11. Kalkınma Planı ve Eğitim (2)

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
05.09.2019
A+
A-

Geçen hafta 11. Kalkınma Planı’nın meclise sevk edildiğini belirterek planda eğitimin nasıl ele alındığı üzerinden değerlendirmelerde bulunmuştuk. Plan bu hafta itibariyle mecliste kabul edildi ve 2019-2023 döneminde kamuyu yönlendiren ana metin olarak tescillenmiş durumda. Bu açıdan geçen hafta başladığımız değerlendirmelere devam etmekte yarar var. Eğitim ile ilgili kısımda belirlenen amaç için dile gelen uygulamaların herhangi bir nedensellik gözetmediğini, bürokratik işleyişimizdeki varsayımsal-keyfi eşleştirmeler üzerinden amaçlara politikalar-tedbirler iliştirildiğini ifade etmiştim. İliştirilmiş diyorum çünkü belirlenen amacı gerçekleştirmek üzere dile gelen tedbirin-politikanın amacı neden, nasıl gerçekleştireceği meçhul. Önceki yazıda da belirtmiştim amacımızın doğru olması ve politika-tedbir olarak dile getirdiğimiz uygulamanın doğru olması değil mesele. Mesele bu ikisi arasında bir bağ-bağlantı olup olmadığı. Bu bağ-bağlantı nasıl kurulmuş, hangi süreç üzerinden kurulmuş? Asıl problemimiz burada.

Plan üzerinden devam edelim. Örneğin 2019-2023 eğitim dönemini kapsayan planda ‘(549) Çocukların ruhsal ve bedensel gelişimlerini gözeten eğitim ortamları oluşturulacaktır’ denilmektedir. Güzel, peki öncelikle böyle bir amacımız niye var? Mevcut eğitim ortamlarımız çocukların ruhsal ve bedensel gelişimlerine uygun değil mi? Uygun değilse niye uygun değil? Bu soruları kaydettikten sonra çocukların ruhsal ve bedensel gelişimlerini gözeten eğitim ortamlarının oluşturulması için nelerin yapılacağına bakalım. Bunun için iki tedbir öngörülmüş planda. Birincisi  (549.1) ‘eğitim yapıları teknolojiye ve çevreye uyumlu, güvenli, ekonomik, estetik, erişilebilir, standartları ve kalitesi yüksek bir mimaride tasarlanacaktır’ tedbiri. İkincisi  ise ‘(549.2) ‘tüm eğitim kademelerinde öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun tasarım ve beceri atölyeleri kurulacaktır’ tedbiri. Peki, dönem boyunca biz bu iki tedbir ile ne yapmış olacağız? Bu süslü ve ardı sıra dizilmiş güzel laflar bize ne söylüyor? Diyelim ki birinci ve ikinci tedbiri hayata geçirdik. Bu iki tedbirin belirlediğimiz ‘çocukların ruhsal ve bedensel gelişimlerini gözeten eğitim ortamı oluşturmak’ anlamına geldiğini nasıl, nereden tespit etmiş olduk? Laf kalabalığı yaparak iş görmek artık sözüm ona belirleyici vasfı ‘rasyonellik’ olan bürokrasinin tanımlayıcı vasfı.

Aklı, mantığı felç eden bu işleyiş metnin sınırlı bir alanında hüküm sürmüyor. En azından eğitimin değerlendirildiği alan böyle. Akli melekeleri yerinde, ne söylendiğini bilen ve anlayan, olgun bir muhatap varsayılmamış. Tersine ne söylense kabul edecek veya herhangi bir arıza-sorun çıkarmayacak bir muhatap öngörülmüş. Aksi taktirde bu dil ve mantıksal kurgu olamazdı. Plan üzerinden devam edelim. ‘(550) Tüm eğitim kademelerinde okulların niteliği ve imkânlarını arttırılarak okullar arası başarı farkı azaltılacaktır’ deniliyor. Peki, nasıl yapacağız bunu? Plan bize üç adet tedbir-politika sunuyor: Bir ‘(550.1) öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimleri için destek programları uygulanacaktır.’ İki ‘(550.2) dezavantajlı bölgelerden başlayarak okul yemeği uygulamasına geçilecektir.’ Üç ‘(550.3) eğitimde kalite güvence sistemi oluşturulacaktır.’ Okulların niteliği ve imkânları arttırılarak okullar arası başarı farkının azaltılması ile destek programları ve okul yemeği arasında nasıl bir bağlantı kuruluyor? Okullar arası başarı farkının bu belirttiğimiz hususlardan kaynaklandığını ne zaman hangi araçlarla, araştırmalarla tespit ettik? Bu plandan önce de özellikle mesleki eğitim için çözüm olarak ileri sürülen ‘kalite güvence sitemi’nin bırakın çözüm olmayı eğitim kamuoyunca kırtasiyecilikten öte ne ifade ettiği somut değil. Kitlesel bir eğitimde okullar arası başarı farkı nedir, ne anlama gelir? Ana programın gidermediği tersine besleyip büyüttüğü ‘farkı’ ‘destek’ programları nasıl eritecek? Akademik ve sosyal destek programları zaten yürütülen programlar değil mi? Bunlar mevcut konjonktür içinde ne tür bir değişim geçiriyorlar ki şu ana kadar yapamadıklarını bundan sonra yapıyor olacaklar? Yukarıda sorduğum üzere okul yemeği uygulaması ile başarı farkının azaltılması arasında ilişki kuran okuma nedir, nerede yapılmıştır, nasıl yapılmıştır?

Madde madde gidiyorum ki ismi bile insanları baskılayan bu tarz metinlerin nasıl yüzeysel ve keyfi olduğu daha net görülebilsin. Anlaşılan hayli uzun bir zamanı alacak ancak daha önce de belirttiğim üzere alanın mahiyeti ve taşıdığı önem bunu zorunlu kılıyor. O yüzden anormal bir durum olmadıkça mevzuyu tartışmaya devam edelim.

ETİKETLER:
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.