Özgür Eğitim-Sen

MEB, YÖNETİCİ GÖREVLENDİRME SÜRECİNDEKİ ŞAİBEYİ GİDERMELİDİR

12.05.2019
A+
A-
MEB, YÖNETİCİ GÖREVLENDİRME SÜRECİNDEKİ ŞAİBEYİ GİDERMELİDİR

Milli Eğitim Bakanlığı ile (atamadan sorumlu) yetkili sendika arasında yönetici görevlendirme sürecinde yaşanan ve ibretle izlediğimiz şaibeler silsilesi hız kesmeden devam ediyor. Bu hafta içinde tarafların suçüstü yakalandığı utandıran skandalı daha iyi anlayabilmek için süreci birkaç ay önceden ele almakta fayda var.

Yönetici görevlendirme takvimini 24 Ocak’ta yayınlayan MEB, birkaç gün sonra resmî bir yazı ile takvimi ikinci emre kadar durdurdu. Bu duruma büyük bir tepki gösteren yetkili sendika bu konunun aşil tendonları olduğunu belirterek pazarlık yapmayacakları restini çekti.
Meselenin özü şu idi: 2014 yılı itibariyle yönetici görevlendirme sürecinde ‘’sınavsız ve liyakatsiz’’ 20 binden fazla yönetici ataması yapıldı. Sadece mülakat ile yapılan bu görevlendirmeler sonucunda okul müdür ve müdür yardımcılıklarının yüzde 90’ı mezkûr sendikanın üyeleri tarafından dolduruldu. Durdurulan takvime göre öncelikli olarak 2014’de sınavsız atanan bu idarecilerin yine sınavsız, EK1 puanı üzerinden görevlendirilmeleri, bir ay sonrasında da ilk defa ve sınavla idareci olacak yöneticilerin görevlendirilmeleri yapılacaktı. 2023 Vizyon Belgesi’nde ve konuşmalarında vurguladığı üzere Bakan Ziya Selçuk, eğitim yöneticilerini kariyer ve liyakat ilkeleri doğrultusunda görevlendirme iddiasındaydı. O yüzden mevcut yöneticilerin de ilk defa görevlendirilecek idarecilerle, sınavla ve eş zamanlı olarak atanmaları için takvimin durdurulduğu dile getirildi. Zira mevcut yöneticiler sınavsız şekilde görevlerine başladıktan sonra ilk defa görev alacak idarecilere kıyıda kenarda kalmış okullar kalacaktı. İşte gürültü bu aşamada koptu. Proje kapsamındaki okulları ve prestijli tüm okulları ehliyet ve liyakat gözetmeksizin belirledikleri kişilerce dolduran sendika yöneticileri feryat etmekte gecikmedi ve mevcut yöneticilerin kazanılmış haklarını gerekçe göstererek ‘’bu konu aşil tendomumuzdur, kırmızı çizgimizdir’’ diyerek sert bir tavır koydu. Sonuçta da beklendiği gibi bir ay sonra açıklanan yeni takvim eskisi gibi önce mevcut yöneticilerin sınavsız-liyakatsiz şekilde yer değiştirmeleri, onlardan arta kalan boş okullara da ilk defa idareci olacakların sınav ve mülakatla görevlendirilmeleri şeklinde gerçekleşti.

MEB’in varlığını bir paravana dönüştüren, insanların adalet duygularını yerle bir eden, haksızlık ve istismarın liyakat sahibi birçok yönetici adayını sistem dışına ittiği bu yaşananlar yetmezmiş gibi geçtiğimiz günlerde yaşananlar rezaletin sınırının olmadığını ortaya koydu. MEB’in 3 Mayıs’ta sona ermesi gereken başvuru süresini 7 Mayıs’a uzatmasıyla açığa çıkan şeyler sürece dair büyük bir şaibenin oluşmasına neden oldu. Basına da yansıdığı üzere bazı sendika yöneticilerinin sürenin uzatılmasından saatler önce yöneticilerine mesaj atarak başvuruların uzatılacağını bildirmeleri ve henüz tercih yapmamalarını istedikleri şeklindeki duyumlar eğitim kamuoyunda infiale yol açtı. Çünkü bazı merkezlerde tercihlerini yapan yönetici adaylarının tercihlerinin ifşa olması sonucu tercih yapmayanların tercih listelerini yenilediği ortaya çıktı.

Başvuru yapanlar, ’’tercihlerime bakıp birilerinin tercihlerini değiştirecekler’’ düşüncesine kapılınca yaşanan şaibeyi düzeltmek isteyen MEB, yeni bir yazı yayınlayarak uzatılan sürede ‘’sadece başvuru yapamayanlara ya da yanlış tercih yapanlara başvuru hakkı verilmesini’’ belirtti. Ancak bu tedbirin zihinlerde oluşan şaibeyi gidermesi mümkün olmadığı izahtan varestedir.

ÖZGÜR EĞİTİM-SEN olarak yaşanan tüm bu skandal niteliğindeki olayları ibretle izliyoruz. Okulların müdür ve müdür yardımcılığına sendikasının üyesini getirmeyi mevzi kazanma ve kadrolaşma olarak gören ve bunu beka meselesi yapan zihniyetin, bu uğurda kamu vicdanını yaralayarak adalet duygusunu tahrip etmesini, koskoca devletin personel istihdamını bir sendikanın inisiyatifine bırakan ciddiyetsizliği memleketin geleceği açısından endişeyle izliyoruz.

ÖZGÜR EĞİTİM-SEN olarak sürecin başından beri şu çağrıyı yapıyoruz ve yinelemek istiyoruz;
Devlet ve onun bir parçası olan MEB varlığına sahip çıkmalıdır. Kendisini başkalarının çıkar ve ikbal aygıtı olmaktan çıkarmalıdır. Bunun temel göstergesi de iş ve işlemlerini makul ve meşru şekilde yürüterek gerçekleştirebilir.  Yönetici atama sürecinde de yapılması gereken budur. Bu şartlar içerisinde en nesnel ve herkesin rıza göstereceği, şaibe barındırmayan ölçü, merkezi sınavdır. Mevcut yöneticiye de ilk defa başvuran yönetici adayına da birbirleriyle yarışabilmeleri için aynı sınav yapılmalı ve eş zamanlı görevlendirilmelidirler. Emaneti ehline veren, liyakati gözeten bir anlayış hâkim kılınmalıdır.
Mezkûr sendikayı da akl-ı selime davet ederek şu hatırlatmayı görev addediyoruz: Eğer öğretinizi hâkim kılmak istiyorsanız bunu; haksızlığa, adaletsizliğe sapmadan, kul hakkı yemeden, kimseyi mağdur etmeden, toplumda kamplaşmaya kutuplaşmaya yol açmadan, partizanlık ve tarafgirlik batağına düşmeden, zulme bulaşmadan en doğru ve en dürüst yöntemlerle yaparsanız kazanırsınız. Aksi takdirde zulüm ile âbâd olunmayacağını bir gün hatırlasınız fakat artık âhirinizin berbâd olduğunu, çok geç kaldığınızı anlarsınız. 

ÖZGÜR EĞİTİM-SEN YÖNETİM KURULU

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.