Öğretmen Hakları Değil, İdari İhtiyaçlar Öncelenmiş
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan yeni Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmenliği, öğretmenlerin mesleki yaşamlarını doğrudan etkileyen çok sayıda düzenleme içermektedir. Teknik bazı hükümler içermekle birlikte, genel yaklaşımı itibarıyla öğretmenlerin hak ve taleplerinden ziyade idari ihtiyaçları önceleyen bir çerçeve ortaya koymaktadır.
Yönetmeliğin en dikkat çekici yönlerinden biri, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri ve proje okullarının genel atama ve yer değiştirme sisteminin dışında tutulmasıdır. (Buna karşın güzel sanatlar gibi mesleki Anadolu liselerine meslek öğretmeni alımı nedense uzun uzun anlatılmış. Aynı şey BİLSEM ler için de geçerli. Oraya öğretmen alımıyla ilgili gerekli prosedür açıklanmış.) Bu tercih, öğretmen atama ve görevlendirmelerinde ortak, nesnel ve denetlenebilir kuralların dışına çıkarak istisnai alanların genişletildiğini göstermektedir. Bu okullarla ilgili dün olduğu gibi bugün de sürdürülen “senin öğretmenin-benim öğretmenim’ anlayışı öğretmenlere yönelik uygulamalarda adalet ve eşitlik ilkesinin göz ardı edildiğini/edileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Söz konusu yaklaşım, liyakat ve şeffaflık ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurmakta, öğretmenler arasında Adalet duygusunu zedelen bir uygulama alanı yaratmaktadır.
Hizmet puanı sisteminde yıllık hesaplamadan günlük hesaplaya geçilmesi, geçmiş uygulamada yaşayan yuvarlama kaynaklı eşitsizlikler gidermesi bakımından yerinde bir düzenleme olarak değerlendirilebilir.
Norm kadro fazlası öğretmenlere ilişkin düzenlemeler ise öğretmen güvencesi açısından en kaygı verici başlıklardan biridir.
Aynı ilçe grubu içinden dahi mazeret tayini başvurularının sınırlandırılması, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Fiilen ortaya çıkacak tablo şudur: İstenilen öğretmenler “proje okulları” aracılığıyla merkezde tutulmakta, istenmeyen öğretmenler ise norm fazlası gerekçesiyle 70–80 kilometre uzaklıktaki okullara resen gönderilme durumu ortaya çıkmış olacaktır. Bu uygulamaların hukukun üstünlüğü, eşitlik, şeffaflık ve ahlaki teamüllerle hiçbir ilgisi yoktur.
Alan değişikliğin yalnızca bakanlıkça belirlenecek sınırlı sayıdaki illerle ilişkilendirilmesi, bu hakkın etkili biçimde kullanılmasını zorlaştırmaktadır. Alan değişikliği, öğretmenin mesleki yeterliliğine dayalı bir hak olup, idari planlama aracı haline getirilmemelidir.
Yasal dayanağı bulunmamasına rağmen öğretmenlerin aynı eğitim kurumda azami görev süresi (12 yıl ile sınırlandırılması) ile ilişkin hükmün yönetmenlikte korunmaya devam etmesi, hukuki açıdan sorunlu bir alanın ısrarla sürdürülmesi anlamına gelmektedir.
Genel olarak değerlendirildiğinde, yeni öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği, öğretmenlerin haklarını güçlendiren, mesleki güvenceyi artıran ve liyakat esaslı bir sistemi kuran bir anlayıştan uzak görünmektedir. Yönetmelik, idari kolaylık ve merkezi kontrolü önceleyen yaklaşımıyla öğretmenler arasında eşitlik adalet ve öngörülebilirlik beklentileri karşılamaktan uzaktır.
Bu yönetmelik nihai olarak yapılması gereken bir işi yapmış ayrıca sahadaki sorunları çözecek bir perspektif sunmamış, sadra şifa, derde deva bir çerçeve çizmemiştir.
Vehbi UZUNDAĞ
Özgür Eğitim Sen Şanlıurfa İl Temsilcisi

