Kemalist şımarıklık!

Ali Aydın
Özgür Eğitim-Sen Genel Sekreteri Tüm Yazıları
16.05.2017
A+
A-

15 Temmuz darbe girişiminin Büyük Millet Direnişi ile püskürtülmesinin ardından medya organlarında 15 Temmuz direnişinin ruhu hilafına hegemonik bir söyleme dönüştürülerek yürütülen tartışmalara  şahit olmaktayız.

Tartışmayı somutlaştırması açısından Ahmet Hakan‘ın 29.07.2016 tarihli “Sen ne büyükmüşsün hey Atatürk” başlık yazısı örnek gösterilebilir. Ahmet Hakan‘ın yazısı ve hegemonik söyleme eklemlenen diğer yazı ve yorumlar FETÖ‘cü hain  darbe girişiminden hareketle 15 Temmuz öncesinin verili sistemini ve bu sistemin tüm dayanaklarını aklayan, meşrulaştıran hatta geleceğimiz açısından yegâne rol model olarak kodlayan  bir söyleme bizleri muhatap kılıyorlar.


Asgari müştereğimizin vatan olduğu, milleti vesayet altına almaya dönük içeriden ve dışarıdan yapılacak her türlü saldırıya karşı, dünya görüşü ne olursa olsun milletin tarafında olan herkesin, birlik ve beraberlik içerisinde olmasının gerekliliği tartışmadan varestedir. Ancak 15 Temmuz gecesi okunan Selalar eşliğinde sokağa çıkan, tekbirler getirerek kurşunlara yürüyen, “Ya Allah, Bismillah, Allahuekber!” nidalarıyla tankların karşısına dikilen Müslüman halkın destansı mücadelesine ve elde ettiği zafere ortak olmak istemenin de asgari bir ahlakı olmalı!  Maalesef darbe girişiminden bugüne televizyon ekranlarında karşımıza çıkan manzara içler acısı.

Televizyona çıkan kimi emekli asker ve sivil zevat FETÖ‘nün varlığını Kemalizmin tüm iddia ve önermelerinin doğruluğuna delil olarak sunuyorlar. Hatta bu konuda ikna edici oldukları bile söylenebilir! Ahmet Hakan Kemalizmin en yeni müridi olarak önde giden neferlerden birisi olacağını ilan etti bile!

İyi de siz daha katıldığınız programlarda geçmiş darbelere “darbe” bile diyemezkenFETÖ‘yü sokak sokak, cadde cadde direnerek püskürtmüş, hiç hoşunuza gitmese de bu esnada tekbir bile getirmiş bu Müslüman halkın zaferine hem ortak olup hem de 1960, 1980 gibi darbelerinin tesisi ettiği müesses nizamı allayıp pullamaya utanmıyor musunuz?

Cnntürk‘teki programda FETÖ mağduru Balyoz davası sanıklarından bir komutan “Eşi başörtülü subaylar ordudan ihraç edildiğinde kızıyordunuz şimdi anladınız mı?”diye sorabiliyor. Sanki FETÖ üyesi olmanın alametifarikası eşinin başörtülü olmasıymış gibi. Kaldı ki aynı program içerisinde, FETÖ üyesi subayların çoğunun son derece seküler yapıda olduğu hatta kendilerinin bile asla şüphelenemeyeceği kişiler oldukları bizzat kendileri tarafından söylenmişken. Öte yandan madem FETÖ’cüleri temizlediniz o zaman komutanların neredeyse yarısı nasıl FETÖ’cü çıktı? Hakikaten siz aslında kimleri ordudan atıyordunuz?

Bir başka televizyon programında başka bir emekli askeri izliyorsunuz. 15 Temmuzgecesi FETÖ‘yü püskürtüp haklayan sanırsınız ki tekbirlerle yürüyen halk değil deGezi‘den aşina olduğumuz ve kendilerine “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diyen gruplar. Eski komutan özellikle Sela’dan ve tekbirlerden rahatsız olmuş bu arada!

Benim dinlediğim bu emekli asker, yazar takımının 15 Temmuz çözümlemesinden anladığım şu: Hem zaferi sahipleniriz hem de bizim ideolojik amentümüze gelin iman tazeleyin! Sanki bu milletin tarihsel tecrübesi, kayıt altına aldığı hafızası ve yaşadıkları yok! Şimdi bu beyler, biz de FETÖ karşıtıyız, diyerek yanımıza geldiler diye hepimiz her şeyi unutup Altı Ok‘ta mutlu mesut bir şekilde birleşeceğiz öyle mi? Birlik beraberlik de bu olacak?

Kemalistler Müslüman Milletimizin bu şanlı zaferine eğer isterlerse tabii ki ortak olabilirler ki bence olmalılar da. Çünkü o gece ne kadar “göbeğini kaşıyan”“makarnacı” varsa bu memleketi ve demokrasiyi onlar için de kurtardı kuşkusuz. Hatta Cnntürk stüdyolarını bile tekbirlerle aldılar darbecilerin elinden!

Ambulansın arkasına takılan fırsatçı şoför gibi zaferi yağmalayıp bir de zaferin sahiplerine dönüp, FETÖ‘cü vesayet yerine başka bir vesayeti hem de çok bilmiş bir eda ile teklif etmek en hafif tabirle terbiye dışıdır. İçinde bulunduğumuz birlik ve beraberlik günlerinin ruhuna da aykırıdır.   

15 Temmuz‘da Millet iradesini esaret altına almaya kalkışan girişim, FETÖ‘ nün kötücül karakterinden kaynaklandığı gibi aynı zamanda bugün temize çıkarılmak istenen verili sistemin doğal sonucudur. Bu açıdan mevcut sistem muhafaza edildikçe yaşadığımız darbe girişimi ne ilk ne de son olacaktır. Dolayısıyla bilinmelidir ki hangi görünüm altında olursa olsun varoluşumuzu tehdit eden unsurlar, esasında sistem kaynaklı bir sıkıntı olarak kıyılarımıza vuruyor.

Yaşanan darbe üzerinden geçmişin özeleştirisini yapmadan, geçmişi gözden kaçırarak aklamaya çalışan girişimler, Ak Parti’nin varoluşsal amaçlılığına ve milletinCumhurbaşkanı Erdoğan‘a  canını ortaya koyarak verdiği desteğe ipotek koyan ve bugünlerde tedirginliği duyulan olası 2.Dalgadan farksız bir hâl almıştır. Bu tartışma düzeyi, ne mevcut tehdidi ne de muhtemel tehditleri görmemizi sağlar. Hatta 15 Temmuzdirenişinin önümüze çıkarttığı fırsatı ve imkânı peşinen hem de az bir pahaya elden çıkarmamıza yol açar. Eğer tüm bunlar şartların zorladığı ittifaklara ödemek zorunda olunan bedel ise bilinmelidir ki ittifak yapılacak yer yeniden inşa edilecek adil ve özgür Türkiye idealidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.