MEB Çözüm Değil Sorun Üretiyor!
Milli Eğitim Bakanlığı, Yusuf Tekin göreve geldiğinden beri yoğun bir telaş içerisinde her gün yeni bir konuyla gündem oluyor, öğretmenlerin mesleki ve sosyal yaşamını temelden etkileyecek kararlara imza atıyor.
Tekin’in, “Öğretmenlerin okullarda ‘bir eğitimciye yakışır şekilde’ giyinmesini beklediklerini” söyleyip valilikleri bu konuda göreve çağırarak beyaz önlük dayatması ile fitilini ateşlediği tartışmalar hiç hız kesmiyor. Eğitim sisteminin hayati önemde olan sayısız sorun alanı atıl biçimde dururken eğitim kamuoyu son derece gereksiz, faydasız tartışmalarla yoruluyor. İşin kötüsü ise, tartışmalara neden olan kararlar tamamıyla öğretmen camiasının arzusu hilafına gerçekleşiyor, öğretmenin hayatını daha da zorlaştırıyor. Yani MEB, eğitim sisteminin sorunlarına çözüm olmaktan çok sorunları içinden çıkılmaz hale getiren bir mantıkla iş görülüyor. Son bir yılda tartıştığımız konuların sadece başlıklarına bakıldığında bile eğitim mücadelemize dair umutları kıran ahvalimiz görülecektir.
-Eğitimi ideolojik bir aygıt olarak gören yapı içerisinde ideolojik-politik arzularla yenilenen müfredat konusundakitartışmalar henüz devam ederken öğretmen atamalarında adaletsizliği ayyuka çıkaracak mülakat düzenlemesi inatla dayatıldı.
-Eğitimciye yönelen şiddete dair bir çalışmaya şahitlik edilemezken yeni atanan öğretmenin Milli Eğitim Akademisi adlı paralel bir eğitim düzeneğinden geçirilip asgari ücretle çalıştırılması yasalaşma aşamasına getirildi.
-Bir yandan neye yarayacağını kimsenin izah edemediği, sadece öğretmenin iş yükünü artıran bir işlev gören ucube ortak sınav uygulaması apar topar hayata geçirilirken diğer yandan atanmayan 500 bin öğretmenin beklediği gerçeklikte bundan sonra yılda sadece 6-8 bin aralığında öğretmen alınacağı açıklandı.
-Öğretmenlik mesleğini küçük düşüren ve itibarsızlaştıran Kariyer Belirleme Sınavı hali hazırda devam ederken parça parça maddeleri sızdırarak kamuoyunu alıştırmaya çalıştıkları yeni ÖMK taslağı eğitim kamuoyundan saklanarak meclise gönderildi.
-Uzman ve başöğretmenlik bekleme sürelerinin beş yıla düşürüleceği sözleri verilmesine rağmen yeni süreçte bu sürenin önce sekize sonra tekrar on yıla çıkarıldığını, anlamsızlaşmak üzere olan ek ders ücretlerinin artırılması teklifinin reddedildiğini öğreniyoruz.
-Bir tanesi bile öğretmenin hayrına olmayan bunca gündemin başına şimdi de hiçbir yaraya merhem olmayacak rotasyon meselesi yerleştirildi.
MEB tarafından tüm bu kararlar alınırken şeffaf davranılmadı, oldubitti anlayışıyla hareket edildi, muhataplara “ben yaptım oldu” pervasızlığı ile dayatma yapıldı.
En hazin kısmı da şu ki; tüm bu tepeden dayatma kararlar, yoksulluk sınırının 59 bin 353 lira olduğu bir vasatta öğretmenin 34 bin liraya çalıştığı hazin bir gerçeklikte alındı. Belki de tüm bu anlamdan ve faydadan yoksun hengâme, öğretmene yoksulluğunu-yoksunluğunu unutturmak için yaratıldı, suni gündemlerle acıtıcı gerçeklerin üzeri örtülmek istendi.
Bekir BİRBİÇER
Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi

