Algıyı bırakın, gerçeği görün!
Ne Başöğretmen 25 Bin Kazanıyor Ne De Uzman Öğretmen 22 bin 500
Geçtiğimiz haftalarda, öğretmen maaşlarının 20 bin TL’nin üzerinde olduğunu iddia eden Çalışma Bakanı Vedat Bilgin’in ardından şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan, başöğretmen maaşının 25 bin, uzman öğretmen maaşının ise 22 bin 500 lirayı bulduğunu söyledi. Oysa ne başöğretmenler 25 bin alıyor ne de uzman öğretmenler 22.500. Öğretmen maaşlarının 12.400 TL ile 13.300 TL arasında olduğu bir gerçeklikte ülkenin en yetkili ağzı nasıl böyle yanıltıcı ve vahim bir iddiada bulunabilir? Öğretmenler ellerine geçen maaşı ve yaşadıkları geçim sıkıntısını bizzat bildiklerine göre kimi ikna etmek için bu tür argümanlar üretilmektedir? Ya da ülkeyi yönetenler gerçekten öğretmenin bu miktarlarda maaş aldığına inanacak kadar gerçeklikten kopmuşlar mıdır? Eğer böyleyse durum daha da vahim demektir. Keza Erdoğan birkaç gün önce ekonomik sıkıntı yaşandığını da inkâr etmişti.
Bu ülkede öğretmene sınavla zam yapıldı. Lütuf gibi sunulan bu sınav sonucunda 66 bin öğretmen başöğretmen, 517 bin öğretmen de uzman öğretmen yapıldı. Hükümet, başöğretmenlere 5 bin, uzman öğretmenlere de 2 bin 500 TL tazminat uygun gördü. Bu tazminatı eklediğinizde dahi bir öğretmenin maaşı 25 bin lirayı bulmazken kamuoyunu yanıltacak rakamlar nasıl dile getirilebilir. Kaldı ki ilk 10 yılını çalışmakta olan 617 bin öğretmen 12-13 bin aralığında olan maaşla ay sonunu getirmeye çalışıyor. Önce aynı işi yapan meslektaşlar arasında suni bir ayrım yaparak öğretmenleri kademelere ayırdılar, şimdi de kamuoyuna sanki tüm öğretmenler başöğretmen maaşı alıyormuş gibi başöğretmenin maaşına yakın olan rakamları sunuyorlar.
2023 yılının mart ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 9.591 TL. olarak hesaplandı. Yoksulluk sınırı ise 31. 241 TL. iken en önemsenmesi gereken meslek gruplarından olan öğretmenin yoksulluk sınırına ulaşabilmesine iki maaş bile yetmiyor.
Dünyadaki 193 ülke arasında Türkiye en yüksek enflasyona sahip 6. ülke konumunda. Afrika’daki 54 ülkeden 52’sinin enflasyonu Türkiye’deki enflasyondan daha düşük. Korkunç bir hayat pahalılığı yaşıyoruz, memur da emekli de sefalete mahkûm edildi. Çalışanların yarısından çoğunun geliri olan asgari ücret yüzde 54’lük bir artışla 8.500 liraya çıkarılmasına rağmen 9.591 olan açlık sınırının altında bulunuyor. 11.200 lira olan en düşük memur maaşı neredeyse asgari ücrete denkleştirildi. Öğretmen maaşı da en düşük memur maaşından sadece birkaç yüz lira fazla. Dolayısıyla alt ve orta sınıflar asgari ücret civarına denk düşen gelirleriyle ortaklaştırılarak derin bir yoksullaşmaya sürüklendiler.
Özgür Eğitim-Sen olarak; yoksulluğun ve yoksullaşmanın sürdürülebilir olmadığının görülmesi gerektiği konusunda hükümeti uyarıyoruz. Zira öğretmenlere ve akademisyenlere reva görülen ürkütücü nitelikteki geçim şartları hiçbir dönemde bu vahamette olmamıştı. Gerçekler tüm tatsızlığıyla ortada dururken insanların zekâsıyla alay edercesine maaşlarının iki katını kazandıkları iddiasıyla kamuoyunu manipüle etmek ahlaki olmadığı gibi hükümete bir şey de kazandırmayacaktır. Hükümet, kamuoyunu yanıltıcı gülünç rakamlar zikrederek algılarla oynamak yerine, ocak ayında enflasyonun yarısı bile olmayan maaş artışıyla hayat pahalılığına ezdirdiği memur ve memur emeklisine en az yüzde 50 oranında ek zam yaparak biraz olsun nefes almalarını sağlamak zorundadır.
Bekir Birbiçer
Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi

