11. Kalkınma Planı ve Eğitim(4)

Abdulbaki Değer
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Tüm Yazıları
05.09.2019
A+
A-

11. Kalkınma Planı’nın eğitim bölümüne ilişkin değerlendirmelerimizi madde madde sürdürmeye devam edelim. Israrla konu üzerinde duruyorum. Çünkü Kalkınma Planı, Stratejik Plan, Eylem Planı, Vizyon Belgesi vs. gibi afili isimler taşıyan belgeler bizde dört başı mamur içerik var yanılsamasına neden oluyor. Bürokratik geleneğimizin bize çektiği banal numaralardan biri artık bu: İsmi çarpıcı olsun, içeriğinde ne olursa olsun! Daha önce de belirttiğim üzere metinler bu şekilde olduğu için biz bu sevimsiz halde değiliz. Tersine biz bu halde olduğumuz için bu tarz sevimsiz metinlerle muhatabız ve bitmeyen yakınmalarla şikayetçisi olduğumuz bu sevimsiz gerçekliğin içinde tükeniyoruz. O yüzden bu metne ve benzeri metinlere dönük eleştirel çözümlemelerimiz kendi varlığımız ve varlığımızın niteliği açısından hayati önemde.

2019-2023 dönemlerini kapsayan Kalkınma Planı’nın mantıksal kurgusunun keyfe keder, bağ ve bağlantıdan yoksun, amaç-araç uygunluğunun keyfi olduğunu yeniden belirtmem gerekiyor. Bu keyfe kederlik, bu keyfilik, bu savrukluk ancak bize bakan yönüyle afişe edildiğinde anlamlı bir başlangıç imkanımız olacak. İki yüzyılı bulan modern eğitim tarihimizin ana aksında hiçbir oynama olmadan hatta dile gelen çözüm önerilerinin güncel dile aktarılması dışında neredeyse aynı şekilde tekrar edildiği bir eğitim-öğretim söylemiyle karşı karşıyayız. Dile gelen çözümlerin sorunla ilişkisinin nasıl kurulduğunu bilmediğimiz gibi daha önce defaatle denenmiş bu uygulamaların bu plan döneminde niye başarılı olacağını da bilmiyoruz. Plan üzerinden aktaralım ki ne ile karşı karşıya olduğumuz biraz daha netleşsin.

Plan’ın 551 nolu politikasında deniyorki (plan döneminde) ‘Milli, manevi ve evrensel değerler esas alınarak küresel gelişmelere ve ihtiyaçlara uygun eğitim içerikleri ve öğretim programları hazırlanacaktır.’ Milli, manevi, ve evrensel değerleri esas almak nedir? Küresel gelişmeler nelerdir ve nasıl ele alınmışlardır? Küresel gelişmelerin dayattığı hususların ne olduğunu, hangisinin ihtiyaç olduğunu ve neden ihtiyaç olduğunu nasıl tespit ettik? Bu tartışmayı, çözümlemeyi MEB veya hükümet nasıl yaptı? İki yüzyıllık ‘uyum’ telaşından öte anlamı olmayan geleneksel eğitim politikamızdaki ısrar, bugüne dek gelen uygulamaların doğru olduğu ve bu yüzden devam edilmesi gerektiği anlamına mı geliyor? Yoksa ortada ne bir tartışma ne de bir çözümleme mi var? Atalarımızdan devraldığımız bir eğitim müktesebatımız var, onu mu devam ettiriyoruz? Bu sorular yanıbaşımızda dursun. Plan’ın bu politika için almış olduğu tedbirlere bakalım. Bakalım MEB ve hükümet ne tür tedbirlerle ‘Milli, manevi ve evrensel değerler esas alınarak küresel gelişmelere ve ihtiyaçlara uygun eğitim içerikleri ve öğretim programları’ hazırlayacak. Politikanın birinci kısmı (milli, manevi, evrensel değerler vs.) işin dolgu kısmı. MEB küresel gelişmelere ve ihtiyaçlara uygun eğitim programları oluşturacağını söylüyor. Peki, yukarıdaki sorular saklı olmak kaydıyla, alınan tedbirlerde ne var?

Birincisi ‘Öğretim programları esnek, modüler ve uygulamalı yapıya kavuşturulacak’, ikincisi ‘Tüm eğitim kademelerinde öğrencilerin Matematik ve Türkçe yeterlilikleri artırılacak’, üçüncüsü ‘Matematik ve Türkçe öğretim programları güncellenecektir’, dördüncüsü ‘Matematik ve Türkçe öğretmenlerinin yeni öğretim programlarına uyumunun

sağlanabilmesi için hizmet içi eğitimler uygulanacak’, beşincisi ‘Temel eğitim ve ortaöğretim kademesinde ders çizelgeleri yeniden yapılandırılacak’, altıncısı ‘Eğitim Bilişim Ağı portalının içeriği öğretim programlarıyla uyumlu hale getirilerek zenginleştirilecek ve portalın etkin kullanımı yaygınlaştırılacak’, yedincisi ‘Teknolojiye erişimin sağlanması amacıyla okullara ağ altyapısı ve etkileşimli tahta kurulacak’, sekizincisi ‘Ortaöğretim kademesindeki öğrencilerin üniversitelerdeki bilimsel etkinliklere katılımları, üniversitelerin araştırma ve laboratuvar imkânlarından faydalanabilmeleri sağlanacak’ ve son olarak dokuzuncusu ‘Yabancı dil eğitimine ilişkin materyaller zenginleştirilecek, dinleme, konuşma, okuma ve yazma alanlarındaki becerilerin tümünü ölçmeye yönelik sistem geliştirilecek’ deniyor. Tedbir adı altında sıralanan tüm bu sıradan şeyler zaten MEB’in var olduğu günden bu yana mantık ve kurgu itibariyle yapıp ettiği şeyler. Şu an esnek, modüler ve uygulamalı yapıya kavuşturulacağı söylenen öğretim programları bin yıldır varlıkları süren kaskatı şeyler değil ki! Her yıl çeşitli uyarlamalar, güncellemeler geçiren öğretim programları neredeyse 10 yılda bir de bu tarz şaşalı laflar eşliğinde yeniden elden geçirilirler? Hizmetiçi eğitim mevzusuna hiç girmiyorum, zira onu işin içinde olanlar iyi biliyor. Ders çizelgesi yenilenecek, EBA atkif hale getirilecek, okulların ağ altyapısı ve etkileşimli tahta kurulacak, üniversitelerin laboratuvarlarını kullacak vs. Cümleler var, kurallı anlamlı. Ancak devlet ciddiyetiyle, toplumsal varlığımız ve gelecek tasavvurumuzla dalga geçer nitelikte. EBA aktif, ağ altyapısı çoğu yerde kurulmuş, hizmetiçi eğitimler zaten var, programlar yenileniyor güncelleniyor da değişen bir şey olmuyor. Deve yavrusunun annesine sorduğu gibi: Anladım, hörgüçlerimiz çölde daha uzun dayanabilmemiz için su depolar, bacaklarımız uzun ve böylece çölde daha hızlı ve rahat hareket edebiliriz, kirpiklerimiz gözlerimizi çölün kumlarından korur… Anlayamadığım şey o zaman bu Allah’ın cezası hayvanat bahçesinde ne işimiz var?

ETİKETLER:
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.