Özgür Eğitim-Sen

Beklentilerin uzağında bir yönetmelik!

10.02.2026
A+
A-
Beklentilerin uzağında bir yönetmelik!

30 Ocak tarihinde yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği, eğitim yönetimi alanında uzun süredir tartışılan liyakat, alan uzmanlığı, yönetsel istikrar ve sendikal haklar sorunlarını daha da derinleştiren bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Yönetmelik, biçimsel olarak yönetici yetiştirme ve görevlendirme süreçlerini düzenlemeyi amaçlasa da içerdiği hükümler itibariyle eğitimin bilimsel niteliğini ve kurumsal rasyonelliğini zayıflatan sonuçlar üretmektedir.

Yönetmelikte, anaokullarına normal bulunmayan branşlardan okul yöneticisi atanabilmesine imkân tanınması, erken çocukluk eğitiminin Özgün pedagojik yapısı ile açık bir çelişki oluşturmaktadır. Okul öncesi eğitim,  gelişimsel hassasiyetlere dayalı özel bir uzmanlık alanı iken, bu alanla doğrudan ilişkisi olmayan branşlardan yöneticilerin görevlendirilmesi, eğitimin niteliğini ikincil plana itmektedir.

Yeterli aday bulunmaması halinde diğer alan öğretmenleri arasında yapılacak görevlendirmelerde BİLSEM, RAM ve özel eğitim kurumdan kapsam dışı bırakılması, bu kurumların yönetsel olarak ikincil bir konuma itilmesi anlamına gelmektedir. Oysa söz konusu kurumlar, eğitim sisteminin en kırılgan ve en nitelikli hizmet alanlarına hitap eden stratejik yapılardır.

Yönetici yetiştirme programlarının temel eğitim, ortaöğretim ve özel eğitim olmak üzere üçe ayrılması, ilk bakışta uzmanlaşmayı hedefliyor gibi görünse de uygulamada bazı branşlar için yöneticilerin mesleki gelişimini ve hareketliliğini sınırlayan bir yapı ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca adaylara yalnızca bir program türüne katılma hakkı tanınması, yöneticiliği dinamik bir meslek alanı olmaktan çıkarak stratejik bir pozisyona düştürmektedir.

Tek seferde ya da toplamda altı ay süre ile aylıksız ayrılanlar ile bir yıldan fazla aylıksız izne ayrılan sendika yöneticilerin yöneticilik görevlerinin sona erdirilmesine ilişkin hüküm,  sendikal faaliyetlerin dolaylı biçimde cezalandırması anlamına gelmektedir.  Bu düzenleme,  sendika hak ve özgürlükleri güvence altına alan anayasal ve uluslararası normlarla çelişmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı teşkilat yapısında yer alan müdür başyardımcılığı kadrosu bu yönetmelikle kaldırıldı. İlk bakışta bu karar, yönetimi sadeleştirme gerekçesi ile savunulabilir gibi görünüyor. Ancak okul gerçeğiyle temas ettiğimizde, bu sadeleşmenin ciddi yönetsel zaaflar üretme riski taşıdığını açıkça görülecektir.

Müdür başyardımcılığı, müdür ile müdür yardımcıları arasında bir ara kademe olmanın ötesinde, yetki ve sorumlulukların sağlıklı biçimde dağıtılmasını sağlayan yönetsel işlev görevi görüyordu. Günlük idari işlerin yükünü paylaşırken, okul müdürünün pedagojik liderlik, vizyon oluşturma ve stratejik karar alma görevlerine odaklanmasına imkân tanıyordu. 

Yönetmenliğin ekinde belirten puanlama cetvelinde ikinci üniversite mezuniyetine puan verilmemesi, yüksek lisans ve doktora eğitimlerinin ise son derece sınırlı puanla değerlendirilmesi, eğitim yönetiminde akademik bilginin sistematik biçimde değersizleştirildiğini göstermektedir.

Oysa ikinci üniversite eğitimi, disiplinler arası düşünme ve çok boyutlu analiz becerisini kazandırırken, lisansüstü eğitim, bilimsel yöntemle düşünme, araştırma ve eleştirel değerlendirme yetkinliklerini geliştirmektedir. Bu niteliklerin yöneticilik süreçlerinde karşılık bulmaması, eğitimin bilimsellikten uzaklaştırarak teknik/idari bir faaliyet alanına indirgenmesi riskini beraberinde getirmektedir.

Bu yaklaşım,  bilgiye dalı liderlik yerine, uyum ve idari takdiri önceleyen bir yönetici profilini teşvik etmektedir.

30 Ocak tarihli yönetici atama yönetmeliği; liyakat, alan uzmanlığı, akademik birikim ve sendikal haklar açısından ciddi yapısal sorunlar barındırmaktadır. Yönetmelik, eğitim yöneticiliğini bilimsel Temelli ve profesyonel bir alan olan güçlendirmek yerine, merkezi kontrolü ve idari tasarrufu önceleyen bir anlayışı yansıtmaktadır.

Bu anlayış, akademik bilgiye,  kurumsal deneyime ve katılımcı iletişime dayalı bir yönetim anlayışı esas almaktan ziyade eğitim yönetimi bilimsellikten uzaklaştıran ve kurumsal kapasitesi zayıflatan bir yapıya dönüşme riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

Vehbi UZUNDAĞ

Şanlıurfa İl Temsilcisi

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Whatsapp Destek
1
Whatsapp Destek Hattı
Üyelik işlemleri için Whatsapp iletişim hattımız