormazlar mı adama: Öğretmen yap(a)mayacağın adama niye diploma verdin?

İçinde bulunduğumuz tablonun vahameti ve çalınan umutları belgeden alıntılayalım:

“…YÖK verilerine göre son on beş yılda eğitim fakültelerinin sayısı 63’ten 92’ye, öğrenci sayısı ise yaklaşık olarak 141.000’den 228.000’e çık(tı)… İhtiyaçtan çok daha fazla sayıda başvuru yapılıyor olması nedeniyle KPSS, adayların öğretmenliğe ilişkin mesleki becerilerini ölçmeyi ikincil plana atmakta, … eleme yapmayı öncelemektedir… çok sayıda kişi… atanmayı beklemekte ve atanamama hâlinde hayal kırıklığı yaşamaktadır… ÖSYM’nin verilerine göre 2013 yılında Öğretmenlik Alan Bilgisi Testine 142.644 öğretmen adayı katılırken, bu sayı 2014 yılında 209.774’e, 2015 yılında 283.583’e, 2016 yılında ise 311.759’a ulaşmıştır. Alan bilgisi testi uygulanmayan öğretmenlik alanları da dikkate alındığında 2014 yılında yapılan KPSS’ye öğretmen olarak atanabilmek amacıyla toplam 312.688 kişi, 2015 yılında 415.508 kişi, 2016 yılında ise 455.119 kişi katılmıştır. 2014 yılında 50.990, 2015 yılında 52.736 ve 2016 yılında da toplam 49.015 kişi öğretmenliğe atan(dı). Buna karşın KPSS’ye başvurmuş ancak öğretmen olarak atanamamış olan üniversite mezunlarının sayısı 2016 yılı itibarıyla toplam 438.134 kişidir. Bu mezunlar dışında YÖK’ün verilerine göre 2016 yılı itibarıyla … hâlihazırda yalnızca eğitim ve eğitim bilimleri fakültelerinde okuyanların sayısı 228.279’dur. Fen fakülteleri, edebiyat fakülteleri, fen edebiyat fakülteleri, insan ve toplum bilimleri fakülteleri ve ilahiyat fakültelerinde okuyan öğrenciler de dâhil edildiğinde öğretmen olmayı ümit eden 653.899 lisans öğrencisi (vardır)… Öğretmenlik alanlarına kaynak teşkil eden diğer programlar ve pedagojik formasyon kurslarına devam eden mezun öğrenciler de dikkate alındığında öğretmen olarak atanmayı amaçlayanların sayısı bir milyonu aşmaktadır…”

***

Bilenler bilir; 1998 yılında Ecevit hükümeti norm kadro uygulamasını başlatmış ve geleceğe dönük de hangi branşlara ne kadar öğretmen alımı yapılacağı ile ilgili bir taslak yayınlamıştı. 98 yılı ara döneminde mezunları olan adaylar diplomalarıdiplomaları ile başvurup herhangi bir ile öğretmen olarak atanabilirırken haziran mezunları DMS sınavına girmiş ve alımlara da kontenjan sınırı gelmişti.

Ve bu durum 1998 yılından beri yani 19 yıldır bilinmesine rağmen hiçbir önlem alınmadığı için de yukarıdaki tablo ortaya çıktı: İhtiyaç yok ama atanmak için bekleyen aday sayısı bir milyondan fazla aday..

Türkiye’de denetleme ve kontrol mekanizmaları yeterince gelişmiş olsa idi; geçmiş siyasi karar mercileri, MEB yetkilileri, YÖK başkanları, üniversite rektör ve dekanları şu an sırfbu bu tablodan dolayı “kamu kaynaklarını yanlış kullanma ve israftan” ağır cezada yargılanıyor olurdu.rlardı.

***

Elinizde geleceğe dönük bir projeksiyon varken ve siz buna rağmen hem eğitim fakülteleri ve fen-edebiyat fakültelerinfakülteleri sayısınıi hem artt arttırır hem,  kontenjanlarını daşişirirseniz şişirirseniz sonuç işte böyleu olur. Sonra da geçmişte bir bakanımızın dediği gibi “gitsinler kendilerine başka iş arasınlar” doğru sözünüz yanlış olur.

Şaka gibi değil mi?

Bu okullardan mezun olmak öğretmen olmak için yeterli bir sebep mi? Olmayabilir ancak o gençleri başka alanlara yönlendirmek yerine yıllarca kulağının üstüne yatanların hiç mi suçu yok?

Sonra bambaşka hayallerle çıkılan yolda adaylar başka işler peşinde koşarken, kızların bir kısmı da ev hanımına dönüşüyor. Yanlarında da kocaman bir mutsuzlukla!

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.